Temiz eller istihdamlardan başlasın

Başbakan Sayın İrsen Küçük’ün imzasını taklit etme yani sahtecilik olayını gerçekleştirme şüphelilerinden Kamu Hizmeti Komisyonu Sınav Müdürü Emir Emirkanı görevinden alındı.
Başbakan Sayın İrsen Küçük’ün imzasını taklit etme yani sahtecilik olayını gerçekleştirme şüphelilerinden Kamu Hizmeti Komisyonu Sınav Müdürü Emir Emirkanı görevinden alındı.
İyi de oldu.
Doğrusu da buydu.
Başka doğrularda var.
Mustafa Tokay da görevinden alınmalı.
Şimdi beklenen Mustafa Tokay’ın akıbeti.
Böyle durumlarda elbette suçlu yargı tarafından belirlenecek.
Ama adı bu tür olaylara karışan kamu görevlileri derhal bu görevden uzaklaştırılmalıdır.
Her hangi bir kamu kuruluşuna güven zedeleyici bir “gölge” düştüğünde öncelikle zedelenen güveni yeniden sağlayıcı tedbirler alınır.
Yani söz konusu kurumun üst kademe yöneticileri ya görevden alınır ya da işin doğrusu yapılarak bizzat görev teslim edilir.
KHK Başkanı Sayın Çetin Uğural’la yaptığım söyleşide birçok usulsüzlüğün kurum içinde yaşandığını öğrendik.
Sayın Uğural’la yaptığım söyleşi için bir şöyle bir mesaj aldım;
“Çetin Uğural’ın o iki bayan üyeye düşmanlığı, atanmalarının daha ilk haftasından başlamıştı. Uğural’a “X” arkadaşından gelen listedekilerin değil, hakkı olan kişilerin terfilerini sağlamışlardı. Uğural’ın tüm baskılarına rağmen notlarında oynama yapmadılar. Bu iki üyeye o günden sonra en ağır şekilde mobing uygulanmış, maaşlarında kesinti yapılmış ve istifaya çağrılmışlardır. Bu bayanlar doğru yoldan şaşmadıkça Uğural’ın düşmanlığı gün ve gün artmış, toplantılara katılmaları Uğural’ın sekreter ve korumaları tarafından engellenmiş, sınav sorularının olduğu kata çıkartılmamış, yazılı sınavlara dâhil edilmemişlerdir. Oysa Uğural her yerden şifresi ile tüm soru bankasına ulaşabiliyor ve ne tesadüftür ki dost ve akrabalarının çocukları ilk sıralardan kadrolanıyordu”.
Tüm komisyon üyeleri yaşanan olaylardan sonra zan altındadır.
Ve bu sayfa sesini duyurmak isteyen herkese açıktır.
Belli ki kurum içinde topyekün bir temizlik şart.
Tüm üyelerin görevden alınması ya da istifa etmeleri gerek.
Bu işin bu şekilde bitmesi yeterli mi?
Asla yeterli değil.
Temiz eller denen özveri ve niyet sözden ibaret değildir.
Şunu iddialı bir şekilde söyleyebilirim ki Ulusal Birlik Partisinin 21 Ekimde ki kurultayından sonra hükümette bir soğutma çalışması başlayacak.
Amaç elde edildikten sonra kimseye bir şey olmayacak.
Kamu Hizmeti Komisyonunun durumuna gelince;
Her dönem konuşulup unutuluyor.
Balı tutan alabildiğince alıyor.
Bu kurumun kuruluş amacı nedir?
Devletin kamusal görevlerini yerine getirmekle görevli kadroların atanmalarını sağlamak. Kamuda ki personelin görevleri ile ilgili her türlü işlemi yerine getirip denetlemek ve düzenlemek.
Bu yasal ve sadece yazılı olan amaçtır.
Ama “ARAÇ” olan kurum “AMAÇ” olarak kullanılıyor.
Hem de yıllardır.
Kullananların şikâyet ettiğini hiç duymadım.
Ta ki son günlere kadar.
Tartışmaları gördükçe şaşırıyorum.
Bu ülkede kamuya istihdam konusunda bir politika var mı?
Yok.
Tek politika, bizden olanlar, bizden olmayanlar, keyfi, popülist yaklaşımlarla işe göre değil, adama göre iş anlayışı.
Siz Kamu Hizmeti Komisyonunu olması gerektiği şekilde çalıştırdınız mı?
Hayır.
Çalışmayan, çalıştırılmayan bir kurumun tartışılması ne büyük bir çelişki.
Peki, münhalsız yapılan istihdamları da tartışalım.
Yoksa ucu herkese dokunacak diye bir gayle mi var?
Sırası geldi seçim uğruna, sırası geldi kurultay uğruna kamuyu şişirmediniz mi?
Şimdi de yok maaş ödeyemiyoruz, yok şu kadar çek dağıtıyoruz diye ağıtlar yakıyorsunuz.
Yaktığınız ağıtlar yanında yine istihdamlara devam ediyorsunuz.
Bu sorun ülkenin sorunu.
Bu olayla beraber açıkça ortaya çıkmıştır ki devlet kadroları baştan aşağıya denetimden uzaktır.
Denetim denince en başta denetleyen niyetli olacak.
Son dönemlerde yaşanan olaylar kamuda görevli kadroların bu yöndeki eksikliğini ortaya koyuyor.
Geçici statüde çalıştırılan bir personel veznedar olarak görevlendirilebiliyor.
Yaptığı tahsilâtı kendi lehine kullanabiliyor.
Üstelik aylarca, üstelik 285 bin TL, bunca zaman ne arayan ne soran?
Ne bir amir nede bir başka sorumlu aylarca fark etmiyor.
Ya da fark etmemiş gibi davranıyor.
Bir polis memuru eski para birimiyle yaklaşık bir trilyon parayı iç ediyor.
Bu durumun fark edilmesi aylar sürüyor.
Kamu da açıktır ki “kimin eli kimin cebinde belli değil”.
Böyle bir düzende kurumlara ve en başta devlete güven ne arar?
Bu haber 605 defa okunmuştur

:

:

:

: