Değişim veya değişim…

Bir süredir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde değişik bir siyasi esinti yaşanıyor.
Bir süredir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde değişik bir siyasi esinti yaşanıyor.
Rüzgâra dönüşür mü? Kasırga olur mevcut siyasi kalıntıları süpürür mü? Yoksa sıcak yaz gününde şöyle hafif rahatlama sağlayıp tam da “Oh be, ne güzel esti” denildiği anda sönüp yerini daha da yoğun nemli bungunluğa mı bırakacak?
Henüz çok erken bir kanıya varmak için.
Bu esinti “Beyza saçlılara” karşı bir akım mı? Yoksa hedefte “keller” mi var?
Boşuna uğraşmayın, toplumsal hareketlerde fazla mantık aramanın anlamı yok. İhtiyaç vardır, ortam uygundur, birisi bir çakmak yakar, kocaman bir alev olur, yangın olur… Saatlerce uğraşır, ter içinde kalırsınız bir mangalı yakamazsınız… Vaziyet o!

Birisi birisine ihanet mi ediyor?
Biri birisi üzerinden birisine mesaj mı veriyor?
Kim kime karşı, kim kimden yana?
Faso fiso şeyler bunlar…
İhtiyaç var mı? Varsa kim karşı çıkarsa çıksın sosyal hareket kök bulur, dal bulur, yaprak bulur büyür… Yoksa, kim neresini yırtarsa yırtsın, bir halt olmaz.
Bir ülkede icraat yapmaktan ziyade bir birini yemede uzmanlaşmış bir iktidar var ise…
Ana muhalefet kendi içinde fraksiyonlaşıp eskisi bir tarafa, daha eskisi başka bir tarafa dümen kırıp, geminin dümenine getirdikleri kendilerinden de daha iş göremez kaptan ise bir nala bir mıha vurarak el yordamıyla ve el yardımıyla iş görmeye çalışırsa…

Yavru muhalefetin solcusu hiç kimseyi bulamazsa aynada kendisiyle kavga ederken; sağcısı da bu keşmekeşte halk adresi şaşırır bize gelir beklentisi içinde darı ambarına düşmüş aç tavuk gibi bir ruh haliyle davranmaya başlarsa…
Demek ki o memlekette hem iktidar hem muhalefet boşluğu vardır…
Ve meşhur laftır, siyaset boşluk kaldırmaz…
Siyasi boşluk oluştuğu zaman dünün Türkiye’sinde askerler giyerdi botları geçerdi iktidar koltuğuna… Bakın Pakistan’a, Cumhurbaşkanı Zardari görevde nasıl kalırım diye uğraşıyor, asker yavaşca darbeye doğru ilerliyor…
Şükür, KKTC’de darbe yapabilecek asker yok… Pardon, vesayet yok diyemem ama en azından resmen darbe yapabilecek “yerli” ordu yok. Eeeh, Türk ordusu da kalkıp darbe yapacak değil ya KKTC’de?
Demek ki siyasi boşluk başka şekilde doldurulacak…
Peki bu şu meşhur “#toparlanıyoruz” hareketiyle mi olacak?
Bilemem… Niye olmasın…

İlkesel sıkıntılar var… Hem mevcut cumhurbaşkanının özel temsilcisi, hem mevcudu “köhne, işe yaramaz, değiştirilmesi gereken” diye damgalayan bir hareketin lideri olunur mu?
Sordum siyaset hocalarına… Ankara’nın egemen çevrelerine…
“Bal gibi de olur” dediler…
Üstelik, toplumlar siyasal, sosyal, ekonomik ve hatta varlıksal açılardan çıkmaza girdiklerinde bir şekilde ya tümüyle mevcut erkin dışından veya mevcut erkin dışladıklarından veya mevcut erkin baskıladıklarından alternatifler üretilir. Bu doğan alternatifin daha önce “denenmediği” anlamına gelemeyeceği gibi, o çok eleştirdiği ve değişmesi gerektiğini söylediği “eskiye ait” ve “eski gibi kokuşmuş” olduğu anlamına da gelmez…
Yani?
İhtiyaç var ise, daha dün İstanbul belediye başkanı olarak sistemin içinde olan, sistemi değiştirecek dinamo olarak ortaya çıkabilir…

Hoşuma gitmedi bu!
Gitse de öyle, gitmese de… Toplumsal değişim dinamiği harekete geçtiği zaman ille de herkesin hoşuna gideni ortaya çıkaracak diye bir durum olmaz…
Ya Ankara?
Ankara Kıbrıs Türk halkı kimin ardından yürürse onu baş tacı yapar…
O kadar…
Bu haber 226 defa okunmuştur

:

:

:

: