Barış ve özgürlük…

Mutlu Barış Harekâtının yıl dönümünü kutluyoruz. Nur içinde yatsın Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf R. Denktaş 20 Temmuz 1974’ün önemini anlatırken, “Ben o gün tekrar doğdum…” derdi hep.
Mutlu Barış Harekâtının yıl dönümünü kutluyoruz. Nur içinde yatsın Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf R. Denktaş 20 Temmuz 1974’ün önemini anlatırken, “Ben o gün tekrar doğdum…” derdi hep.

Barış Harekâtının emrini veren hükümetin Başbakanı Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan, Dışişleri Bakanı Turan Güneş, birçok diğer bakan… Çoktan ebediyete yürüdüler. Işıklar içerisinde yatsınlar.

Hayatlarını bu harekâtta, öncesinde ve sonrasında Kıbrıs Türkü için heba eden Mehmetlerimize, mücahidimize tüm şehitlerimize ve gazilerimize binlerce şükran… Haklarını asla ödeyemeyiz.

Bugün açıklama üstüne açıklama yapıp “Kıbrıs Türk toplumu ne Rum’a yama, ne Türkiye’ye rehin olmak istemiyor” diye haykıran sendikacı kardeşim de, onu yerden yere vuran gazeteci arkadaşım da, “Anavatan’ın etkin garantisi, adada fiili ve etkin askeri varlığı olmayan çözüme hayır” diyen onlarca sivil toplum kuruluşu da aslında hem fikir bir konuda: 1974 olmasaydı, bugün yaşanmayacak, Kıbrıs Türk halkı Serebrenitza benzeri katliamlarla bambaşka bir kadere mahkûm edilecekti…
Dahası, sağcısıyla, solcusuyla hatta teslimiyetçi çıkarcısıyla, döneğiyle tüm Kıbrıs Türkü farkında Türkiye olmadan en iyi çözümün bile felaket olacağının.
20 Temmuz gerçekten de Kıbrıs Türk halkının yeniden doğuş günüdür. Barış ve Özgürlük Bayramı halkımıza kutlu olsun.
Olsun da, 1974’den bu yana geçti 38 sene… Ne yaptık?
Fert başına düşen milli gelir 1974 öncesinde 500 dolar civarında imiş… Şimdi 15,000 dolar seviyesinde. İyi mi? Hem de nasıl, süper bir gelişme. Hesaplayın, 38 yılda kaç kat gelir artışı olmuş? İsterseniz 1964’den başlayalım. O zaman Kıbrıs Türkü arasında kişi başı milli gelir 130-140 dolar seviyesinde imiş…
Kim ne derse desin, muazzam bir gelişme bu…
Sonra, 1963’de, 1974’de Kıbrıs’ta bir Kıbrıs Türk cemaati vardı… Şimdi? Bugün Kıbrıs Türkü artık uluslar arası tanınması eksik olsa da bir devlete sahip; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Kıbrıs Türkü uluslaşma yolunda ilerlemekte.
Başka? 80’den fazla ülkeyle ticari ilişki içerisinde bu küçücük ve tanınmayan devletimiz.
Başka? Canlı bir demokrasimiz var, üstelik anavatan Türkiye’ye örnek olabilecek kadar işleyen bir demokrasi bu…
Sonra?
Anavatanımız var… Kıbrıs Türkünün esenliği ve refahı için özveride bulunan, bulunmaya devam eden… Su projesi, alt yapı yatırımları, bütçe desteği, yerel yönetimler projelerine destek ve sair her türlü yardımla yavrusuna şefkati esirgemeyen…
Tüm dünyaya karşı Kıbrıs Türkünün yanında duran, kederde ve tasada biriz diyen bir Anavatan… Ve bugün, acı da olsa, Kıbrıs Türk halkına ve devletine “Artık büyüdün, taşıma suyla değirmen dönmez, kendi kendine yetmeyi öğrenmen lazım” diye yapısal değişim olmasını ısrarla anlatmaya, öğretmeye çalışan Anavatan…
Kurucu Cumhurbaşkanımız Denktaş’ın sözleriyle “Dünya tanımasa da Türkiye tanıyor; ya dünya tanısa, Türkiye tanımasa halimiz ne olurdu”? Karamsarlığa gerek yok, nereden başladık, nereye geldik unutulmamalı…
%3 toprağa sıkışmış bir minnacık cemaattik. Devletimiz, örgütlü yönetimimiz yoktu… Otonomiyi bile kabul etmiştik 1973’de, hatırlayın! İyi ki Makaryos reddetti de onun ötesine geçebildik. Kantonal çözüme razıydık 1974’de. Adanın %8’inde hapsolacağımız, adaya dağılmış bir kantonal sisteme razıydık… Sağ olsun, unlar reddetti, ötesine geçebildik. Bu gün yine karamsarız. Çözüm olamamış, Rumlar reddetmiş falan filan..
Geç kardeşim geç…
“Mr No” da dese tüm çihan; Ankara’daki bazı gafiller “Bir adım önde olacağız” da deseler, “40 yıllık çözümsüzlüğü çözeceğiz” iddiasında da bulunsalar, sonuçta onları diyenler de fark ediyor, dönüyor “Haklıymışsınız, bu Rumlar çözüm istemiyor, Kıbrıs’ta boşuna ödün veremeyiz” diyorlar.
Çözüm… Evet Kıbrıs’ta çözüm arzumuz… Ama hangi çözüm? Teslimiyet mi? İkinci sınıf vatandaş olmak mı? Rum toplumuna yama olup Kıbrıs Milleti yaratmak mı? Hayır… Eşitlik içerisinde ve onurlu yaşama imkanı verecek, federal veya konfederal bir çatı altında veya yan yana iki devlet şeklinde Kofi Annan’ın sözleriyle “İlişkileri azınlık çoğunluk değil aynı anavatanı paylaşan iki eşit toplum” düzeni…
Dün de böyleydi, bugün de böyle… Aksini isteyen ve hayal edenlere bu halk zaten vize vermez, olur demez…
Nur içinde yat Kurucu Cumhurbaşkanım, bugün daha iyi anlıyor seni dün acımasızca eleştirenler… Utanıyorlar açıkça söyleyemiyorlar, ama biliyorlar ne kadar doğru zeminde doğru stratejiler geliştirdiğini…
Bu kutlu ve mutlu haftada bir kez daha Kurucu Cumhurbaşkanımıza, Evevit’e, Erbakan’a, Komutanlarımıza ve hayatlarını Kıbrıs davası için feda eden şehitlerimize, gazilerimize şükran…
Bu haber 207 defa okunmuştur

:

:

:

: