“Arazi mafyası olanları da tanıdık”

İki haftalık bir aradan sonra tekrar sizlerleyim. Bu kısa arada biraz dinlendik. Elbette bolca da “dinledik”. Şikâyet çok, şikâyetçi çok.
İki haftalık bir aradan sonra tekrar sizlerleyim.
Bu kısa arada biraz dinlendik.
Elbette bolca da “dinledik”.
Şikâyet çok, şikâyetçi çok.
Değişmeyen ise bunları duyan yok.
Aslında duyanlar duyuyor da, duymazlıktan geliyor.
Biz duyduğumuz, gördüğümüz kadarını bize ait bu köşeden dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışacağız.

Aziz Damdelen.
Aslen Gönyeli’li.
Tornocu.
İki çocuk babası.
33 yıl mesleğini sürdürmüş.
Emekli olmuş.
Atölyeyi oğluna bırakmış.
Oğlu Hüseyin Damdelen.
25 yaşında.
Askerliği bitirmiş, geçmiş işin başına.
Kimseye iş vaadi için gitmemişler.
Devlet işi diye kılıktan, kılığa girmemişler.
“Otuz yıl bu dükkân bize ekmek verdi. Tekne oldu” diyor Aziz Damdelen.
“Kimseden bir şey istemedik ama bizim olanı da almasınlar”

Bu cümle oğul Hüseyin’in.
Mesele şu;
Malum “Metehan” olarak bilinen bölgede bir yol yapılması gündemde.
Lefkoşa ile Alayköy’ü birleştirecek.
Trafiğe olumlu katkısı olacağı kesin.
Damdelen ailesinin burada arazisi var.
Babadan hatta dedelerden kalma.
Hem de şu “Türk toprağı” olarak ayrıcalığı olanlardan.
Bu yapılması düşünülen yolun güzergâhı değiştikçe değişmiş.
Yolu dümdüz getirip birleştirmek varken, Damdelen ailesinden beşkardeşi mağdur edecek bir şekilde arazileri kullanılmak isteniyor.
Üstelik yol için başka ve daha mantıklı alternatifler varken.

Peki, sebep;
Sebebi Aziz Damdelen anlatsın;
“Bu topraklar bize dedelerimizden, babamızdan kaldı. Kardeşlerim ve bana. İlk önceleri üstüne düşmedik. Nasıl olsa mal bizim. Ne olabilir ki? Ne zaman ki imar durumunu araştırdık, tam üstünde bir devlet yetkilimizin ailesine ait araziler olduğunu öğrendik. Bir güzel onarılmış. Yol kenarı olacak şekilde ayarlanmış. Bizimkiler de hep parçalandı. Ortasına da bir “Çember” yaptılar. Bize kalan sağdan soldan parçalar. Orada yeri olanlardan bazıları için planlar değiştirilmiş. Meğer UBP delegesiymişler. İsterlerse kimse mağdur olmadan bu işi çözülür. Eskiden Rum’a ait olan araziler var oralarını kullanabilirler. Ama bunu yapmak yerine, birilerine menfaat sağlamak için bizi mağdur edecekler. Bu olay sebep oldu. Arazi mafyası olanları da tanıdık. İki defa geldiler bize satalım toprağımızı. Bu toprağı parçalamak, kullanılmaz hale getirmek istiyorlar işinize yaramaz dedim. Sen karışma sen sat gerisini bize bırak dediler. Ve bazı yerlerde oldu da. Bir baktık parçalanacak bazı yerlerin durumu değişti. Yol hemen kenarlarından geçti. Bu plan dört belki beş defa değişti. Ucuza satın alıp değerlerini artırdılar. Devlet kimin için var? Sadece partililer, delegeler, güçlü olanlar için mi?”.

Evet, esas soru şu;
Devlet kimin için var?
Yada kamu yararı mı, kişisel yararlar mı?
Bu ikilemi bize yaşatan o kadar çok olayla karşılaşıyoruz ki, ne sonu geliyor nede bir sonun gelmesi bekleniyor.
Daha öncede yazdım.
Bu halk yıllarca kendi yöneteceği bir devlet için mücadele verdi.
Ama mücadele ile kurulan bu devlet sadece yönetenlerin oldu.
Bu yol yıllardır konuşuluyor.
Neden yapılmadığı hakkında bir kanaat sahibi oldum sayılır.
Normal olmayan buna alışmam, bu durumu normalmiş gibi algılamam.
Her olayın altında bir güvensizlik arıyoruz.
Sebebi elbette çok basit.
Söyleyene değil söyletene bak diye boşuna dememişler.
Bu haber 940 defa okunmuştur
  • dikmenli   - 26.08.2012 hoş geldiniz iyiki varsınız fakat size gönderdiğimiz e-maili değerlendirip yazmamışsınız bu yazınızda bekliyoruz.

:

:

:

: