Tekrardan merhabalar

Uzun bir süreden sonra tekrardan okurlarımızla buluşmak güzel bir duygu... Evvela sizlerden uzak kalmamın elbetteki sebepleri var.
Uzun bir süreden sonra tekrardan okurlarımızla buluşmak güzel bir duygu... Evvela sizlerden uzak kalmamın elbetteki sebepleri var. Bunların içinde olan bir neden de beni mutlu ettiği kadar eminim ki sizleri de mutlu edeceğine şüphesiz kalbimle inanmaktayım. Her insan dünya ya gelir büyür ve yuva sahibi olur sonra yavruları olur ve sonrasında bu alemden diğer aleme geçer. Biz bu evrenin ortasında bulunan dünya evine girmiş bulunmaktayım. 8 Temmuz da bu mukaddes görevi yerine getirmekten gerçekten mutluyum.

Dünya evine girmemiz sebebiyle kısa bir tatil döneminden sonra okurlarımıza dünya politikasından gelecek yazılarımızda bahsetmek için sabırsızlanıyorum.

Evvela Suriye’de olup süregelen olaylar dünya için büyük bir şansızlıktır. Esed 'in ölüm kalım savaşı haline gelen mücadelesi muhalif güçler ve milisler arasında halen büyük bir iç savaş olarak cereyan etmektedir. Tabi bu süreç beraberinde dünya da tekrardan uluslararası örğütler nezlinde bir soğuk savaş'ın tekrardan anımsanmasını beraberinde getirmiştir. Mesela Çin ve Rusya'nın tekrardan batı güçleri karşısında Suriye konusunda veto kullanmaları gibi...

Tüm bunlar uluslararası ilişkilerin cilvesi ya da gerçekleridir. Uluslararası realite de bu olayların cereyan etmesi elbette ki uluslararası ilişkiler de güç çekişmelerinin göstergesidir. Bu yazımızda suriye ve ya Myammar da yaşanan katliamlara değinmek istemiyorum. Çünkü vuku bulan olaylar ne bu yazımızda anlatılmaya çalışılabilir ne de zaman yeter. Kısacası bu olaylar ikisinden bağımsız gelişen fakat ortak noktası katliam ya da soykırımın yapıldığıdır.

Tüm bunları iyice resmetmek ve size izah etmek için gelecek yazımızda bahsetmeye çalışacağız. Orta Doğu da yaşanan Mısır da yaşananların lokomotif olduğu bir süreçten geçmekteyiz. Bu süreçte şunu iyi anlamış bulunmaktayız. Liderlerin halklarına zalimce katliamlara giriştiğini ve meşruluklarını yitirdiklerini görmekteyiz. Türkiye' nin de bu coğrafya da attığı adımlar dış politika bakımından fiyasko olmayıp akil adımlar olarak tanımlanabilir.

Tekrardan tüm okurlarımızla mutluluğumu paylaşmaktan gurur ve sevinç duymaktayım. Bir sonra ki yazımızda sizlerle dış politikamız konusunda fikir alışverişinde bulunmak için sabırsızlanıyorum.

Saygılarımla
Bu haber 213 defa okunmuştur

:

:

:

: