Fiyasko siyaseti

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ayakta alkışı hak etti.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ayakta alkışı hak etti.
Kolay mı bir siyasetçi için “Hata ettik, amacımızı gerçekleştiremedik” diyebilmek?
Davutoğlu dedi.

Hem de hani Nikolas Sarkozy emicenin döneminde her gün krizden krize tek taş oynadığımız, şimdi de François Hollande’nin “Ermeni tasarısını yeniden gündeme getireceğim” sözünü duymazdan gelip ilişkilerde “yeni dönem” başlattığımız Fransa’nın France 24 kanalına verdiği bir mülakatta açıkça “Suriye’de siyasetimiz başarısız oldu” dedi…
France24 kanalına verdiği röportajda Davutoğlu Suriye’deki Başher al-Esad yönetimini 'insanlık suçu' ile işlemekle itham ederken, Türkiye'nin Esad'ın baskı yönetimine son vermesi için bütün çabayı gösterdiğini vurgulamış…

Duyan da sanacak ki burası hapishaneleri dibine kadar dolu, yazarı, çizeri, düşünürü, eski genel kurmay başkanı, generalleri dahası belediye başkanları, yerel meclis üyeleri, milletvekillerili kısaca eleştirme cüreti gösterenler parmaklık arkasına veya beyinlere hapsedilmemiş bir ülke değil…

Eeee, başka ne demiş dışişleri bakanı?
Demiş ki Suriye’deki Esat rejiminin baskıcı yönetimine son verilmesi için Türkiye çok gayret sarf etmiş ama maalesef başarısız olmuş…
Heyhat… Başarısız olduğumuz nokta komşunun iç işlerine karışmamız değil… Komşunun eşkıyalarını silahlandırmamız, para yardımında bulunmamız, “sığınmacı” kılıfı altında geçici barındırmamız da değil…

Vesfalya Barışı ilkelerini – yani sınırlara saygı, iç işlerine karışmama ve egemenliğe saygı olarak özetlenen uluslararası ilişkilerin bel kemiğini – henüz üzerinde görüş birliği oluşmamış “koruma hakkı” ile ikame etmemiz de değilmiş başarısız olduğumuz nokta…

Ne imiş?

Yoksa “komşularla sıfır sorun” diye yola çıkıp “sorunsuz, tartışmasız komşu kalmadı” durumuna gelmemiz mi Davutoğlu’nun bahsettiği?
Heyhat, o da değilmiş…
Tamam, tamam… Anladım… Davutoğlu “Stratejik Derinlik” doktrininin gerçek hayatta geçersizliğini gördü, yıllarca emek verdiği doktrininin çöpe gitmesini başarısızlık olarak tanımladı…

Iııh, o da değil. Aksine “uymadı uyduralım” anlayışıyla fiili başarısızlıkları bir şekilde doktrine uydurmaya çalışmakta… Yani, acaba tıp deyimiyle tam bir “obsesif kompulsif bozukluk” ile mi karşı karşıyayız ne?

Eeeh, peki ne bu başarısızlık yahu…
Tabii ki “Kıbrıs’ta 1 Temmuz’a kadar ya çözüm olacak ya da çözüm olacak yoksa B-Planı gündeme gelir” iddialı sözlerinden sonra havası kaçmış sufle gibi Kıbrıs’taki görüşmecilere bile o meşhur ve de olmayan B-Planını anlatamamak, sülfe verememek mi büyük başarısızlık…

Pardon, yoksa o başarı mıydı?
Olsa olsa Ermenistan ile ilişkilerde altın dönem yaşamamızı sağlayamamak herhalde bakanın bahsettiği başarısızlık… Ne güzel yola çıkmıştık. Protokoller imzalamıştık, kerhen de olsa. Sonra? Geri zekalılık örneği veren Ermenistan’ın Anayasa Mahkemesi pişmiş aşa su katıp, protokollerin tarihi taleplerden geri adım anlamına gelmeyeceğini söyleyiverince olamayıverdi güzel günlerin gelişi…

Tamam onda bizim bakanın bir katkısı yok, Ermeniler tek başlarına yeterli oldular fiyaskoyu gerçekleştirmede… İsteselerdi biz de katkı koyardık elbette, malum uzmanlaştık artık…

Enteresan ülkeyiz vesselam… Halkımızı çağdaş ve modern yaşam koşullarına ulaştırabilmek için “dönüşüm projeleri” geliştirir, şehirlere üstelik te nehir ve dere yataklarında devasa siteler kurar, koca Karadeniz kıyısını bir baştan bir başa baraj haline getirecek yol projesi gerçekleştirir, ödül olarak şehircilik bakanlığı kurar toplu konut müdürünü şehircilik bakanı yaparız, sonra 12 vatandaş dere yatağındaki konutları sel basınca ölmüş diye dövünürüz…

Hatırlayın, Kıbrıs’ta da aynı mantalite sergilenmemekte mi her kış?
Yahu dere yatağına, nehir yatağına ev yapan adamı ödüllendirirseniz başka ne olacak… Yüzsüz çıkıp bir de demeç verecek, iyi ki yaptım, benden daha iyisi olamaz diye…
Bakın 12 vatandaşı kaybettiğimiz sel felaketinin sorumlu bakanı ne diyor, iyi ki o siteler kurulmuş yoksa Allah bilir kaç kişi ölecekmiş…

Ayakta alkış kardeşim… Ayakta alkış…

Böyle başa böyle tarak…
Bu haber 308 defa okunmuştur

:

:

:

: