Omlet yapabilir miyiz?

Neredeyse elli yıla yaklaşan ve tam bir çıkmaz sokağa dönüşen Kıbrıs sorununa uzlaşıya dayalı bir çözüme ulaşmayı bir tarafa bırakın, bir hafta boyunca Rum tarafında yaptığım temaslar birlikte omlet yapmamızın bile mucize olacağını gösteriyor.

Neredeyse elli yıla yaklaşan ve tam bir çıkmaz sokağa dönüşen Kıbrıs sorununa uzlaşıya dayalı bir çözüme ulaşmayı bir tarafa bırakın, bir hafta boyunca Rum tarafında yaptığım temaslar birlikte omlet yapmamızın bile mucize olacağını gösteriyor.

“Sokaktaki adamlar” her zaman çok önemlidir. Gelişmeleri nasıl değerlendiriyorlar? Onlar için “diğeri” kimdir ve “diğerleri” hakkında ne düşünüyorlar? Sadece “sokaktaki adamları” değil “sokaktaki kadınları” da, yani sıradan insanların tümü ayrım yapmaksızın bıkmış Kıbrıs sorunundan, “yetti gari” diyor.

Başka?

Bıkmışlar ekonomik sorundan; çıkış yolu gösterilmesini bekliyorlar. İşsizlik 40,000’i geçmiş ve artıyor, endişeliler…

Lanet okuyor sıradan Rumlar kadınıyla erkeğiyle ve hatta başpiskoposuyla sosyalist Demetris Hristofyas liderliğine, hükümetine…

“İktidarda başkası olsa zamanında tedbir alır, önlem alır işleri bu kadar beceriksizce rastgeleye bırakmaz sorun krize dönüşmeden durum kontrol altına alınırdı…” İnanması zor ama bu cümleleri kahvemizi birlikte yudumlarken Başpiskopos Hrisostomos’tan dinliyorum.

Rumlar bıkmış sosyalist Cumhurbaşkanı Demetris Hristofyas’dan da AKEL ağırlıklı koalisyon hükümetinden de. Tünelin sonunda ışık arıyorlar, bulamıyorlar. Kendilerini daha aydınlık geleceğe taşıyacak bir aday arıyorlar, bulamıyorlar…

Ger.i UBP kongresine gidiş keşmekeşini görünce kendi kendime “Aman ha, gülme komşuna sende beteri var” diyesim geliyor ama adamların her türlü faturayı gönderecekleri Ankara’ları yok, Atina onlardan da beter…Allah beterinden korusun diyeceğim, hak ettiler doğrusu…

Yoldaş Hristofyas da farkında ne kadar kötü çuvalladığını, nitekim aday olmuyor. AKEL’in güçlü adamı, genel sekreter Andros Kyprianou da aday değil. Bulmuşlar Stavros Malas isimli birini, hadi gir yarışa da kaybet diyorlar. Kipriyanu hi. De saklamıyor perişanlıklarının derecesini. Gülerek anlatıyor seçimi kazanmak, iktidarda kalabilmek i.in Lionel Messi’de daha iyi performans göstermeleri gerektiğini…

Malas ile söyleşimiz doğrusu söyleşilerin en ılımlısı, en umut vereni oldu. Ancak o bile net bir şekilde benim dediğimde uzlaşırsak çözüm olur anlamında konuşuyor. Farkı diğer adayların ısrarla seçimden sonra sil baştan yeni görüşmeler hikayesi anlatırken Malas “kalınan yerden devam ederiz” diyor… Ama o da Hristofyas gibi bir yandan güçlü merkezi hükümet ve “efektif katılım” hikayesiyle kuşa döndürülen Kıbrıs Türk haklarını satmaya çalışyor diğer yandan da Mehmet Ali Talat döneminde Hristofyas ile uzlaşıya varılan dönüşümlü başkanlık ve çapraz oy gibi hususlarda sil baştan kalınan noktaya gidilmesini, Derviş Eroğlu dönemini es geçmeyi konuşuyor… Kısaca sosyalist kanatta bir şey değişeceği yok… Zaten Malas’ın kazanabileceğine ne kendisi ne de partisi inanmıyor… Dahası ne Malas ne de AKEL Messi’ye benzer bir performans sergileyebilecek gibi gözükmüyorlar.

Demokratik Hareket (DISI) adayı Nikos Anastasiades’e gelince… Malum bir Yeşil milletvekiline bir süre önce zayıf federasyondan, hatta konfederasyondan ve hatta iki ayrı devlet olabileceğinden bahsetmişti… Durumun önemini kavrtamayan Kıbrıs cahili Yeşil milletvekili Anastasiades’in dediklerini bir Türk gazeteciye anlatınca tabii anında manşet oldu. O gün bu gün Anastasiades kapı önünde o sözleri söylemediğini söylüyor, kapı arkasında ise diplomatlara o sözlerin gerçek fikrini yansıttığını ama seçim dolayısıyla açıkca o sözleri söyleyemeyeceğini izah ediyor…

Bildiğiniz kıvırtma durumu yani, bizde de çoook yaşanıyor, değil mi? Bakın bir etrafa! İstifa eder gibi yapıp Türkiye’ye geziye gidenler falan

Yine de Malas’ın hem Hristofyas hem de diğer liderlerden bir konuda belirgin farklı bir duruşu var. Biliyorsunuz Hristofyas çözüm olsa da olmasa da Kıbrıs Türklerinin doğal gaz zenginliğinden paylarını alacaklarını söylemişti… Diğer adayların tümü “yok öyle şey” diyor ve Türkler Kıbrıs Cumhuriyeti’ne “geri döner” ve “kişisel hakları” haricinde bir şey istemezlerse tabii ki doğal gazdan paylarına düşeni alırlar minvalinde konuluyorlar. Yani bir nevi şantaj veya siyasi rüşvet olayı… Alsın Kıbrıs Türkleri parayı, unutsun hakları gibi bir durum…

Malas ise net o konuda… Tabii ki, diyor, Kıbrıs Türkleri haklarını almalı, ama bu hak bankada bloke edilir çözümden sonra alınır… Dahası, diyor, belki bu para çözümü finanse eder.

Adaylarda belki de en neti George Lilikas… Bildiğimiz tipik faşist. Zaten mülakat sonunda dayanamadım, beni bilenler bilir, söylerim, “İnşallah kazanamazsınız, bu kafayla ne çözüm olur ne de bir şey” dedim, pişkin pişkin güldü…

Herhalde en doğru sözü Başpiskopos Hrisostomos söyledi: “Heyhat! Ne çözüm mümkün ne de boşanma…”

Şimdi, gelelim soruya, bu kafayla Kıbrıs’ta çözüme gitmeyi bir tarafa bırakın mutfağa girip birlikte omlet yapabilir miyiz?


***

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu koca haftanın en eğlenceli kısmı bir iletişim şirketinin yemeğinde sevgili dostum Hasan Hastürer ile birlikte “Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına” parçasını söylememizdi…

Bu haber 348 defa okunmuştur

:

:

:

: