Aynaların Yansımaları

Doğduğumuz günden itibaren kendimizi adım adım tanımaya çalışıyoruz. Saçımız, gözlerimiz, yüzümüz, ellerimiz, ayaklarımız, bedenimiz, gülümsememizi hatta kızgınlığımızı görürüz.
Doğduğumuz günden itibaren kendimizi adım adım tanımaya çalışıyoruz. Saçımız, gözlerimiz, yüzümüz, ellerimiz, ayaklarımız, bedenimiz, gülümsememizi hatta kızgınlığımızı görürüz. Zaman ilerledikçe aldığımız eğitimleri biliriz. Aynanın karşısına geçer kendimize bakarız, gördüğümüz imge bizim dış kabuğumuzdur. Peki içimizi ruhumuzu ne denli tanıyoruz. Etrafımızda var olan yüzlerce insanın içini nereden bilebiliriz. Bir insan dilediği kadar güzel olabilir. Beğendiği insana kendini benzetebilir. İçi, ruh güzelliğine sahip değilse, karşısındaki insana benzeyebilir mi? Önce her insan kendi ruhunu tanımalı, öğrenmeli ve ruh yapısını güzelleştirmeli. Ruhunu tanımayan insan yarım olan insandır. Bunun bilincinde olan insanlar ruhumun varlığını farketmek zorundayım diye yola çıkarlar. Çünkü bizler fiziksel bir beden içerisinde insani deneyimler yaşayan ruhsal varlıklarız. Hem ruhsal hem fiziksel insanlar olduğumuza göre kendimizi bir bütün olarak onurlandırmalıyız. Bunun farkında olmayan bir çok insan evrenin sunduğu yaşamın içindeki güzelliklerden mahrum yaşar. Bir çok insanın yüzüne olağanüstü şans doğar. Şan, şöhret, maddiyat, mevki ruh yapılarından yoksun oldukları için yüreklerinde her zaman bir boşluk hissederler. Oysa manevi bir yaşam süren ve ruhsal düzeyde çaba harcayan insanlar kendi varoluşlarında inanılmaz mutlu ve huzurludurlar. Bu gerçekleri gören insan emin adımlarla çok daha yüksek bir perspektif ten veya bakış açısından bakabildikleri için ne yaptıklarını ne yapabileceklerini, yaşamlarını nasıl idare edeceklerini bildikleri için hem daha zengin hem daha derin bir yaşam sürdürürler. İnsanın gerçek bilgeliği ve rehberi kendisidir. Dış dünyadan hiçbir beklenti olamaz, olmamalıdır. Sınırsız kaynaklar vardır. İnsanın içinde ruhunda o kadar doğaldır ki ruhumuz tanıdıkça bize vaadettiği kaynaklardan yararlanabiliriz. Yeterki savaşmasını bilelim. Başka insanlara özenmeden kıskanmadan , her zaman yazılarımda ve söylemlerimde kendini tanıyan insan başarılı olan insandır. Evrende en büyük güç insan beynidir. Antik yazılarda ve İncil'de insan üçülü bir varlık olarak tanımlanır. Beden, ruh ve manevi güç bu üçlüyü oluşturur. İçiçe birbirini koruyan aklıma gelen Rusların matruşka bebekleri gibi. Anlıyabilmek için basit bir Anoloji. Ruhumuzu besleyip güzelleştirdiğimiz sürece hiçbir zarar vermeyiz. Hatta ve hatta en derin güzellikle bakarız etrafımıza. Tanrı'nın yarattığı herşeyi güzel görürüz. Manevi güç bizim yaşam gücümüz , bizim enerjimiz, bizim pırıltılı ışımızdır. Gökyüzündeki yıldızları oluşturan ve tüm evrende dolaşan aynı enerji her insanın içinde vardır. Antik çağda gökyüzündeki yıldızlar herbir insanın ruhu olduğuna inanılırdı. İnsanlar karanlık ve zor günlerinde yıldızlara bakarak ve ruhlarını besleyerek yola çıksınlar, insan insanı basamak yaparak değildir.

Günlerdir etrafıma bakıyorum birçok yapılan, atılan adımları yakından gözlemliyorum. Bir avuç insanız adamızda ve amaç insan kazanmaktır. Güzel, olumlu düşünmektir. Güzellikleri yaratıp en güzel resimleri çizmektir. Ruhları, kalpleri fethetmektir. Evrenin bize bağışladığı bu onurlu, şans yüklü mevkileri, makamları onurlandırmak ve yüceltmektir. Verilen yeminler bundan ibarettir. ,hiçbir makam, hiçbir ünvan insana kalıcı değildir (Kalıcı olan sanat içerikli üretken sanatçılardır) O her geçen koltuğun, makamın başına ruhunu içini, bedenini yenilemeli ve insan ayrımı yapmamalıdır. Herşeyi koruyan, güzelleştiren ve birçok vasıflara sahip olan insan olan insan olsun. Sonra halkın meclisine göz diksin.

Son günlerde yaşananlar yürekler acısı. Aslında özde ve gerçekte ne Güney Kıbrıs'ta ne de Kuzey Kıbrıs'ta yıllardır doğru dürüst bir politika yürütülemiyor. Trafik Güney'in bizden bir adım önde oluşu ağaçlara , kurallara, çevreye, doğaya, Avrupalılar gibi önem vermeleri güzel. Kuzey Kıbrıs maalesef her konuda sınıfta kaldı. Gün geçmiyorki trafik kazaları olmasın, gün geçmiyorki yirmi otuz yıllık ağaçlara kıyılmasın, çevre kirliliği, sayısız sorunlar, çığ gibi.

Büyüklerimiz mevkii ve koltuk peşinde. T.R.T'de Türkan Şoray'ında oynadığı bir dizi geldi aklıma Osmanlı Kıyam. Son günlerde o kadar çok insan makamlarından oldu ki yazmaklar bitmez. Düşünüyorumda bu ihtiras, bu hırs insana ne kazandırır. Ruhunu kendini tanıyan en güzel makama sahip olmuşken, etrafına bu kadar negatifi yüklermi? İnsanları gücendirmek kendi kendine yapılan en büyük kötülüktür. Bu tür mevkilere soyunan insanlar yüzlerine birçok maskeler takarlar. Toplum ne ister? Elbette mutluluk maskesi, karamsarlık negatif hırs ayrımcılık kıyımlık bu tür maskeleri gören toplumlarda bir çok mutsuzluklar, bunalımlar ve sonuçta intihar eylemleriç Son günlerde artan intihar olayları ve birçok mutsuzluklar beni derinden yaraladı. Aklı başında devletler bu tür acı yüklü sonuçlarla karşılaştıkları an yas ilan ederler veya istifa ederler. Dilerim büründükleri yanlış maskelerden biran önce kurtulurlar ve halkın sesine kulak verirler. Kıbrıs Halkı geçmişte o kadar çok acılar yaşadı ki bu olumsuzlukları hak etmiyorlar. Aynaların yansımalarında güzel ruhlu insanlar olmalı...


Sizi Seviyorum
Bu haber 4438 defa okunmuştur
  • Merve  İstanbul - 20.09.2012 Harika yazmissiniz tebrikler insallah anlamasi gerekenlerde ders cikarir
  • Bulent  Kibris - 20.09.2012 Bizim halkimiz herseyin en iyisini hakediyor siz buyuklerimizden boyle yazilarin devamliligini diliyoruz saygilar sevgiler.
  • can  kıbrıs - 20.09.2012 tesekkürler agzınıza saglık sizin gibi meclistekilerde duyarlı olursa bu problemler çözümlenir saygılar sevgiler
  • ŞAHİN  ANKARA - 20.09.2012 İTİRAF ETMEM GEREKİRSE ANLAMAM BİRAZ ZAMANIMI ALDI:)AMA HARİKA OLMUŞ TEBRİK EDİYORUM...
  • BAŞAR  LEFKOŞA - 20.09.2012 SİZE %100 KATILIYORUM...
  • MEHMET  GİRNE - 20.09.2012 TEK KELİMEYLE MUHTEŞEM OLMUŞ...
  • VURAL  NİĞDE - 20.09.2012 BUNCA ZAMANA KADAR EDEBİYAT PARÇALAYAN SİZ SONUNDA FELSEFEYEDE EL ATMIŞSSINIZ PES DOĞRUSU İYİKİ VARSINIZ:))
  • ŞEBNEM  KIBRIS - 20.09.2012 ANLAYABİLMEK İÇİN 5 KEZ OKUMAM GEREKTİ NASIL BİR ZEKAYA SAHİPSİNİZ MAŞALLAH SİZİ ÇOK SEVİYORUM...
  • İSTANBUL BURAK   - 20.09.2012 Nietzche'ye taş çıkarır cinsten olmuş.Harika bir felsefi yönünüzde varmış bizimle paylaştığınız için teşekkür ediyoruz.

:

:

:

: