Fatih projesi

6 Ocak 2012 Cuma günü sizlerle buluşturduğum “Üç Maddelik Yeni Devlet” başlıklı yazımda KKTC’nin isminin ve yasal düzenlemelerinin değiştirilmesi düşüncesinin var olduğunu anlatmıştım.
6 Ocak 2012 Cuma günü sizlerle buluşturduğum “Üç Maddelik Yeni Devlet” başlıklı yazımda KKTC’nin isminin ve yasal düzenlemelerinin değiştirilmesi düşüncesinin var olduğunu anlatmıştım. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu “Ben KKTC isminden rahatsız değilim” dese de, son günlerde bu konu sıkça konuşuluyor. Hem Kıbrıs’ın kuzeyinde hem de Türkiye kamuoyunda.
Önemli bir kaynaktan öğrendiğim ve aylar öncesine dayanan önemli bir düşünce idi bu. Öncelikle “Üç Maddelik Yeni Devlet” başlıklı yazımdan bir hatırlatma yapalım;

“Öncelikle şu bilinmelidir ki içinde bulunduğumuz yıl itibarı ile Kıbrıs’ta ve özellikle kuzey de önemli değişiklikler olacak. Yeni bir devlet yapısı kurulacak. Bu konuyla ilgili önemli bir kaynaktan önemli bilgiler aldım. Bu yapının hayat bulması için en başta üç temel madde, üç temel gerekçe var;

1-Uluslar arası arenada önü tıkanan Türkiye’nin önünün açılması;
Bununla, çözüm için referandumda “Evet” dediğimiz ANNAN planında ki gibi iki devleti oluşturacak yapının bir ayağı olan “Kıbrıs Türk Devleti” oluşturmak. Bilindiği gibi İslam Konferansı Örgütü de KKTC’yi “Kıbrıs Türk devleti” adıyla kabullendi.

2-Türkiye’nin ödediği tazminatlar;
Yeniden oluşturulacak devlet yapısında, yasalarla 1974 öncesinde Rum malı olarak geçen yerlerde, bugün yaşayanların ödenen tazminatlara katkısının sağlanması.

3-KKTC içte tıkanmış, kangren olmuş durumda;
Yani siyasi mekanizmadan, tüm kurumlara, tüm alanlara, eğitime, sağlığa ve aklınıza gelebilecek her yere bulaşmış olan sistemsel sorunlardan kurtulmak.

Tüm bunlar güney Kıbrıs AB dönem başkanlığını almadan bitirilecek. Özelleştirmeler devam edecek. Kamu küçültülecek. 16 bin olan kamu çalışanı sayısı 6 bine indirilecek. Maaş ve diğer haklar Türkiye’deki düzeye göre ayarlanacak”.

Kuzey Kıbrıs’ta yaşanacak değişimlerle, 1 Temmuz 2012 tarihi itibarı ile yani Güney Kıbrıs’ın “Kıbrıs Cumhuriyeti” adı ile AB dönem Başkanı olmasından sonra, müzakerelerin bir “B” planına ile sonlandırılması amacı var. Esas mesele bundan sonra. Müzakerelerin ebediyen sonlandırılması sadece Kıbrıslıların veya garantör ülkelerin uhdesinde olan bir durum değil. Bu işin başka başka aktörleri de var. Bana göre böyle bir durum mümkün değil.

Yaklaşık üç ay önce Kıbrıs’ın kuzeyinde değişimler olacak dedik. Aldığımız bir başka duyumda KKTC eğitim sisteminin de bu değişimden etkileneceği. Türkiye de uygulanmaya başlanan “Fatih Projesi” KKTC’de uygulanmaya başlanacak. Bunu önce Türkiye Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer daha sonrada KKTC Milli Eğitim Bakanı Sayın Kemal Dürüst seslendirdi. Fatih projesi çağdaş ve altyapı mekanizmasını olumlu anlamda düzenleyecek bir sistem. Fakat KKTC için farklı yönlerinin olacağı iddia ediliyor. Bu bir iddia. Tıpkı KKTC’nin adını değiştirileceği gibi. Bu anlamda özellikle meslek liseleri tek olmak üzere, ülkenin belli bölgelerinde olacak. Örneğin İlahiyat Lisesinin sadece Lefkoşa da, Tarım meslek lisesinin sadece Güzelyurt, Turizm meslek lisesinin sadece Girne de gibi. İlahiyat lisesinde kampus şeklinde bir sistem olacak. Öğrencilerin dıştan etkilenmemesi için gündüz eğitiminden sonra gece eğitimleri de yapılacak. Yani Sayın Erdoğan’ın söylemiyle “Dindar bir gençlik” için KKTC de düğmeye basıldı.

Tüm bunlar yıllar içerisinde yanlışa yanlış ekleyerek yaratılan ve Kıbrıs Türk insanının değer yargılarını, sosyal hayatını, birlik beraberliğini, kültür yapısını bozan, haksız hukuksuz, adaletsiz bir ganimet düzeninin parçası yapan 37 yıllık rejimin sonuçlarıdır. Ama durmak yok. Yola devam. Devletin tüm olanaklarını iktidar aşkına gollifa gibi serpiştirin. Memlekete zerre katkısı olmayan insanları vatandaş yapın. Stratejik tüm kurumları sırf siz istediniz diye elden çıkarın. Vakıf mallarını yaranma uğruna ne olduğu belli olmayan merkezlere sessiz sedasız hibe edin. Uluslar arası hukukun işlemediği, kendi iç hukukununsa şüpheli olduğu bu ülkeyi çöplüğe, atık malzeme deposuna, doğasının taş ocaklarıyla yağmalandığı bir sorma gir hanına dönüştürün. Söyledik ya durmak yok. Yola devam.
Bu haber 467 defa okunmuştur

:

:

:

: