Başarmak, yaşamın anahtarıdır…

Hepimiz, yaşamın bir ucundan tutuvermişiz uçurtma misali… Bir o yana bir bu yana uçarak hatta savrularak yaşama tutunmaya çalışıyoruz.
Hepimiz, yaşamın bir ucundan tutuvermişiz uçurtma misali… Bir o yana bir bu yana uçarak hatta savrularak yaşama tutunmaya çalışıyoruz. Ne kadar insan varsa, neredeyse bir o kadar da yaşama bakış ve yaşamı farklı algılayış var. Yaşarken içinde bulunduğumuz toplumun kurallarını, sosyal yapısını ve öz değerlerini hiçe sayamayız. Onlara da olabildiğince saygı göstermek zorundayız. Öte yandan yaşamımızın güzellikler içinde geçmesi için, huzur ve maddesel zenginlik arayışımız da sürüyor.

Öyleyse siz gençler!

Bu yaşam denizine, hatta yaşam okyanusuna balıklama dalamazsınız. Önce donanımlı olmalısınız. İşte bu noktada önce kendinizi gözden geçirmelisiniz. Aile, okul ve çevre üçgeninde gelecekte size gerekli olan deneyimlerinizi arttırmalısınız. Neler mi bunlar? Öncelikle kendinizi tanımak… Eksiklerinizi bulmak ve o yönünüzü güçlendirmek… “Ben kimim?” sorusuna cevap aramakla başlayabilirsiniz işe… Benim hangi özelliklerim var? Bunların kaçını geliştirebilirim? Geliştirmek için hangi çalışmaları yapmalıyım?

Ben nasıl bir insan olmak istiyorum? Toplumda söz sahibi olan, hedeflerine odaklı, kararlı, sevecen, özverili… Hedeflerim neler? 20 yaşıma geldiğimde, ne yapıyor olacağım? Hangi üniversitede eğitim görüyor olacağım. Ya 30 yaşımda mesleğimin zirvelerine doğru yol alıyor olmalı mıyım? 40 yaşımda nelere sahip olacağımı ŞİMDİDEN tasarlamalıyım. Kısacası hayatınızı programlamalısınız. Tıpkı bir bilgisayar programcısı gibi…

Ana çizgileri belirlediğinizde, başarıya odaklandığınızda, onu renklendirmek o kadar kolay ki! Bu neye benziyor biliyor musunuz? Kocaman bir eve sahipsiniz… Size, evin içinin döşenmesi, renk seçimi, aksesuarlarını almak kalmış… Zaten işin en zevkli yanı da burası… Başarı, size mutluluğu da zenginliği de, ruhsal ve bedensel gücü de getirecektir inanın bana. En çok da YAŞAMA SEVİNCİNİ…

Bu sözlerim size kimi hatırlatıyor? Elbette sevgili hocanız Münife Sevinç’i… Yıllardan beri kimlerin hayatına damgasını vurdu? Kimler başarılarındaki en büyük payı ona ayırıyorlar?

MÜNİFE SEVİNÇ DERSANESİ

Münife Hanımla dostluğum Lefkoşa Türk Maarif Kolejinde 1982- 1992 yılları arasındaki öğretmenlik yıllarıma rastlar. Daha sonra da arkadaşlığımız sürdü gitti. Gerçek dostluklar böyledir aslında… Uzun soluklu ve karşılıksız… Zaman zaman özel öğrencilerine Türkçe kompozisyon konularında destek dersleri verdim ve hala veriyorum. Bu da nereden baksanız 7 yılı buldu. Az bir zaman değil. Belli çizgilerin üstünde başarılı olan gençler onunla… Hırslı, tuttuğunu koparan, ne istediğini bilen ve hedeflerini çok önceden belirlemiş gençler… Tıpkı yazımın başında belirttiğim gibi… Onlar da söyleşi sonrasında duygu ve düşüncelerini bana yazdılar…

“ Sayenizde hayata bakarken taktığım at gözlüklerini, bir daha takmamak üzere çıkardım. Sayenizde hayata başka bir yönden bakıyorum. Konuşmalarınızla, beni ve arkadaşlarımı olumlu yönde etkilediğinizden emin olabilirsiniz. Dünya harikasısınız… Her şey için teşekkürler… “ İZEL CAZIMOĞLU

“ Dünyanın güzelliklerinin farkında olmamı sağladığınız için size teşekkür ederim. Sizi tanıdığım için çok şanslıyım.” NURTEN

“ Bu konuşmanızdan kendimize daha fazla değer vermemiz gerektiğini anladım. Öfkemizi kontrol etmemizin önemini kavradım. Öfkemizi, onu hak etmeyen masum insanlara yönlendirmemiz gerektiğini bir kez daha hatırladım. Zekamın gücünün ve yapabileceklerimizin farkına vardım. Son olarak bu günden itibaren, sahip olduklarım için şükretmeyi unutmayacağım. Her konuda farkında olmamıza yardımcı olduğunuz için size çok teşekkür ediyorum.” VOLKAN

“ Ben bu konuşmanızdan, mutlu olabilmek için önce kendimizi tanımamız gerektiğini, kendimizle barışık olmamız gerektiğini anladım. Eğer bir insan mutlu olmak istiyorsa, başkalarının yaptığı negatif şeylerden etkilenmemeyi öğrenmelidir. “ METE

“ İnsana nasıl değer verileceğini ve insan sevgisinin içerlerde bir yerlerde yattığını fark ettim. Siz konuşurken ağzınızdan çıkan her kelimeyi dikkatle dinledim ve bir sonraki için de heyecanlandım. Aslında Ayşe TURAL’ın anlattıkları, günlük yaşamımızda her yerde mevcut… Bu da benim bazı şeylerin farkında olduğumu anlamama yardım etti. Çok iyimser ve hayat dolu bir öğretmen… Şu anda bana öyle bir enerji ver di ki elime geçirdiğimilk kağıda, destan yazmak isterim.. Umarım hayat o tatlı ve sıcak gülüşlerini, o güzel yüzünden eksik etmesin ki, bu deneyimlerini başkalarına da aktarabilsin…” BARKIN

“ Biz minik goncaları açtıracak kelebeklerden birisiniz… Daha çok zamanımız olsa keşke ve sizi dinlesek… “ GÖNENÇ

“ Bugün şans diye bir şey olmadığını, aslında herkesin kendi şansını kendisinin yarattığını öğrendim. Aslında şans diye bildiğimiz şeyin FIRSATLARdan ibaret olduğunu ve bunları değerlendirebilmek için de çok çalışmamız gerektiğini anladım…” ATAMAN

“ Bu konuşmadan anlıyorum ki insan, kendine güvenirse, bütün zorlukları engelleri aşabilir. Bizi bu konuda ve yaşama sevinci hakkında bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim…” ECEM

“ Bu konuşmanızın benim hayatımda bir dönüm noktası olmasını bekliyorum. Bu kısa süreli öğütler, beni negatif olmaktan çıkarıp pozitif düşünmeye itti. Çok teşekkür ediyorum. Saygı ve sevgilerimle…” ÇAĞKAN CANATEŞ

“ Bana, pozitif enerjinin hayatta ne kadar önemli rol oynadığını öğrettiniz. Ayrıca kendimin ne kadar özel olduğunu anlamamda yardımcı olduğunuz için size çok teşekkür ederim.

Bana başka söz kalmadı. Sevgili gençler, kısa ve öz olarak o kadar güzel ifade etmişler ki… Sevgiyle kalın gençler… Her başarınızda sizi yürekten alkışlayacağımı asla unutmayın… İnanın en çok ben sevineceğim…
Bu haber 278 defa okunmuştur

:

:

:

: