Partili olmasın

Türkiye’de iktidar da olan Adalet Ve Kalkınma Partisinin 4. Olağan kurultayı geçtiğimiz Pazar günü yapıldı.
Türkiye’de iktidar da olan Adalet Ve Kalkınma Partisinin 4. Olağan kurultayı geçtiğimiz Pazar günü yapıldı.
On yıllık bir iktidar ve üst üste girilen ve kazanılan seçimler.
Kurultay da tek aday vardı.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan.
Sayın Erdoğan Türkiye de son Başbakan ilk Başkan olma yolunda.
Başbakan Erdoğan yeni Anayasa ile bu amacına ulaşmayı amaçlıyor.
Parti başkanlığı görevine son defa aday olarak süre limitini koydu ve bir ilke imza attı.
Ve “Bu bir veda değildir. Bu bir es’tir, bir moladır” diye de partililerine mesaj verdi.
Tek adaylı bir seçim olmasına rağmen oldukça ilgi gören, coşkulu bir kurultaydı.
Sayın Erdoğan bin 424 delegeden, bin 421’inin oyunu aldı.
3 oy geçersiz sayıldı.
Yaklaşık 20 bin kişi kurultayın yapıldığı salondaydı.
200 yabancı misafir de kurultay da yer aldı.
KKTC Başbakanı Sayın İrsen Küçük de bir konuşma yaptı.
“Artık yavruluktan ya da yavruluğa sığınmaktan kurtulmalıyız” dedi.
Hemen yeri gelmişken söyleyeyim bunun olabilmesi için önce içişlerimize müdahale istememekten başlayalım.
AK Partinin kurultayına dönersek;
Sayın Erdoğan’a ve AKP’ye muhalif olan basın kuruluşlarının kurultayı izlemesine izin verilmedi.
Gerekçesi vardı;
“Mecbur muyuz? Her gün yalan yanlış her şeyi yazacaksın. Buna rağmen biz davet edeceğiz. Yok, böyle 25 kuruşa simit”.
Başbakan Erdoğan iki buçuk saat süren konuşmasında alışılmışın dışında projeler, sorunlara dair çözümler ve yeniklilerle ilgili mesajlar vermedi.
Bir parti kurultayında aday olan biri gibi değil de bir yarışa hazırlanan biri gibi hitap etti.
Yeni projeler ve AKP’nin 2023 hedeflerini anlatmadı.
Bunlar yazılı olarak dağıtıldı.
AB’den hiç bahsetmedi.
Daha çok Ortadoğu ülkelerinin liderlerini işaret etti.
Ve bu bir veda değil diyerek, başka bir zamanda başka bir yerde buluşma sinyali verdi.
Türkiye de inceden bir köşk yarışı başladı.
Öncelikle konuşulan;
Erdoğan’dan sonra ne olacak?
Cumhurbaşkanı Gül, köşkten inip AKP’nin başına geçer mi?
Bir başka senaryoya göre;
Partiye yeni katılan ve parti MKYK’na seçilen HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ve partinin kurucularından Bülent Arınç Genel Başkan boşluğunu doldurmaya yakın isimler.
Türkiye de 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimleri,
2015 yılında da Genel seçimler var.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan kurduğu yeni ekibiyle partisini kendisinden sonra yönetecek kadroyu oluşturdu.
Geriye kalan lider.
Bu lider de bir içgüdü olarak “uyumlu” bir isim olacak.
Bilindiği gibi Türkiye de Cumhurbaşkanı Meclis tarafından seçiliyordu.
21 Ekim 2007 tarihinde yapılan referandum ve değişiklikle Cumhurbaşkanı artık halk tarafından seçilecek.
Yapılan son araştırmada AK Parti tabanının %51,6’sı Abdullah Gül’ü, %38,8 oranında AK Partili ise Recep Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyor.
Türkiye de bugüne kadar beş Cumhurbaşkanı partilerinden bu göreve gelmişler.
İsmet İnönü, Celal Bayar, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Abdullah Gül.
Tabi ordudan gelen Cumhurbaşkanları da var.
Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk ve elbette Kenan Evren.
Herhangi bir partiden seçilmeyen ve gerçek anlamda “sivil” olan tek Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer.


Aslında bugün için KKTC’de yaşanan tantananın esas sebebi de daha önceden yazdığım gibi 2015 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleridir.
Kurucu Cumhurbaşkanı Merhum Sayın Denktaş’tan sonra KKTC’nin iki Cumhurbaşkanı Sayın Talat ve Sayın Eroğlu iktidar oldukları partilerini bırakıp Cumhurbaşkanlığı makamına sıçradılar.
Arkalarında partilerini idare edecek ekipleri kurmadan.
Sayın Talat’ın olmadığı CTP, kadro olarak daha hazırdı.
Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanlığında saray ile hükümet ilişkileri sorunsuz görünüyordu.
Bu elbette olması gerekendi.
Sayın Eroğlu açıkça söylüyor “UBP benim partimdir. Görüş vermem doğal”.
Türkiye de Sayın Erdoğan köşke çıkması halinde partisini ve ülke yönetimini dizayn etmeye çalışıyor.
KKTC’de Eroğlu sonrasında UBP paylaşılmaya çalışılıyor.
Sayın Eroğlu UBP’ ye son olarak da kurultaya karışıyor veya karışmıyor, hakkıdır, değildir tartışmasında değilim.
Açık seçik ortada ki partili Cumhurbaşkanı partisinden ayrı olamıyor.
Anayasal yetkilerini aşarak tarafsızlığını koruyamıyor.
Bunun örnekleri Türkiye’de de var.
Mesela; Sayın Özal veya Sayın Demirel gibi.
Şu da bir gerçektir ki bugün bundan rahatsız olanlar yarın aynısını kendileri yapacak.
Bu ülkede gerçek anlamda sivil yani partisiz, yani bağımsız, yani tarafsız bir Cumhurbaşkanı olamaz mı?
Siyasi partiler, siyasal kuruluşlardır.
Siyaset yapmak ve iktidar olmak için kurulurlar.
Tarafsız olamazlar.
Ve olması gerekendir ki;
Partili olarak seçilen Cumhurbaşkanları partilerini de idare edemezler.
Ayrıca etmemelidirler de.
Bu noktada artık şu düşünülmeli;
Ne kadar demokratiktir bilemem ama siyasi partiler artık sivil Cumhurbaşkanı adayı çıkarsınlar.
Yani emekli olmuş hukuk insanları olabilir mesela.
Elbette halkın desteği de aranmalı bu noktada.
İçinde bulunduğumuz süreçte bu sadece bir öneridir.
Ve düşünülmesi bile bence önemlidir.
Bu haber 698 defa okunmuştur
  • CEMAL DAĞLIKOCA  GÖNYELİ - 04.10.2012 Yazılarınızı devamlı okuyorum Erçin bey, ağzınıza sağlık...

:

:

:

: