Teşekkürler çocuklar

Yarın Anneler günü. Öncelikle tüm annelerin anneler günü kutlu olsun. Anneler ve babalar, insan hayatının karar vericileri. Ve çocuklar. Bir evin ev gibi olma sebepleri. Rahmetli babacığım her zaman söylerdi “Çocuğu olmayan yaşlanmaz” diye. Gerçekten doğruymuş.
Yarın Anneler günü. Öncelikle tüm annelerin anneler günü kutlu olsun. Anneler ve babalar, insan hayatının karar vericileri. Ve çocuklar. Bir evin ev gibi olma sebepleri. Rahmetli babacığım her zaman söylerdi “Çocuğu olmayan yaşlanmaz” diye. Gerçekten doğruymuş.

Okula gittim. Sınıfta yok. Bahçede yok. Hiçbir yerde yok. Nerde bu çocuk? Çılgına döndüm. Nihayet. Okulun dış kapısında. O bakışı, o korkusu. Yüzünde, gözlerinde kötü bir şey yapmış gibi bir suçluluk hali. Sarıldım. Hatalı sen değilsin. Hatalı, seni yanlış yerlerde arayan benim dedim. En basit haliyle baba olmak böylesi bir korkuyu yaşamaktır her halde. Bir baba oğluna “Oğlum seni çok seviyorum” demiş. Oğlu da cevap vermiş “Biliyorum baba. Bende oğlumu çok seviyorum”.

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanlar olarak çocuklarımıza çok düşkünüz. Çocuklar söz konusu olduğu zamanlarda tüm sorunlar bir kenara atılır. Öncelik onlardır. Bu hem aile yapısı içinde hem de, toplum yapısı içinde geçerli olan bir durumdur. Önümüzde son zamanlara ait çok canlı iki örnek var.

Turan Katırcıoğlu. Henüz 4 yaşında idi. Akciğer kanserine yenik düştü. Minicik bir beden, koskocaman bir illete yenildi. Yaşı küçük derdi büyüktü. Aylarca mücadele etti. Olmadı. Geriye babasının kötü haberi duyurduğu şu cümleler kaldı; “Herkes melek gibi bir çocuk olduğunu söylerdi. Bu sabah 04.30 da tam bir melek oldu. Koçum. 2-3 ay dediler. 17 ay kahramanca savaştı. Herkese çok şey öğretti. Biz onun sayesinde güçlü olmayı öğrendik. Ağlamamızı hiç istemedi. Gururdan ağlıyoruz. Yüce Allahım bize böyle özel bir çocuk bağışladığın için şükürler olsun. Oğlumuz ile gurur duyuyoruz. Teşekkürler oğlum. Yaşam pınarım. Koçum. Aslan parçam”.
Mustafa Diker. Turan gibi KKTC’yi yasa boğdu. Hak etmediği ölümü 7 yaşında, hayatı tanımadan tanıdı. 6 Nisan tarihinde kaybolduğu açıklandı. Günler geçti haber alınamadı. Anne ve babası yardım feryatları ile gözyaşı döktü. Bir hafta sonra cansız bedeni çöplükte bulundu. Baba itiraf etti. “Karşı cevap verdi. Ödevlerini yapmadı. Dövdüm. Banyo yaptırdım, başını musluğa çarptı” dedi. Ama dahası da vardı. Bırakın baba olmanın, insan olmanın rezilliğe dönüştüğü olaylar çıktı gün yüzüne.
Bir yanda çocuğunu yaşatmaya çalışan bir aile ve baba bir yanda kendi oğlunu iğrenç emellerine alet ederek katleden bir başka baba. İkisi de bu ülkede. Biri kaybettiği çocuğuyla gurur duyuyor. Bir diğeri cezaevinde cezasını bekliyor. Birinin vicdani huzuru var. Diğerinin vicdani müebbetti.

Hem minik Turan’ın hem de minik Mustafa’nın ortak bir yönleri var aslında. Her ikisini de çok sevdik. Her ikisi içinde çok üzüldük. Bu toplum ikisini de kendi öz evladı gibi sahiplendi, benimsedi. Birçok ayrık noktaya rağmen toplum hem Turan hem de Mustafa için bir araya geldi. Birinde umudu besledi, diğerinde öfkelendi ve gidişatımızı sorguladı.

Hayatın olduğu yerde çaresizliklerde, ölümlerde, doğumlarda olacaktır. Ve çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek ayırımı aranmayacaktır. Mutlak gerçek elbette budur. Herkesin yaşına yakışan bir hayatı yaşaması en önemli insan hakkıdır. Son söz insan olmayı en kötü gerçekle bize bir kez daha hatırlatan Turan ve Mustafa’ya; Teşekkürler çocuklar.

Bu haber 467 defa okunmuştur

:

:

:

: