Anasayfa Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle   |   Bize Ulaşın   |   Künye                  

Anasayfa Haber Politika Ekonomi Dünya Spor Magazin Yazarlar Arşiv Reklam Seri İlan E-Gazete
Arama  
YAZARLAR
Fatih Bayraktar

Lefkoşa çocuk yuvası’nda kişileri değil sistemi eleştirme zamanıdır

   Fatih Bayraktar
         



Star Kıbrıs’taki yazılarıma eski sıklıkta devam edemiyorum. Bu diğer sorumluluklarımın biraz daha fazla ağır basmasının yanında artık kendi alanım olan çocuk ve ergen psikolojisiyle ilgili yazı yazmaya özen göstermeye başlamamla da ilişkili aslında. Bu köşede yayınlanan son yazım da zaten çocuk haklarıyla ilişkiliydi. O yazıda Kuzey Kıbrıs’ta çocuk haklarını ihlal eden başlıca kurumun devletin kendisi olduğunu örnekler vererek açıklamaya çalışmıştım. Bugünkü yazı da aslında bu yazının devamı niteliğinde bir bakıma.

Malumunuz; Lefkoşa (kimilerine göre Çağlayan) Çocuk Yuvası yine bir olayla gündeme oturdu. İki ergenin kurumdan kaçmasıyla bulunması arasında geçen bir haftada ve geçen günlerde bulunmalarının ardından bugün halen konu tüm sıcaklığıyla tartışılmakta. Ancak nasıl tartışılmakta? Cevaplanması gereken öncelikli soru bu. İlk anda göze çarpan kurumla ve olayla doğrudan ilgili yetkililerin dışında bir grup insanın (ki bu insanların büyük çoğunluğunu siyasiler ve gazeteciler oluşturuyor) gündem ve sansasyon yaratma amaçlı bir dolu laf ettiğidir. Bu lafların ne kadarının doğru ne kadarının yanlış olduğu ise henüz sorgulanmamaktadır. Herkesin gazeteci kesildiği, hele hele bir gece önce meyhanede alınan bilginin ertesi gün manşetlere taşındığı bir ülkede yaşıyorsanız ve eğer bir nebze olsun medya okur yazarıysanız, zaten yazılanların yüzde doksanını dikkate almamanız gerektiğini öğrenmişsinizdir. Siyasi ortamımızın hali ise ortadadır. İnsanların yüzlerine bakıp vaatler verildiği ve çok değil bir ay sonra sanki o vaatleri uzaylılar vermiş gibi davranan bir grup insanın arenası haline dönmüştür siyaset meydanımız. Bu nedenledir ki siyasi erk sahibi kim olursa olsun onların laflarıyla da olaya bakamayacağımız aşikardır.
Peki kime kulak vermelidir? Bence kimseye. Neden mi? Çünkü kimse bugüne kadar çıkıp olan olayın ardındaki sistem sorununa odaklanmamıştır. Şu anda kurumdaki annelerden, eğitmenlere ve idari personele kadar herkes sorgulanmakta, kelle avcılığı yapar gibi suçlu aranmaktadır. Bir sendika yetkilisi çıkıp olayın sorumlusunun kurumun başındaki bakan olduğunu söylebilmektedir. Başka biri Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ndeki müdür ve ekibini topa tutmaktadır. Herkes artık susmalı ve kendisinin haricindeki herkesi suçlamaktan ve sorumlu kılmaktan vazgeçmelidir. Bu noktadan sonra yapılması gereken yuvadaki sistemin sorgulanması ve yeni bir sistemin oluşturulabilmesi için süratle girişimlerde bulunulmasıdır.
Bu bağlamda buradan şunu duyurmakta bir sakınca görmüyorum. Son beş aydır Lefkoşa Çocuk Yuvası’na gönüllü olarak katkı koyan bir uzman olarak kurumun bağlı olduğu Sosyal Hizmetler Dairesi’ne çözüm önerileri içeren bir rapor hazırlamış bulunmaktayım. Bu önerilerden en önemli ikisine yalnızca başlık olarak burada yer vermek istiyorum:

1- Kurumun biran önce özerk bir yapıya kavuşması diğer bir deyişle ‘devlet katkısının maksimum, devlet müdahalesinin minimum’ olacağı koşulların yaratılması,
2- Kurumun “Çocuk Yuvası” ve “Gençlik Evi” olarak yeniden yapılandırılması, gerekli nitelikli ve eğitimli personelin bu yapılandırılmaya paralel biçimde istihdam edilmesidir.
Bu koşullar sağlandığında kurumun kendi sağlıklı iç dinamiklerine kavuşması için hiçbir engelleyici faktör olmadığına inanıyorum. Yeter ki Lefkoşa Çocuk Yuvası’nın çocukları ve gençleri karar mekanizmalarına katan, şeffaf ve demokratik bir ortam olarak var olmasına ve yaşatılmasına tüm paydaşlar olarak niyet edelim.
  Haber tarihi 09.02.2012                  Bu haber 522 defa okunmuştur

Yorum Yaz Yazdır



Bugün Yazan Yazarlar

Editörden
İşte demokrasi budur
Erçin Şahmaran
Kırk yıldır avutulan şehrin sesi

Diğer Yazarlar

Yurdagül Beyoğlu
Din İşleri Başkanı’na gösterilen tepkiler maksatlı
Gözde Bekir
Vatandaşlık Yasası sonunda geliyor!
Mihrişah Safa
LONDRA’DA BİR TARİH HAZİNESİ
Nupelda Karabuğday
Kadınları anlama sanatı
Yusuf Kanlı
Solar enerji ve KKTC
Özcan Özcanhan
Gazetecilik öldürüldü mü ?
İpek Halim
Güzel Ekran: BRT
Hakkı Şener
Safa tepesi
Vedat Yorucu
TC Merkez Bankası’ndan gizli faiz indirimi
Fahriye Özay
İnsan olmak
Erkan Eğmez
Değerli okurlar yazılacak o kadar çok konu var ki
Ayşe Tural
Baharın esintisiyle…
Mehmet Çağlar
Eğitimde evrensel değerler
Radar Reşat
Seçim sonuçları ne mesajlar verdi?
Tansel Fikri
Thatcher’ı Kıbrıs Türkü unutmayacak
Mehmet Hacıarif
Ünal Eti’nin kina gecesinden bir kare – yil:1972
Fatih Bayraktar
Kıbrıs Türk Psikolojisi Nereye?
Serhat Yalçın
Yoldaki kan
Niyazi Ergülen
Türkiye de Bir seçimin anatomisi
Salih Doğrusöz
Mevhibe CANGİL kimdir?
Okan Veli Şafaklı
KKTC’ye özgü ithalata dayalı kalkın(ma) modeli!..
Şafak Karataş
Türkiye'de ''Akil İnsan'' Kavram Kargaşası
Serkan Güzel
BATAKLIKLA KONUŞAN ADAM
Metin Silman
Neden böyle oldu?
Dr. Mustafa Ertanın
Değerli okurlarım,
Oğuzhan Öztürk
Orijinal Yoga Sistemi ile sağlık'
Yeşim Öztopraktan
Beşparmaklar Bakanlığı
Konuk Yazar
Tıpkı bizdeki gibi!
Ekrem Günaydın
ABD seçimleri ve Johnson
Emir Abdurrahman Bulut
Nereye gidiyoruz
Hüseyin Enginsoy
Yaşlanma ve Göz Sağlığı
Tülin Tuncer
Bilim için ölen kadın
Şebnem Ersoy
Evlilikte “ALDATILMAK” Kabusu
Mustafa Ulaş
Vatandaşlıkta “hakça” bir düzenleme yapılmalı
Nihan B. Yücel
Hava sizi vurdu mu?
Mustafa Ahmet
İşin içinde iş var
Serdar ARAPOĞLU
Petunyalar ve özel renkleri
Dervis Eksici
KKTC’nin yapılandırılıp kusumsallaşması şart
Hüseyin Turan
D Smart 264. Kanal ve Türksat 3/A'da “Kıbrıs Saati”
Hamit Arslan
Kur'an-ı Kerim'den öğütler
Erdem Çağlayan
Övmek ve yermek için henüz erken
Dr. A. Tohumcu
Kapıda bekleyen şeker
Teoman Turan
Taciz için yasal düzenleme gerekiyor
Esra Türkel
“Hayatımın Acı Öyküsü”


ANKET

Maraş Rum tarafına verilsin mi, verilmesin mi?
Evet (% 37)
Hayır (% 62)
İlgilenmiyorum (% 1)
Diğer Anketler