Sahi, kim “Ne mutlu Türk”tür?

Enteresan bir ülke oldu Türkiye… Çok şükür ne Lefkoşa’nın sokakları gibi çöp kapladı her tarafı; ne de Kanun Hükmünde Kararname ile Başkent’in belediye başkanı ve meclisine geçici süre el çektirildi…
Enteresan bir ülke oldu Türkiye…
Çok şükür ne Lefkoşa’nın sokakları gibi çöp kapladı her tarafı; ne de Kanun Hükmünde Kararname ile Başkent’in belediye başkanı ve meclisine geçici süre el çektirildi…
Ama, yaygın bir hastalık Türkiye’de de kanun hükmünde kararname ile meclisten yasama yetkisini gasp ederek, yani siyasi hırsızlık ve zorbalık yaparak, arakadan dolanıp iş bitirmek.

Gerçi torba yasayla, gece yarısı o torba yasalara sokulan abuk sabuk maddelerle mesela Bahçelievler katliamından mahkûm olmuş hayvanların salıverilmesi bile mümkün olan Türkiye’de güce doymamış iktidarların sıklıkla başvurduğu bir yöntem KKK olayı.
Anayasaya aykırı mı? Bal gibi aykırı, ama iktidar çoğunluğu siyasi ikbal hesabıyla boyun eğip el kaldırıp evet diyince anayasa ne yapsın, yasal oluveriyor siyasi hırsızlık…
Sebebi çok meşru olabilir.

Belediye başkanı ve meclisi işe yaramaz aylaklardan oluşabilir (kim seçtiyse?).
Yolsuzluk diz boyu; hesap bilmezlik minare boyu olmuş olabilir…
Dahası belediye imkânları ona buna, emmioğluna peşkeş çekilmiş de olabilir.
Çözüm “izne çık” telkini mi? İzne çıkmadı görevden geçici uzaklaştırma mı?
Hadi canım, yaparsınız doğru dürüst bir yerel yönetimler yasası, verirsiniz İçişleri Bakanlığına “Şu, şu, şu sebeplerle mahkemece hatalı bulunma falan durumunda Belediye başkanları görevden azledilebilirler” yetkisini, olur biter.
Ama dikkat! O durumda bile mahkemece hatalı veya suçlu bulunulması şartı var. İşinize gelmedi, yumuşatırsınız biraz, dersiniz ki “hakkında soruşturma açılan belediye başkanlarını soruşturma süresince geçici görevden alabilme gücünü de İçişleri Bakanı’na verelim.”
Ne olur gece yarısı, aklımıza geldiği gibi kaleme alınan KKK ile mandıradan koyun çalar gibi yapmayalım bu işi… Tanınmayan devletim yönetim trajikomedisiyle el âleme rezil olmasın!

BİR YAHUDİ, TÜRK OLABİLİR Mİ?
Geçenlerde gazeteci dostum Rafael Sadi enfes bir yazı kaleme aldı…
Rafael uzun zamandır İsrail’de yaşıyor ve orada Türkiye Yahudilerinin seslerinden biri olarak medyada görev yapıyor.
Türkiye ile de bağlarını koparmamış, sıklıkla da burada oluyor. Türkiye vatandaşlığını da Türklüğünü de gururla muhafaza ediyor.

Çok önemli bir konuya değindi Rafael geçenlerdeki bir yazısında.
“Türk ve Türkiyeli” kavramlarının ortalıkta dolaşmasının kesinlikle gizli bir bölücülük olduğunu vurgulayan Rafael, ilginç ve güzel bir mozaik olan Türkiye'nin yapısını kökünden sarsmaya dengeleri alt üst etmeye sebebiyet verebilecek bir durumla karşı karşıya olunduğunun altını çizdi…
Daha fazla sözlerini eğip bükmeden, meslektaşımın bu enfes yazısından önemli bir bölümü sizlerle paylaşmak istedim.
“Ben ecdadı 1492 yılında İspanya'daki engizisyondan kaçıp Osmanlı Türkiyesince kucak açılmış ve kabul edilmiş, Yahudi dinine mensup bir Türk vatandaşıyım.

1955 yılında doğup 1961 yılında ilkokul 1.sınıfına girdiğim günden itibaren 'Türküm doğruyum çalışkanım' tümceleri ile beynime benim Türk olduğum kazıldı.
Bayrağım ve Milli Marşımın ne olduğu öğretildi ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kurucusu Atatürk'ün söylediği 'Ne mutlu Türküm diyene' sözünü okul duvarında, kitabında ve her türlü malzemenin üzerinde öğrenerek bilinçlendirilerek büyüdüm.
Şimdilerde birileri kalkacak ve bana 'Yok kardeşim, sen Oğuz ve Kayı boylarından, Orta Asya'dan gelmediğin için Türk değil Türkiyelisin' diyecek ve ben de 'Ha, peki haklısınız diyeceğim'.

Hadi canım sen de...
Ne olacak benim 50 yıllık eğitimim, öğrenimim. Ne olacak 32 yaşına gelmiş oğluma, 29 yaşına gelmiş kızıma verdiğim Türk eğitimi kimliği, şimdi kalkıp kendilerine 'kusura bakmayın çocuklar, biz Türk değilmişiz, sadece Türkiye'liymişiz' mi diyeceğim?
Bunun adına milleti bölmek, halkı parçalamak denmez mi?
Kimse bana üst kimlik, alt kimlik hikâyeleri anlatmasın. Her birimiz bu ülkede ne olduğumuzu biliyoruz.
Dinlerimiz, ırksal veya yöresel farklılıklarımız olabilir ve bu hiç bir zaman bizleri rahatsız etmedi.

Şimdi ne oldu da birden bire azınlık sayılacakmışım?
Benim atalarım kendilerine özel haklar verebilecek azınlık statüsünü Lozan anlaşmasında bile kabul etmemişler.
'Biz Türk vatandaşıyız' deyip azınlık haklarını reddetmişlerdir.
Lütfen dikkat edelim.
Birileri Türkiye ile oynamak istiyor. Yarın öbür gün bakacaklar ve 'Eee bakın, sizinin tamamınız Türk değilmiş. 70 milyon Türk'ten şu kadarı Kürt, şu kadarı Alevi, şu kadarı Süryani, şu kadar Keldani, bu kadarı Laz, öbürleri Yahudi, bilmem ne kadar Ermeni, kala kala 1 milyon Türk kaldı. Bu kadar Türk için de bu kadar 777 bin kilometre kare arazi fazla. Gelin şunu efendi efendi paylaşın' diyecekler.

Ne olacak o zaman ?
Gözümüzü 4 değil 24 açsak yetmez, bu iş yanık kokuyor.
Sizi bilmem, bana Türk değil de Türkiyeli denmesi beni rahatsız eder.”
Kalemine, eline, beynine sağlık Rafael üstadım…

NICE YILLARA HABER KIBRIS
Yayı hayatında ilk yıllar her gazete, dergi, ajans ve haber portalı için önemli dönemlerdir.
Ya yaşayabilecekler, zamana, çeşitli zorluklara göğüs gerebilecek ve değim yerindeyse “kuyruğu dik tutacaklar” ya da yerlerini başka çabalara bırakacaklar…
Gazeteci dostum Mete Tümerkan ve Haber Kıbrıs haber portalına emekleri ile katkı koyan tüm arkadaşların ikinci yıllarını kutluyor nice yıllara diyorum…
Tebrikler.
Bu haber 427 defa okunmuştur
  • honest human   lefkoşa - 18.07.2012 Atatürk memleketi kurtarıp yeniden bir düzen oturtmaya başladığında çok iyi bir psikolojik yöntemle halkı motive etmeye çalıştı. Ne mutlu Türküm diyene, köylü şehirlinin efendisidir, muhtaç olduğum kudret damarlarımdaki asil kanda mevcuttur gibi..... O zamandan bu zamana kadar bakıyorsunuz aslında hiç bir Türk mutlu değil gerçek Türkler hep mutluluğu başka yerlerde arar olmuş. Dünyaynın her tarafında KKTC dahil. Türkiyeli olan Türkler ise hepsi mutlu ama Türkiye de, ama Türkiye dışında yaşayan, sorun nerde o zaman Ne Mutsuzum Türküm diyene .............. saygılarımla

:

:

:

: