KKTC-SEL

Sel geliyormuş! Acaba nereden gelecek? Saat kaç gibi burada olur? Evde olmazsak ayıp olur mu?

Sel geliyormuş!
Acaba nereden gelecek?
Saat kaç gibi burada olur?
Evde olmazsak ayıp olur mu?
Tüm bunları ve daha fazlasını öğrenebilmek için KKTC-SEL yazıp boşluk bırakıp göndermeniz yeterli.

Aslında gelen giden yok.
Zaten açıklama da yapıldı;
“Saatini tutturamadık. Yağmur gece yağdı. Hava sıcaklıkları artacak”.
Bahsettiğimiz sadece bu mevsimin sıradan misafiri “yağmur”.
Yağmur bizim ülkemize geldiği zaman “sel” muamelesi görüyor.


Kriz masası hazır.
Devlet, belediyeler, kaymakamlık hazır.
Okullar tatil.
Tüm önlemler alındı.
Bu da yetmedi “önleminizi alın” diye vatandaşa çağrı yapıldı.
Yani yine iş başa düşecek.
Ve KKTC’deki “sel” istikrarı sürecek.
Hatta KKTC’nin kendi yeni ekonomik programı içinde bir “sel” başlığı da açılacak.
Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan’dan ülkesinin tüm işlerini bırakıp Taşkınköy, Göçmenköy, Sanayi bölgesi için projeler üretilip, sorunlara reçete ve önlem alınması adına talimatlar vermesi istenecek.
Sonrasında bu ülkenin yöneticileri, herşey KKTC’de istikrarın sürmesi içindir diyerek övünecek.


“Asrın projesi” su yollarda kendini gösterirken insanlar 1974 öncesindeki gibi evlerinin önüne kum torbaları yığarak mevziler oluşturuyor. Kışları ılık ve az yağışlı iklimimize karşı direniyor.
Son sürat devam eden istikrara bir destek de Sayın Egemen Bağış’tan gelecek.
Sayın Bağış hafta sonu ada da.
Bu arada bu gel-gitler, açılışlar 21 Ekime kadar sürecek.
Sonrası istikrar.
Bu istikrar UBP kurultayından kim önde çıkarsa çıksın değişmeyecek.
Yoğunlaşan yemekler, toplantılar, kalabalık açılışlar ülkenin çehresini değiştiriyor.
Sayın Başbakan şöyle diyor;
“Bir ülkenin kalkınması, çağdaş ve modern bir yapıya kavuşmasında su, elektrik ve karayolları ağı çok önemli yer tutatar. Türkiye KKTC’ye bu konuda büyük ve geleceğine yönelik yatırımlar yapıyor. İşte Anavatan ile olan yakınlık ve kardeşlik bağları budur”.


Su geliyor.
Elektrikte gelecekmiş.
Peki, KKTC ne yapıyor?
Yeri gelmişken Türkiye de ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Salı günü partisinin gurup toplantısında söylediklerini sizlerle paylaşmak isterim;
“Tükettiğimiz elektrik enerjisinin %33’ünü doğalgazdan karşılıyoruz. Doğalgazın da %98’ini ithal ediyoruz. Büyük kısmı da Rusya’dan. Eğer siz kendi enerjnizi, elektriğinizi bir ülkeye bağlamışsanız, bir ülkeye kendinizi bağlamışsınız demektir”.
Söylediğim gibi bu kısımda yorum sizin.
Sayın Başbakanın “gelişmiş ülke kriterlerinden” yola çıkarak gelişmişliği biraz açalım;
Gelişmiş ülkelerde devlet rant kapısı değildir.
Etkin ve liyakata dayalı bir kamu düzeni vardır.
Gelişmiş ülkelerde eğitim, sağlık ve yargı konularında ihmal, başıboşluk, düzensizlik yoktur.


Herşey insan içindir.
Devlet vatandaşları arasında ayırımcılık yapmaz.
Populizm ve adam kayırmacılık bir virüs gibi toplumu kemirmez.
Yöneticiler şeffaftır.
Hesap verme, yargı ve adalet herkes için tektir.
Ülkelerin gelişmişlik düzeyi yollarda ve evlerdeki araba sayısına göre belirlenmez.
Gelişmişlik okuma-yazma oranıyla ortaya çıkmaz.
Yasalar, kanunlar ülke ihtiyaç ve şartlarına göre güncellenir.
Devlet sınırlarını ve insanını önce kendinden sonra her türlü tehlikeden korur.
Gelişmiş ülke yöneticileri, insanları ekonomik sıkıntılar yüzünden canına kıyarken, feryat ederken, yemekler, eğlenceler, balolar kurultaylar peşinde koşmaz.
Özel sektörün üretimi paketlerle, sözlerle desteklenmez.
Devlet önce kendi alacağını düşünmez, havadan nem, çaydan dem vergisi almaz.
Yani bu örnekleri dahalarıyla çoğaltabiliriz.


Ama sonuç hep aynıdır.
Gelişmiş bir ülke ve devlet, memur ordusuyla değil, ileriyi görebilen, yenilenen, çağa ayak uyduran dinamik bir yapıyla yönetilir.
Aksi taktir de sizin söyledikleriniz hep lafta kalır.
Gün gelir kendiniz söylediğiniz bu laflara sizde inanmazsınız.

Bu haber 611 defa okunmuştur

:

:

:

: