Gelecek Seçimler Değil Gelecek Nesiller

Bu yazım Ulusal Birlik Partisinin Pazar günü yapılacak olan genel kurultayından önce ki son yazım.
Bu yazım Ulusal Birlik Partisinin Pazar günü yapılacak olan genel kurultayından önce ki son yazım.
Muhtemelen bir sonraki yazımda kazanan adayın hem partisine hem de ülkeye neler getireceğini değerlendireceğiz.
Bu süreçte konuşulmayan tek nokta ülkede ne değişecek?
Ortaya çıkarılan sonuç ise koskoca bir hiç.
Yani kendi sorduğum soruya yine kendim cevap verecek olursam, ülke ve ülke insanı adına değişen bir şey olmayacak.

Tabloya baktığımız zaman Pazar günü yapılacak olan kurultayın şimdiden bittiğini ve Sayın İrsen Küçük’ün yeniden parti başkanı ve başbakan olduğunu düşünmekte zorlanmayız.
Çünkü partinin, medyanın hatta devletin ve de Türkiye hükümetinin tüm etkenlerini işi şansa bırakmamacasına kullandığını görüyoruz.
Bunlar bir tepki yaratır mı ve bu tepki sonucu etkiler mi?
Elbette bu düşünce de bir olasılıktır.
Bu kurultay Türkiye hükümetinin de etkisini bir nevi sınayacak.
Çok değil biraz geriye gidersek;
18 Nisan 2010’da yapılan KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye hükümeti dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat’ın yeniden bu göreve seçilmesi yönünde bir istenç ortaya koymuştu.

Ama bu olmadı.
Cumhurbaşkanlığı seçimini UBP’nin adayı Sayın Eroğlu kazandı.
Bu sonuçla aslında AK Parti de kaybetmişti.
Bu defa ise işi daha sıkı tutuyorlar.
İsteklerini gerçekleştirmede zorlanmadıkları Sayın İrsen Küçük’le çalışmak istiyorlar.
Bu gün taraf olmalarının da sebebi gayet açık.
KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ki gibi kaybetmemek.
Şuan ki KKTC hükümeti Türkiye yetkililerinin her isteğini yerine getiriyor.
Şimdi sürece bir bakalım;
Kıbrıs Türk siyasi hayatında İrsen Küçük önemli bir isimdir.
Sayın Küçük 36 yıldır siyasette.
Uzun yıllar Tarım bakanlığı yaptı.
2009 seçimlerinde UBP’den 12. Sırada yarıştı.
Lefkoşa da UBP’nin çıkardığı 8. Milletvekili oldu.
Daha sonra Sayın Eroğlu saraya çıktı.
Derviş Eroğlu saraya çıkarken Sayın İrsen Küçük partinin genel sekreteri idi.
Kurultaya kadar partisinin genel başkanı ve KKTC başbakanı oldu.
O dönemde üstlendiği bu görevlerin geçici olduğu ve buna dair bir belge imzaladığı konuşuldu.

Ama öyle olmadı.
4 Aralık 2010 da yapılan UBP’nin 18. Kurultayında aday oldu.
Çok tartışmalı, adayların birbirlerini ağır sözlerle eleştirdiği bir kurultay süreci yaşandı.
Bu kurultayda 815 oy alan Sayın İrsen Küçük UBP başkanı ve KKTC başbakanlığına devam etti.
Siyasette hiçbir şey emaneten olmaz.
Sayın Küçük’ün yerinde kim olsa bu sürecin sonunda bunlar yaşanacaktı.
KKTC’deki siyasi ve siyasetçi yapısını göz önüne aldığımızda Sayın Küçük değil bir başka vekil de olsaydı geçici olarak üstlendiği görevlerde kalıcı olmayı isteyecekti.
Bana göre bu istek normal.
Normal olmayan, kalıcı olmak isterken kalıcı tahribatlar yaratmak.
Sayın Ahmet Kâşif de siyasi hayatımızın üst düzey isimlerinden biri.
Çeşitli hükümetlerde bakanlıklar yaptı.

Son olarak Sağlık bakanıydı.
Kurultayda aday olduğu için görevden alındı.
Sayın Küçük’ün aday olması ne kadar normalse, Sayın Kâşif’in de aday olması o derece normaldir.
Bu seçim normal şartlar ve eşit koşullarda mı yapılıyor?
Hayır, bunu söylemek çok da mümkün değil.
Tüm bunları aylardır yazıp, konuşuyoruz.
Kurultay Pazar günü yapılıp bitecek.
Ama yaratılan kötü ortam kolay kolay düzelmeyecek.
İlk başta UBP hükümet olarak bir bütünlük içinde yığınla sorunu çözmeye odaklanmalı.
İç sorunlarını aşamayan bir hükümet kendinden çok ülkeye zarar verecek.
Her şeyden arınıp ülkenin durumuna bakacak olursak;
Türkiye ile Kıbrıs Türk Halkı arasındaki ilişkiler bu dönemki kadar kötü olmadı.
Türkiye bu işlerin içine çekilerek tarihi yakınlık çok büyük zararlar gördü.
Kuzey Kıbrıs insanı iç birlikteliğini kaybetti.
Ulusal Birlik Partisi kim ne derse desin artık Ulusal ama Birlik değil.

Ülkedeki ekonomi adeta dibe vurdu.
Sosyal olaylarda patlamalar yaşandı.
İnsanların can güvenliği tehdit oldu.
Verilen hiçbir söz tutulmadı.
Petrol dolum tesisi hala tartışılıyor.
Toplumun tüm kesimleri bu düşünceye karşı.
Özelleştirme tam bir muamma.
Kimse ne olacağını kestiremiyor.
Bir belirsizlik durumu hakim.
Devlet ve devlet yönetimi müthiş bir güven erozyonuna uğramış.
Hala bugün olmuş açılmayan, eksikleri bitmeyen, öğretmeni olmayan okullar var.
Tarihte görülmemiş bir olay olarak sendikalar eksiklik olan okullara öğretmen atıyor.
Sağlık alanında sorunlar yaşanıyor.
Bu olumsuzlukların tümünün kurultay sonrasında değişeceğini düşünmek sadece hayaldir.
Kazanan adaya şimdiden hayırlı olsun.

Ve kazanan aday kim olursa olsun partisinden önce ülkedeki iç barışı sağlamaya odaklansın.
Ve 2014’deki seçimi değil, gelecek nesilleri düşünsün.
Bu haber 610 defa okunmuştur
  • Gelecek ince  NY - 19.10.2012 Bir gün öğretmeni Ali'ye 'Siyaset' nedir diye sorar. Ali çocuk aklıyla cevap veremez. Evde kitaplara bakar ama hiçbir şey anlayamaz. Babasına sormaya karar verir. —Baba, Siyaset nedir? Baba uygun bir yolla anlatmak ister ogluna. —eve parayı getiren kim ? —Sen —Ben kapitalist rejimim. —parayı alıp bizim yiyecek içecek ve giyecek gibi ihtiyaçlarımızı karşılayan kim? -Annem... —O da hükümet. —Peki, küçük kardeşinle kim ilgileniyor? —Dadım... —Dadın işçi, kardeşin gelecek, sen de halksın o zaman. Ali herseyi not alır ve uyur. Gece garip seslerle uyanır. Bir de bakar ki kardeşi ağlıyor. Yanına gidince altına pislediğini anlar. Hemen annesini kaldırmaya gider. Ama ne yaparsa yapsın anne kalkmaz. Bu arada salondan gelen sesleri merak eder ve salona gider. Babasıyla dadısını uygunsuz yakalayan Alinin ağzından aynen şu kelimeler dökülür:—Kapitalist rejim işçiyi sömürüyor, hükümet uyuyor, gelecek bok içinde

:

:

:

: