Hak ve Özersay birleşir mi?

Bugün için gündemimde başka konular vardı. Fakat her ortamda tartışılan bir konu ön plana çıktı.
Bugün için gündemimde başka konular vardı. Fakat her ortamda tartışılan bir konu ön plana çıktı. Siyasetin dedikodu mekanizması içinde en çok tartışılan mesele, Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu’nun özel temsilcisi Sayın Kudret Özersay’ın bu görevinden istifa etmesi. Ve bu durumun kuzey Kıbrıs’ın siyasi rengine neler getireceği. Seçilmişler içinde, atanmışlar içinde görevi bırakmak gayet doğaldır. Esasen bu tercihin bir seçenek olması gerektiği halde, bu ülkede pek alışılmış bir şey değil. Bugüne kadar böyle yapılmadığından, bu istifaya da çeşitli anlamlar yüklendi.

Kıbrıs sorununa çözüm bulma amacıyla başlanan müzakere süreci şu veya bu şekilde bu günlere geldi. Sayın Özersay’ın bu süreçte önemli katkısı oldu. Bu düşünce her kesimden insan için geçerli bir yaklaşımdır. Peki, ne oldu da Sayın Özersay Kıbrıs için Uluslar arası önem taşıyan bir görevi bırakma noktasına geldi. Sırf kuzey Kıbrıs’ta siyasi bir aktör olmak için mi? Yani Kıbrıs sorununa çözüm bulma projesinde etkin bir nokta da olmak daha mı önemsiz. Bu girişimin anlamı Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasında sürecin tamamen tıkandığı mı? Müzakere süreci içerisinde görüşmeciden sonra adı anılan bir kişinin bu görevden ayrılıp, sırf siyaset yapmaya yönelmesi basit bir olay değildir.

Uluslar arası tanınmışlığı olmayan ve tek yapması gereken iç dinamitlerini düzenlemek olan fakat onu da yapamayan bir devlette, Cumhurbaşkanı veya Başbakan olmak ne ifade eder? Her daim iktidar olmayı mı? Tek adam olmayı mı? İçinde bulunulan yapı ve bozukluklar düzeltilmedikten sonra siyaset yapmanın hiçbir önemi yok.

Sayın Kudret Özersay cesaretle bir adım attı. Hem Kıbrıs sorununu çözmek için oluşturulan ekipte yer aldı, hem de kuzey Kıbrıs’ın içteki dağınıklığını gidermek için “Toparlanıyoruz” hareketinin öncülüğünü sahiplendi. Benim şahsi düşüncem Kudret beyin Özel Temsilcilik görevinde bu ülkeye daha fazla faydası olabileceğidir.

Daha öncede söyledim. Yeni olan her şeye açık olmalıyız. Önyargı, değişimin önündeki en önemli engeldir. Bu noktada siyaset kurumunun içinde bulunduğu her türlü yargı değerini yerle bir eden çıkmaz, yeni bir hareketle aşılır mı? Bu hareket sırf tek başına hafta bir yapılan toplantılarla bunu başarabilir mi?

Siyasi kulislerde konu ile ilgili olarak yaptığım gözlemlerde ortaya iki farklı görüş çıktı.

İlk olarak; Sayın Özersay yeni bir oluşum için AKP tarafından destekleniyor. Sayın Cumhurbaşkanı da buna karşı. Hatta ilerleyen dönemlerde “Halkın Adalet Konseyi” ile birleşecek bir siyasi yapı oluşacak.

İkinci görüş olarak ise; Ulusal Birlik Partisi içinde muhalif vekiller partilerinden ayrılıp Sayın Kudret Özersay liderliğinde yeni kurulacak bir siyasi partide buluşacaklar. Sayın Cumhurbaşkanı ile eski Özel Temsilcisinin anlaşmazlık görüntüsü ise sadece göstermelik. Bunlar gelinen noktada öne çıkan iki senaryo. Bu durumda siyaset dünyasında yeni oluşumların oluşmasına, mevcut siyasi yapıların bakış açısı ne olabilir? Bir baskın erken seçim gündeme gelebilir mi? Tüm bu düşüncelerin gerçekleşme olasılığını elbette zaman gösterecek. Fakat hiçbir girişim var olana göre bir fark yaratmayacaksa nafile.
Bu haber 942 defa okunmuştur
  • Fırsat   - 12.06.2012 Başdakiler kimseye fırsat vermez. boşuna heveslenmesin kimse. Bu mammayı bırakmazlar.
  • toparlandik bekliyoruz... yani  Londra - 12.06.2012 Anlat bize Ozersay n'olacak bizim bu ''guneydeki v kuzeydeki'' mal mulk meselesi??...
  • CEMAL HOCA   - 12.06.2012 sonunu güzel bağladın ve bitirdin Erçin bey. Fakat hiçbir girişim var olana göre bir fark yaratmayacaksa nafile. FARK OLANI VE DOĞRU OLANI İSTİYORUZ...

:

:

:

: