Kıbrıs Türk edebiyatından…

Harid FEDAİ Özker YAŞIN Fikret DEMİRAĞ Osman TÜRKAY Mehmet Tahir DOLUNER
Harid FEDAİ
Özker YAŞIN
Fikret DEMİRAĞ
Osman TÜRKAY
Mehmet Tahir DOLUNER
Süleyman ULUÇAMGİL
Mehmet KANSU
Neriman CAHİT
NERİMAN CAHİT

Kıbrıs Türk Edebiyatının sağlam kalemlerinden biridir Neriman Cahit… Hem yürekli kadın duruşu, eğitimci kişiliği, hem de düşündüklerini cesurca dillendirmesi, onun farklı bir yerde olmasını sağlamıştır.
Neriman Cahit, 1937 yılında Girne’ye bağlı Pınarbaşı (Kırnı) köyünde doğar. O zor yıllarda, erkekler bile okutulamazken, o inatla tüm olanaksız koşullara karşın okur; öğretmen kolejinden mezun olur.
HALA SAKLI DURUR
Çok fakir geçti
çocukluğum…
cicicli bicili entarim
oyuncak bebeğim
olmadı…
hele
yemiş alacak param
hiç olmadı…

bir gün
çocukluğum
özlemle fırladı gitti
ben de yetiştim ardından
O,
beni itti,
emrine uydum,
ve
kocaman, bir elmalı şeker
çaldım bakkaldan…

kimse görmedi
ama
yine de
bir türlü yiyemedim onu,

hala saklı durur
o çocukluğumun
ilkokul önlüğünün cebinde…
(Sıkıntıya Vurulan Düğüm, 1988)

Kendisiyle yapılan söyleşilerde, o günlerin zor koşullarını bir masal gibi anlatır. Bugünün koşullarında kendisini bulamayanlara içerler adeta. Elbette son derece haklıdır.
1955 yılından bugüne sürekli edebiyat yaşamının içindedir. Şiir ve düz yazıları uzun yıllar takma ad ile yayınlanmıştır.
Şiir ve düz yazıları GENÇLİK, BEŞPARMAK ve NACAK dergilerinde yer almıştır.
Şiirlerinde Akdeniz’i, Akdenizli olmayı dillendirir kendi kuşağı gibi… O aslında her kuşağın sesi olmayı bilenlerdendir de…
YÜREKTEN YAŞAMAK
Bazan,
Bir türkü söylemek gelirse
İçinden
söyle…
söyle en gür sesinle
dağlara, taşlara, Akdeniz’e
inat.
Ve unutma
çoğu kez
bir türkü boyu mutluluk kadar
bile değildir
yürekten yaşamak…
(Sıkıntıya Vurulan Düğüm, 1988)
1978 yılından itibaren uzun yıllar SÖZ gazetesinde yazmış, o kapandıktan sonra da … yılından beri de YENİ DÜZEN gazetesinde köşe yazıları, şiirleri yayınlanmakta; ayrıca edebiyat araştırmaları, röportajları, inceleme yazıları yer almaktadır.
Türkçeyi mükemmel kullanan Neriman Cahit, kendine özgü, korkusuz anlatımıyla da dikkat çekmektedir. Gerçekleri dillendirirken korkusuzdur. Özellikle kadın konusuna cesurca irdeler. Yaşadıklarından yola çıkarak şiire kolayca ulaşır.
İngiliz Sömürge idaresinde yaşamış olmaktan duyduğu üzüntüyü, Atatürk’e hitapla, şöyle dile getirir:
“ Biz sömürge çocuklarıyız ATAM
bahtımız geceden kara, neylersin
neylersin, alnımızın yazısı kötü
mutsuzluk, hep mutsuzluk kaderimiz,
silinir mi ATAM?
Çocukken adımızdan önce belledik seni
İlk bayrak ve ATA yazdı kalem tutan ellerimiz
Gözlerimiz hep resmine dalarak…”
(Sıkıntıya Vurulan Düğüm, 1988)

Duygularını apaçık anlatmayı sever Neriman Cahit, olduğu gibi hem de… Bir RUM arkadaşına seslenir bir şiirinde.

“ gel, yeşilhat’a badem ağaçları dikelim
Barışı aşılayalım dallarına
Her bahar çiçeğe duracak…
Ortak dostluk rüzgarları
Estirelim seninle
Çocuklarımızın uçurtmalarını uçuracak…”

(Kadın Dünyası , dergi, 1997)

Diyerek toplumlararası barışın sağlanmasını ister.

1950 yılından günümüze durmadan yazan Neriman Cahit, yazdıklarını ancak 1988 yılından itibaren basma fırsatı bulmuştur. Yüreğindeki çocuk hiç susmayan biridir o… Her fırsatta çocukluğuna döner…

“ Bir masal götürse beni çocukluğuma
bir masalda kapsam köşebaşlarını
gülsem oynasam
çember çevirip ip atlasam…

nerde bebeğim, beş taşlarım, ipten salıncağım?
gülüvermek istiyorum elmalı şekerciye
bir kesekağıdındaki çekirdeklerle
paylaşmak istiyorum mutluluğu arkadaşlarımla…”

( Sıkıntıya Vurulan Düğüm, 1988)

Şiirlerinde Türkçe, bir güzel soyunur fazlalıklarından… Alabildiğine sadeleşir, gökkuşakları gibi renklenir. Sevda dizelerinde öyle coşar öyle çoşar ki…

AYSEFERİ, şiir kitabında sevda üstüne şöyle der:

“ Bir şiirle başlamalı
Bir sevdanın tarihi…

Bir ilkçağ denizinin tarihine gir
Dize dize, gir sınırsız aynasına
Bir uzun gecenin
Sırlaş… kal.

Gel,
dize dize bir şiire karıştır gövdeni
bir ilkçağ denizinden çıkarak…

O mor ötesi şarkılar vursun yüzüne
Yüzüne kim yakın düşer
Kendin kadar?

Gel,
gir sınırsız aynasına
bir uzun sevdanın…

……………………………

Sen geldin,
Akdeniz de geldi kuruldu bir yanıma
bir gül kendine büyüdü
ne güzel vurdunuz sevda burcuma…

Sen geldin
bütün sularım Akdeniz
yürüdüm sevdanın başkentine
sen ve Akdeniz
ne güzel yakıştınız sevdama…

Ben hiç bu kadar kadın olmadım…

(Ayseferi, s. 196)

1988 sonrası sıraya dizilir eserleri… Sıkıntıya Vurulan Düğüm (şiir), KTÖS Mücadele Tarihi, Konu: KADIN, Çocuklarımız ve Cinsellik, Ayseferi (şiir), Ölümüne Bir Yolculuktu (biyografi), Ziya Rızkı (biyografi), Yoluna Buyruk (Gezi Yazıları), Anasu (şiir), Eski Lefkoşa Kahveleri ve Kahve Kültürü…

YOLUN BUYRUK, gezi yazıları kitabında duyarlı bir kadın gözü ve yüreği her satırda kendini gösteriyor. Yer yer aksileşiyor, hırçınlaşıyor olaylar ve durumlar karşısında… Bazen de suspus oluveriyor, kabuğuna çekiliyor…

O kitabını da bana şöyle imzalamış:

“ Bazen doğanın, insan yüreğinde şiire dönüşmesi müthiş bir müzik olur… Bunun merkezinde duran güzel insanlardan birine… Ayşe Tural’a… Sevgiyle…”

Her okuyuşumda beni derinden etkileyen SONElerin yer aldığı ANASU kitabından bir şiir seçtim size…
Kitabın ilk sayfasında şöyle diyor Neriman Cahit:

“ Kadınım
ilk incir yaprağı
yere düşeli beri…”

Bana kitabı da imzalarken inci gibi yazısıyla şöyle yazmış: “ Sevgili Ayşe Tural’a Kadın olmanın o derin huzuru ve umudu… heyecanı ve sevgisiyle… Aralık, 2008 “

“ Yüzyıllarca bir nesnen gibi baktın bana
saksında süsü bitkisi, akvaryumunda balık
mutfakta hizmetçi, yatakta cilvenaz…
hep dişiliğimi sergiledim sana…
aklı kıt gülücük bir bebek
bir süs eşyası, dalında bir kelebek…
sesim yok, tapum sana bağlı
senin malın, senin artı değerin…

Senin hizmetinde sana bağımlı
saçı uzun aklı kısa
- sırtında sopa, karnında sıpa-
eli işte gözü oynaşta…
öyle mi sandın
ve hep geri çektin beni hayattan…

Yüzyıllardır yalnız senin seyrettiğin
Benimse tayfa kaldığım
Okyanuslara açılacağım
Yırttım bütün defterleri
Kendi seyir defterimi kendim yazacağım….”
ANASU, 2000

2002 yılında GÜLDAMLASI kitabı basılır. 419 sayfalık hayli kapsamlı bir KADIN kitabıdır. Kadınlar üzerine araştırmalar, incelemeler, konuşmalar, röportajlar, köşe yazıları…

Bu kitabını da imzalarken:

“ Kim nerede bekliyor beni…
Ki hep yürüyorum
mor bir büyü bulaşalı
yüzüme…”

…………………………………

Aynı yolun yolcusu
Güzelim bir kadına
Sevgili Ayşe Tural’a…

Diye yazmış… Ne onur verici benim için… Biz sanatçılar, birbirimize sonsuz saygı sunmayı iyi biliriz, elbette hak edene… Ben de ADA Tv. programlarımda evinde çekimler gerçekleştirirken, kendilerini daha yakından tanıma fırsatı bulmuştum. Hatta bir şiirimi “ MOR HÜZÜNLER “ i (Aşkın Kum Saati , 2009 )Neriman Cahit’e ithaf etmiştim.

Sevgili Neriman CAHİT’i en çok etkileyen tarihsel olaylardan biridir ARAPlara satılan kızlar… Yıllarca süren araştırma, inceleme ve yazılar o kadar ses getirir ki, bir ekiple ÜRDÜN yollarına düşer. Acılı, hatta ağulu bir zaman dilimi olacaktır. Televizyonlarda, gazete ve radyolarda günlerce yer alır.

Sonunda ARAPLARA SATILAN KIZLARIMIZ kitabı çıkar. Belgeler, fotoğraflar ve yazarın dikkatle seçilmiş anlatımıyla yaşanan hayatlar… Tam 484 sayfalık bir belgesel… Günlerce yeni haberler ve buluşmalar yer alır… Belki de birkaç kitap daha çıkar bu konudan…

Bana 3. Baskısını imzalamış sevgili Neriman Cahit:

“ Ve,
kadın oldukları
içindi…
çektikleri onca acı…
…………………………….
Yüreği de güpgüzel bir kadına… Sevgili Ayşe Tural’a…” diye imzalamış.

Duyan, düşüne hisseden insansa, hele de kadınsa, doğurgandır, üretkendir… Başka türlüsü de gelmez elinden… Susup kalmak, bir köşeye sinmek ona göre değildir. Mangal yüreğiyle fırlar ortaya… Düşündüğünü de içindekini de saçar, döker… Kah güler, kah ağlar; dillendirir destanını KADIN’ın çağlar boyu anlatılan…

Kıbrıs Türk Edebiyatı adına verdiği emeklere sonsuz teşekkürler ediyor; sağlıklı nice uzun ömürler diliyor, saygılarımı sunuyorum kendilerine…



Bu haber 344 defa okunmuştur

:

:

:

: