Kıbrıs Türk Halkının belirli bir kesimini meşgul eden kurultay da sona erdi. Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde oy verme işlemi halen devam ediyordu ve kimin kazanacağını çok ta merak etmiyordum zaten. İki adaydan birinin bu kurultaydan başkan olarak çıkacağı bellidir. Kim çıkarsa çıksın pek bir şey değişmeyeceğini kendileri dahi biliyorlar. Zihniyet aynı topluma bakış açısı aynı. Aynı parti düzeninden gelen ve ülkeyi son üç buçuk yıldır beraber idare eden yönetimin mensupları. Üç buçuk yılda ne değiştiyse kalan bir buçuk yılda da bir şey değişmeyeceğini bilmeyen yok. Peki nedir bu derece yıkıcı, kırıcı ve yok etmeye yönelik kavga? İnsanları kamplara bölen, İrsenci veya Kaşifçi diye ötekileştiren?
Son bir yıldır Lefkoşa şehri adeta kabus yaşıyor. Bu kabusu yaşatan da Lefkoşa Türk Belediyesi. Başta belediye başkanı ve meclis üyeleri olmak üzere Lefkoşa’da yaşayan halkın üzerine gulyabani gibi çöktüler. Halk onları demokratik bir biçimde seçip göreve getirdi. Onların görevi değil mi, bu halkın çöpünü toplayıp, diğer hizmetleri de kusursuz vermek! Başkan topu meclis üyelerine atar, onlar toplantıya katılmaz (hangi partiden olursa olsunlar) karar almak zorlaşır. Filler tepişir çimler ezilir misalinde olduğu gibi, Lefkoşa halkı hiç hak etmediği bir durumla karşılaşır. Sel olur evleri su basar, lağımlar taşar hastalık riski oluşur, çöplerden kimse evinin penceresini açamaz sokakta yürüyemez. Halk onları bunlar için mi seçti? Mademki zor geldi yapamıyor, beceremiyorsanız, bir basın toplantısı düzenleyin ve “Biz bu halkın verdiği oylara layık değiliz, Lefkoşalıya kötülük ediyoruz, beceremiyoruz” deyin ve çekip gidin. En azından durduğunuz her saniye bu ülkeye zarar vermemiş olursunuz değil mi?
İşin önemli bir diğer boyutu da, ekmek parası için çalışan belediye görevlilerinin içine düştüğü durum. Her ay sonunda acaba maaşımı alabilecek miyim, hastalanırsam sigortam yatmadığı için özele gidip nasıl hangi parayla muayene olabileceğim, geleceğim ne olacak diyen belediye çalışanlarının haklı endişeleri. Grev çalışanların en doğal ve yasal hakkıdır elbette. Ve bu hakka ilk önce bir yılda ikinci kez çalışanların yasal hakkını Bakanlar Kurulu kararıyla 60 gün erteleyen hükümet saygı duymalı. Sorunlar ertelendikçe daha da büyür ve içinden çıkılmaz bir hal alır. Aynen de öyle oldu bu bir yıl içinde. Onun için ertelemek çözüm değil soruna çare bulmak olmalı hükümet için öncelikle. Ancak kongre ve kurultay kavgaları öylesine vahşileşti ki, ülkeyi idare edenlerin gözü kurultaydan başka bir şey görmez oldu. Makam arabalarıyla her gün o çöplerin arasından geçerken bile ne Lefkoşalıyı düşündüler ne de o çöplerin yaratacağı salgın hastalıkları. Belediye Emekçileri Sendikası bir yıldır soruna çare üretemeyen yöneticileri defalarca uyardı, eylemler yaptı, başbakanlık önünde, belediye önünde ateşler yaktı, yürüyüş düzenledi ama kimsenin umurunda olmadı. Şimdi çöpler yine sağlığı tehdit etmeye başladı. Hükümet diyor ki, sizin grev hakkınızı erteledim, işinizin başına dönün. Sorunları çözdüler mi? Hayır.
Artık bu aşamada halkın bu gerçekler ışığında, sorunu erteleyerek kangren haline getiren belediye başkanı, meclis üyeleri, yerel yönetimlerden sorumlu İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyelerine yönelik harekete geçmeli. Halk pislik ve mikrop içinde yaşamaktan isyan ediyor artık. Halk nasıl oy verip yönetenleri seçiyorsa, iyi yönetemeyip halkı, rezil duruma sokanları da sorgulamalı hesap sormalı. Susmak sadece kaderine razı olmaktır. Oysa Kuzey Kıbrıs gibi aydın insanların çoğunlukta bulunduğu bir ülkede kadercilik yakışmaz. Ben oy veriyorsam, belediyeye vergimi, su paramı, sağlık hizmetleri adı altında vergimi yatırıyorsam, kimsenin halkına bunları yaşatma hakkı olamaz.
Artık yeter bu halka bunları yaşatmaya hakkınız yok. Çalıştırdığınız insanların parasını, yatırımlarını zamanında yatırmak zorundasınız. Nasıl ki, elektrik, su, telefon faturalarını yatırmayanların hizmeti kesiliyor, faiziyle yatırıyorlar, yatırırken de açma parasını alıyorsanız ne demek yıllarca çalışanların ihtiyatı ve sigortasının yatırılmaması? Ne hakkınız var, çalışanlar sizin köleniz değil, uşağınız hiç değil. Onların en doğal hakkı olan sağlık ve emeklilik haklarını gasp etmek hiç değil. Çalışanların yatırılmayan yatırımlarını, özlük haklarını savunmak adına yaptıkları grevi ikinci kez ertelemek size sadece zaman kazandırır, sorunu çözmek değil.
Lefkoşa halkına yaşatılan bu rezilliğe son vermek adına şimdi söz söyleme sırası Lefkoşa Halkının. Eğer Lefkoşa halkı yarından tezi yok sokağa dökülür, Lefkoşa Belediyesi’ni, Cumhuriyet Meclisi’ni, Başbakanlığı kilitlerse hiç şaşmayın. Siz nasıl ki sorun çözmek yerine devamlı grevi erteliyorsunuz. Halk ta artık çıkıp,” Siz bizim oylarımıza layık değilsiniz, bizi pisliğe ve mikroplara teslim ettiniz, bizde size verdiğimiz oyu geri çekiyoruz derse hiç şaşmayın, EY BU ÜLKEYİ İDARE EDENLER.