Öğretmenlik ve KKTC

Öğretmek yani eğitmek. Bilgi vermek. Hazırlamak. Biraz amatör. Öğretmek yani eğitmek. Bilgi vermek. Hazırlamak. Biraz amatör.
Öğretmek yani eğitmek.
Bilgi vermek.
Hazırlamak.
Biraz amatör.
Biraz profesyonel.
Biraz sevgi, saygı.
Biraz istek ve niyet.
Biraz merhamet.
Biraz fedakârlık ve sabır.
Hepsi birleşince bir meslek.
Her çocuğu kendi çocuğu, her derdi kendi derdi gibi bilen, adı öğretmen.
Bozulan kültür ve sosyal yapımız içinde geçmişi unutturmayan, gelecek onlarca yılın temelini atan eğitimciler.
Boşuna söylenmiyor elbette “öğretmenler geleceğimizdir” diye.
Çünkü çocuklarımızı gençlerimizi emanet ediyoruz.
Bunun anlamı şudur;
Geleceğimizi emanet ediyoruz.
Ne ekersen onu biçersin derler ya;
İşte öyle, bir ülke çocuklarını nasıl yetiştirirse geleceği de o paralel de şekillenir.
Öğretmenlik öyle bir meslektir ki babadan oğul’a, anadan kıza geçmez.
Herkes öğretmen olabilir mi?
Hayır.
Herkes öğretmen olamaz.
İçinde bulunduğumuz süreçte KKTC’nin durumu ortada.
Siyaset ve siyasi başarı hırsı ülkenin gerçek aynası eğitim ve ilmi gölgede bıraktı.
Akademisyenler, aydınlar, yazarlar, iş adamları, sanatçılar, sporcular hiç biri ön planda değil.
Siyaset ve siyasetçi, ülkede başka biri yokmuş gibi her daim yaptıkları veya yapmadıkları ile gündemde.
Ülkenin yöneticileri sanki bu ülke eğitim sistemi ile yetişmemişler gibi eğitime duyarsız.
Aslında siyasi tercihlere kurban edilen öğretmenler değil, eğitimdir.
Yaratılan düzen aslında popülizm için değil, eğitimin tıkanması içindir.
KKTC de eğitim yani geleceğe hizmet devletin değil iktidarların, iktidar partilerinin politikalarının uygulandığı bir sistem halinde.
Akşamdan sabaha herşey değişebilir.
Aylardır yazıyorum.
“Okullar açılmadan eksiklikler tamamlanacak mı?” Diye soruyorum.
Gelinen noktada hala eğitime tam olarak başlayamayan okullar var.
Öğretmenden tutunda çalışan hizmetliye kadar bir yığın eksik var.
Öğretmen atamaları halen tamamlanmamış.
Bahsettiğimiz öyle bir konu ki zaman kaybının telafisi yok.
Sağlam bir ülke, güçlü bir devletten bahsedeceksek önce organize olarak verilmek zorunda olan hizmetlerin kalitesine bakacağız.
Eğitim ve sağlık konularını ön plana çıkarma sebebim bundandır.
Öğretmenine güvenmeyen, öğretmenine güven vermeyen bir devlet çocuklarına sağlıklı bir eğitimi nasıl verecek?
Atatürk Öğretmen Akademisi neden vardır?
Bu okuldan mezun olan insanlar ne amaç için mezun oluyorlar?
Elbette okullarda hizmet verebilmek için.
Bu okuldan mezun olup bu süreci tamamlayan insanları tekrardan sınava almanın amacı nedir?
Kamu Hizmeti Komisyonunda yaşanan kargaşanın ardından devlet eliyle yaratılan kargaşa akıllara başka sorular getiriyor.
Elinizde öğretmen eksiği olan okullar var.
Elinizde mezun olmuş ve görev bekleyen öğretmenler de var.
Bu süreçte yaşanan sadece zaman kaybıdır.
Ki zaten bu tartışmaların içinde zaten zaman yeterince yitirilmiştir.
Yapacağınız sadece görevlendirme.
Bu ülkede öğretmenler değil öğretmen adayları da eylem yapıyor artık.
Öğretmeniz ama delege de oluruz diyorlar.
Bir öğretmenle bir delegenin ülke için önem ve gördüğü değeri kıyaslayın artık.
Bir yanda koltuğu veren delegeler, bir yanda ülkenin geleceğini şekillendiren öğretmenler.
Bir ülkede öğretmene verilen değer aslında ülke insanına verilen değeri gösterir.
Öğretmen de siyasetin popülist menfaatinden arınmalı mı?
Arınmalı.
Eğitim de benim iktidar dönemim, senin iktidar dönemin diye bir anlayış olmaz.
Eğitim de o öğretmen benden bir saat daha az ders yapıyor diye şikâyet olmaz.
Ama bahsettiğimiz ülkede oluyor bunlar.
Bahsettiğimiz ülke kendi Başkent Belediyesinin sorununu bile çözemeyen, bir belediye için bir başka ülkenin Başbakanından çare ve reçete isteyen bir ülkedir.
Bahsettiğimiz ülke Başkentinin bir semti olan Surlariçi’ni yeniden düzenlemek için bir başka ülkenin Başbakanından proje isteyen bir ülkedir.
Bahsettiğimiz ülke kendi yol güvenliği için trafiği bir başka şeritten çalışan bir başka ülkeden yol haritası çıkarmasını isteyen bir ülkedir.
Bahsettiğimiz ülke kendi toprağına hangi bitkinin hangi ağacın dikileceğine bir başka ülkenin Orman Bakanının karar verdiği ülkedir.
Bahsettiğimiz ülke bir siyasi partinin kurultayı için bir başka ülke iktidarından destek istediği ülkedir.
Bahsettiğimiz ülke iş kazasında hayatını kaybeden bir belediye işçisinin neden ve nasıl hayatını kaybettiğini çalışma şartlarını tartışacağına, sadece geride kalan ailesine kaç para verildiğinin bizzat marifetmiş gibi övünerek anlatan Çalışma Bakanının olduğu ülkedir.
Bahsettiğimiz ülke bizzat yöneticileri tarafından küçük düşürülen devlet yapısının var olduğu ve aslında vatandaşlarının kaybettiği bir ülkedir.
Bahsettiğimiz ülke KKTC’dir.
Bu haber 694 defa okunmuştur
  • ben ogretmenım demekle ogretmenlık olmaz HALK   - 11.10.2012 ögretmen ,ogretmenlıgını bılmelı.cocugu dusunmelı,cocuga sevgı gostermelı.yanlızca parayı dusunupte para ıcın ögretmenlık olunmaz.ögretmenlik cocugun gelecegını dusunmektır,paranın gelecegını degıl.emegınıde acımamalı bır ogretmen......ama ne yazıkkı bırde torpılle ogretmen olanlarda var.parayı ver ogretmen ol.ogretmenlık öldü artık.bunu kabul etmelıyız.
  • ogretmenlık    - 11.10.2012 OGRETMENLIK KUTSAL MESLEKTEN CIKIP,EVİME GEL BANA PARA VER COCUGUNU OKUTAYIM MESLEGINE DÖNMÜSTÜR.
  • KKKTC DEVLET OKULLARI    - 10.10.2012 kktc devlet okullarında ogretmenlık ve egıtım sıfır.paran varsa ozel derse yada dersaneye.parasız olanlar dusunsun.yada egıtımsız kalsın.

:

:

:

: