Neden böyle oldu?

Abdullah Acı, Türk Milli Takımı’nın başında çağrıldığında bu seçimi onaylamayan çok az futbolsever vardı.


Abdullah Acı, Türk Milli Takımı’nın başında çağrıldığında bu seçimi onaylamayan çok az futbolsever vardı. Türkiye’de hepimiz bu seçimle birlikte milli takımda ikinci bir “birinci Terim” devri göreceğimizi umuyordur. Tugaylar, Bülent Uygurlar, Emere Aşıklar ve yeni Hakan Şüküler bekliyordur. Kısa sürede yanıldığımızı anladık. Sn. Avcı daha ilk aşamada, daha yarcımlarını seçerken önceliğinin yetenek değil, aidiyet olduğunu belli etti. Sanki hedefi “milli başarı” değil de “kendisini oraya getiren otoritelerin memnuniyeti” imiş gibi davrandı. Oyuncu seçiminde de aynı eğilimin esiri oldu. Tüm dünyda milli takımlar 3 metodla oluşturulurlar. 1. Metodu tercih eden milli takım pardonları ellerindeki oyuncu havuzundan kendilerine en iyilerini seçerek bir milli takım oluştururlar. İngiltere’de milli takımlar son yıllarda genellikle bu şekilde oluşturulur. 2. metodu bu son yıllarda İspan’tanın tercih ettiği metoddur. Uygulayanlar ülkenin en güçlü takımını alırlar ve bu takımı takviye ederler. Türk Milli takımının başındayken Gündüz Kılıç’ın tercih ettiği metoddan biridir. 3. metod Türk Milli Takımı’nı ilk kez dünya kupasına götüren ve İnönü’de o zamanki adıyla Mithat Paşa’da , gelmiş geçmiş en iyi milli takımlardan biri olark kabul edilir. Kimine göre hepisinin en iyisi, Cziborlu, Boszicli, Macar Milli Tkaımını 3-1 mağlup eden Eşfak Aykaç’ın metodudur. Eşfak Aykaç milli yakımı her zaman adeta ayı bir takım olarak telakki etti. Tıpkı bir kulüp takımı gibi! Kadrosunda hiçbir zaman radikal değişiklikler yapmadı. Değişiklikleri hep takımda zamanın gereğine göre yaptı. Sağ beki uzun süre Büyük Ali idi. Yaşnanınca yerini Saim’e bıraktı. Sağ bek Basri’nin yerine de kısa zamanda İsmail geçti. Zamanın şöhretleri Metin Oktay ve Hilmi Kiremitçi milli takıma ilk kez onun zamanında çağrıldılar. Onun başarısını görn federasyon yetkililieri, Türkiye’de hiçbir başarı karşılıksız kalmak prensibi uyarınca Milli Takımı bir komitete emanet etti. Aykaç ise o komitenin bir üyesi olacaktı sadece. Her haysiyetli nsan gibi Eşfka Aykaç da bu durumu kabullenmedi ve komitede görev alamdı. Kkomite oyuncu seçme işini kısa süreden sonra bir benden usulünce çevirince Türk futbol tarihinin en uzun ve en önlenemez çöküş süreci başladı. Düzenlemenin mimarları Derwal ve Piontek mühendisleri ise Terim ve Güneş oldu. Bu iki teknik direktör dönemlerinde milli takım bir dünya, bir avrupa vir de kıtalar arası üçüncülük kazandı. Fakat sonunda her ikisi de bnime bir “Bill Shawkley Prensipleri” dediğim eski şöhretlerinden zamanından vazgeçmeye direnmeye mağlup oldular. Ersun Yemal değişimi gerçekleştirmek istedi ise de başarılı olamadı.. Onun başını medya yedi. Devraldığı milli takım pivot sistem üzerine kurulmuştur. O haklı olarak bunu değiştirmek istedi. Takıma alınan Fatih Tekka bu görevi n adamı değildi. Aslında Tekke, Hakan Şükür’den çok daha yetenekliydi. Fakat takım henüz ona göre oynamaya hazır değildir. Medya ona zaman vermedi. Çünkü Hakan Şükür’ün mesubu olduğu dinci gurubun medyadaki etkisi inanılmaz dereceydi. Ersun Yemal’ın başlatmak istediği yeniliğin farkında olmayadan futbol yazarları “Hatice-Netice” teranesiyle değişime zamana ihtiyaç gerçeğini gör ardı ederek ama acımasızca saldırıyorlardı. Ondan sonra da Türk futbolu bir adım ileriye gidemedi. Her yeni gelen teknik direktör, makamında sadece kısa bir süre kalabildiği için gerekli değişiklikler yapılamadı Abdullah Avcı’nın gelişiyle sanki yeni bir umut yeşerdi. Herkes onun gerekli yeniliği yapacağını düşünüyordu. Futbol bir bilimsel deney değildir. Ne kadar güzel oynarsanız oynayınız. Ne kadar doğru işerler yaparsanız yapınız o top, o üş direğin arasından geçmez .Sn. Avcı göreve binbir umut dağıtarak başladı. Hazırlık maçlarında iyi futbol ortaa koyamasada iyi sonuçlar aldı. Fakat geleceği düşünenler için yola çıktığı kadro hiç de tatminkar değildir. Sizi bilmem fakat ben hayatımda hiçbir zaman mevkiye karşı saygu duymadım.

Atatürk’te bir Cumhurbaşknıydı Adolf Hitler de ikisi de saygıya laikler miydi? Saygı mevki ile kazanılmaz.Yapılan işlerle kazanılır. Gösterilen fedakarlıklarla kazanılır. Bugün merhum Eşfak Aykaç’ı herkes saygı ile anıyor. Prensiplerini feda etseydi ve kendisine önerilen komitede yer alsaydı belki çok paralar kazanabilirdi fakat saygı kazanamazdı. Sn. Avcı geçmişte yaptıklarıyla her zaman örnek gösterilecektir. Şahsen bir Galatasaraylı olarak Melo’nun geçen zonki şampiyonluğu önümüzdeki rolünü inkar edemem. Fakat ona karşı içimde zerre kadar saygı hissi yoktur. Emre Belözoğlu’nda da yoktur. Hakan Şükür’de de yoktur. Abdullah Avcı eğer yolun başında hedef olarak grup birinciliğini değil de zor bir iş için hazırlığı gösterseydi Volkan da Umut Bulutla Mehmet Topalla en başta , en başta Emre Belözoğlu ile yollarını ayırsaydı hedefine ulaşmasa bile benim gözümdeki saygısını koruyacaktı. Yapmadı. Bence o, futbolun gerçeklerini değil, onu oraya götürenlerin eğilimlerini gözetti. Bunun için başarısız bunun için artık saygı duymuyorum.
Bu haber 7355 defa okunmuştur
  •    - 4.08.2013 neden acaba? ben de merak ettim şimdi

:

:

:

: