Bam teli: Eşitlik

Kıbrıs sorunu ile şu veya bu şekilde ilgilenenlerin tümü kabul edeceklerdir ki 1968’de başlamasından bu yana Kıbrıs görüşmelerinde adadaki iki halk arasındaki paylaşım sorununum ele alınmamış hiçbir veçhesi kalmamıştır.
Kıbrıs sorunu ile şu veya bu şekilde ilgilenenlerin tümü kabul edeceklerdir ki 1968’de başlamasından bu yana Kıbrıs görüşmelerinde adadaki iki halk arasındaki paylaşım sorununum ele alınmamış hiçbir veçhesi kalmamıştır. 45 yıla yaklaşan bu görüşme sürecinde ne denenmeyen yöntem kalmış ne de herhangi bir sebeple müzakere edilmemiş bir detay kalmıştır.

Dahası, Kıbrıs sorunuyla ilgilenenlerin tümü bu probleme nasıl bir çözüm getirileceğini, çözümün ne olması gerektiğini de gayet net görmektedirler. Tamam, bir kısmı ülkelerinin siyasi çıkarı nedeniyle, bir kısmı başka uluslar arası hesaplar peşinde olduğundan, kimisi Yunan-Ortodoks dayanışması nedeniyle, bazıları da sadece Türk düşmanlığından dolayı görmeyi, kabul etmeyi reddetmektedirler. Ama Rum kesimi bile gayet net olarak biliyor ki Kıbrıs sorunun çözümü ancak ve ancak adanın iki halkının, yani Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarının adadaki “kurucu irade” sahipleri olarak siyasi eşitlik temelinde adanın bağımsızlığını ve egemenliğini eşit paylaşmalarıyla mümkün olacaktır.

Saatlerce, günlerce, haftalarca hatta isterseniz yıllarca “eşitlik nedir” üzerinde polemikle uğraşır, bir birimizi oyalar dururuz. Veya isterseniz “görüşme masasında eşitiz ya” yalanı ardına sığınıp konuyu görüşmeden ve asla kabul etmeden bir kırk yıl daha çözümsüzlüğün ateşine yakıt da taşımaya devam edebilirsiniz. Ancak, bu işin bir noktada sona ereceğini, ermek durumunda kalacağını bilmek de gerekir.

Bizim Türkiye Dışişleri Bakanlığı aklı evvelleri ile Kıbrıs’taki görüşme ekibi artık daha net konuşmaya, gerçekleri daha sesli dillendirmeye başladılar. Mesela sevgili Doç. Dr. Kudret Özersay geçen hafta verdiği bir konferansta “Eğer Kıbrıs sorunu çözülecekse, bütün her şey de denendiği için ortaya çıkacak olan çözümün ne olacağı üç aşağı beş yukarı bellidir. Bu yüzden aslına bakarsanız Kıbrıs sorunu bitmiştir” deyiverdi…
Ne imiş peki bu çözüm? Eeeh, eğer Rumlar bizimle al-ver görüşmelerine otururlar ise, Ankara ile görüşme hülyasını bir tarafa bırakıp, görüşmelerin kendileri ile Kıbrıs Türk tarafı arasında “eşitler arasında” olduğunu kabul ederlerse kısa zamanda ortaya çıkacakmış…
Yani çok güzel başlayan bir açıklamanın bu kadar muğlak, kaypak ve belirsiz bir şekilde sona erdirilmesi ne kadar yazık.

De Özersay kardeşim, açıkça, mertçe… Çözüm var mı ufukta? Hani bizim sevgili Reha Muhtar naifce soruyordu ya kamyonun tekeri altındaki adama “Acı var mı acı?” Allah aşkına, teşhis doğru:

- Eğer bir gün Rumlar Türkiye ile görüşmeyi bırakıp muhataplarının Kıbrıs Türk tarafı olduğunu samimi olarak kabul ederlerse;
- Eğer Kıbrıs Türk halkı ile “iki ortağın siyasi eşitliği” temelinde samimi olarak çözüm görüşürler ise;
- Eğer siyasi eşitliğin sayısal eşitlikten farklı bir kavram olduğunu ve son olarak Kofi Annan’ın bir zamanlar altını çizerek belirttiği gibi “adanın iki halkı arasındaki ilişki bir azınlık-çoğunluk ilişkisi değil, aynı ana vatanı paylaşan iki halk ilişkisidir” noktasına gelebilir ise, çözüm işte o zaman mümkündür.

Gerisi faso fiso…
Değil 44 sene 440 sene de görüşülse, görüşenlerden birisi “Ben hükümetim, azınlığım benden ne istiyor” havasında ise, dünya bir halkı adanın sayısal fazlalığına ve hakeza hükümet imkanına sahip çoğunluğunu “tek meşru hükümet” diğer halkı ise o meşru hükümetten bazı ayrıcalıklar talep eden azınlık olarak görüyorsa istediğiniz kadar tarafların görüşme masasında eşit olduğunu söyleyin, çözüm ulaşılması mümkün olmayan bir hayal olmaya ve öyle kalmaya mahkumdur.

Ne diyor Özersay?
“O kadar uzun süredir müzakereler devam ediyor ki, 44 yıldır denemedik yöntem, lider, genel sekreter kalmadı. Her şey denendi. Buna rağmen Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm bulunamıyorsa, bunun sebebinin başka şeyler olduğu ortaya çıkıyor. Taraftarın birbirine güvenmediği, taraflar arasında eşitsizlik olduğu ortaya çıkıyor.”
Helal olsun… İşte bu… Anlatmalı dünyaya bu durumu. İzah edilmeli en net bir şekilde. Görüşme zemini değiştirilmedikçe; iki taraf karşılıklı ve eşit statüde al-ver sürecine girmemesi durumunda; dünyanın da onları o şekilde kabul etmedikçe bir çözüm mümkün olmayacaktır.

İşin bam teli iki halkın siyasi eşitliğinin kabulündedir.
Bu haber 278 defa okunmuştur

:

:

:

: