Kıbrıs Türk edebiyatından…

Feriha Altıok’la tanışmamız da 1982- 84 yıllarına rastlar. Bizler, o yıllarda Gökçeoğlu da Feriha da Bayraktar Ortaokulunda öğretmeniz. Müdürümüz Oğuz Kusetoğlu… Şimdi düşünüyorum da şiir adına bir araya gelememişiz.

FERİHA ALTIOK

Harid FEDAİ
Özker YAŞIN
Fikret DEMİRAĞ
Osman TÜRKAY
Mehmet Tahir DOLUNER
Süleyman ULUÇAMGİL
Mehmet KANSU
Neriman CAHİT
Ali NESİM
Özden SELENGE
Mustafa GÖKÇEOĞLU

Feriha Altıok’la tanışmamız da 1982- 84 yıllarına rastlar. Bizler, o yıllarda Gökçeoğlu da Feriha da Bayraktar Ortaokulunda öğretmeniz. Müdürümüz Oğuz Kusetoğlu… Şimdi düşünüyorum da şiir adına bir araya gelememişiz. Herhalde onlara şiir yazdığımdan bile söz etmemişim, çekinmişim. İkinci oğlum yeni doğmuş, iki çocukla şiire pek de zaman ayırdığım söylenemez.
Feriha 1946’ da Elye’de (şimdiki adı Doğancı) da doğar. O yılların keşmekeşinde çocukluğunu ve ilk gençliğini yaşar. Şiirlerinde kadınca başkaldırışları bana her zaman Neriman Cahit’i hatırlatır. Aynı yorumu sevgili Gülgün Serdar da radyo programlarında dillendirir.
İlk ve orta öğrenimini Kıbrıs’ta tamamlar. Bir dönem ilkokul öğretmenliği yapar. O yıllarda destek olmadan Türkiye’de okumak zordur. Sanırım büyük bir hevesle para biriktirir. Daha sonra ver elini Samsun… Samsun Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü bitirir.
Biliyorsunuz ben de o okuldanım ama sanırım biz hiç buluşmadık. Bizim zamanımızda Eğitim Enstitüleri 3 yıllık olmuştu ve bizden hemen sonra da Akademiye çevrildi, ardından da üniversiteleşti. Keşke öğretmen yetiştiren kurum olarak kalsaydı. Yazık oldu… Sonra gelenler aynı makastan çıkan kumaşlara benzediler… İnsanları aynılaştırmak böyle bir şey… Bir sürü üniversite mezunu… Eğer isterlerse pedagoji alıp öğretmen olabilirler… Oysa yaşayarak, okul yıllarında sindire sindire alınır böyle bir eğitim… Geçmiş ola elbette…
1983 yılından başlayarak, şiirleri çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmaya başlar. Ardından da kitapları gelir. Şiirlerinde alışılagelmiş anlatımlar yerine kendine özgü bir lirizm yakalar. Ayrıca farklı bir dil canlılığı da vardır.
Feriha Altıok, adını 1970li yıllarda duyuran şairlerimizden. Şiire ilişkin düşüncelerini “ içinde yaşadığımız büyülü bahçeler” diye tanımlar. Sosyal ortamda bulduklarını şiirine yansıtmayı iyi bilir.
FİDANCIĞIN ÇİLESİ:
İlk kitabını 1985’te çıkarır Altıok.
“ Bir küçük beden getirdim
bu dünyaya
bir de büyük yürek
bir de deli yürek
ne demek ayıklamak seçmek
yalnız bir kitap okudu yüreğim
hep sevmek…
…….
Sevdim yeşili
ille de filizi sevdim
sarıyı çağrıştırsa da sonbaharı
alı sevdim
moru sevdim
karanın da vardır
umutlu bir yanı…
nasıl sevmeme alacayı
okul önlüğüm içimde
en güzel anı…

sevdim kitapları
taşırlar diye zamanı
sevdim türküleri şiirleri
hele şiirleri
hele şiirleri
o büyülü bahçeleri…
(Fidancığın Çilesi, 1985)

Şiirlerinde son derece sağlam cümle yapısı ve güzel bir Türkçe kullanır şair. Aynı kitabın ilk şiiridir bu…

ŞİİR

Çıkmazların kör kavşağında çıktın karşıma
sözün tarihince görkemli
derininde bunluğu gizliyordun
sığında maviler çığlık çığlığa
iki yıldır kürek çekmekten teknende
bak ağılar çiçekleniyor yüreğimde
(Fidancığın Çilesi, 1985)

Bu kitabındaki şiirlerini üç bölümde toplamış Altıok.

ÇALINAN ÇOCUKLUK/

“ne zaman bir rüzgar esse
sarı sıcak buğday tarlalarında
anamı anımsarım elinde orağı
gücü yüreğinde”

TUTSAKLIĞA GÖMÜT/

“ bir ışık vuruyor alnıma
aydın yarınların ilk müjdecisi
ben güneşle gidiyorum
aydınlık şiirler toplayacağım mutlu ülkeye”

AK ŞİİRLER SAKLIYORDUM/

Anımsar mısın
zemheri bir gecede
bir çift göz koymuştun avuçlarıma
ellerim yanmış
ışığa kesmişti yanım yörem

bir gün istedin gözlerini
çığlık çığlığa yalazlandı avuçlarım
ve döküldü paramparça ayaklarıma aynalarım

o günden sonra
bir lokma bir aba
yollara düştü gözlerim
o göz senin bu göz benim gezerken
büyüdü yalnızlığım kalabalıklarca
kaldırımlarda üşürken bakışlarım

yıllar sonra buldum gözlerini
zincire vurulmuş yedeğinde
esrik bir rüzgarın

yakından çok yakından uzattım ellerimi
yollarca uzaklık topladım
(Yollarca Uzaklık, s. 48)

Şiirler okundukça daha çok sevilir. Ben de bu şiiri çok sevdim ve tamamını sizlerle paylaştım. Aslında her şiir bütünüyle güzeldir ama sayfam yetmez elbette… Ben de tadımlık örnekler veriyorum bu yüzden…

Şairin ikinci kitabı 1987’de çıkagelir: HELE BİR DÜŞÜN

“ Sessiz bir çığlığım
bulutlara çarpar
dipsiz kuyularda patlarım
ve
kendi yüzümü çiğnemekten
kan içinde ayaklarım”
(Hele Bir Düşün, s. 11)
Şiiriyle kendisiyle iç hesaplaşmasını böyle anlatır, çaresizliğini böyle dillendirir Feriha Altıok…

Üçüncü kitabı : ŞİİRLE SÖYLEŞİLER kitabın aşkı böyle tanımlarken

“ Önce
Ateş düştü aşka
Sonra kadın aşka düştü
Aşka çağırma beni
Ellerimi avutamazsın”
(Şiirle Söyleşiler, s. 38)

Şiirlerinde hayatın tanımı da şöyledir:

“ Bir üzüm salkımıdır yaşam
tadı kalır her akşam
zamanın arsız ağzında
akıllı toprak, toplar
tükürdüğü çekirdekleri
Ve saklar koynunda”
(Şiirle Söyleşiler,s.38)

1994’te ADI AŞKA ÇAĞRILI çıkagelir. Aslında şiirin ayak sesini yüreğinde duyandır şair… O ayak sesini kilometrelerce öteden tanıyandır, bilendir… Gecesini, gündüzünü ona ayırır, tıpkı aşkı çağıran maşuk gibi…

1996’da ADI SEN KUŞ yayınlanır. Durmadan üretir, sabırla şiire yol alır duyarlı yüreği… Bu kez şiirsel düzyazılarıyla karşımızdadır. Yürek şairin yüreğiyse, sözler bile şiirdir gayrı…

1999’da ilginç kapak tasarımıyla RUHUMSAN KORKARIM çıkar. Mitoloji kokar sanki… Aşktan umuda, ansızın umutsuzluğa yol alır… İçin için yanan ateşe benzer, karıştırırsanız köz köz çıkar karşınıza…


YASEMİNLER DİKSELER ADINA

“ Gözler’nin çelenginde iki baykuş
suskun
gecelerde yedi yıldız tutuşun
bir düş içindir

ey gecikmiş karar
kalk düş yola!

Kaldır başını dürüstlüğün düşsün
ki kof bir korkudur asılan boynuna

Sonra dal sularına
(kendi)
arsızlığını ara…

yasak yamaçlara vur kendini
güzel suçlara…
unutuşlar uyansın bakışlarında

kalırsan sen beğen
gidersen el içindir
yaseminler dikseler adına.
(Ruhumsan Korkarım, s. 53)

Şairin bu kitabında, aşkın ateşini anlattığı bu dizelerden gerçekten çok etkilendim, sizlerle paylaşmak isterim.

GÜLYANGINI

Göçebe bir rüzgardır şiir
yağmur toplamaya çıkar dağdoruklarına
iner kuytulara döker içini

Yüreğim fırtına kokusu almış
kartal huzursuzluğunda
ey aşk gel intiharım ol
yeniden öldürmeden seni

Şimdi bir duvar aradan kalksa
yakın kaç adımdır bana?
bu duvar aradan kalksa
sen yine cezirlerdesin
aşk ateşüstü pusuda…

Başlar ellerimizin buzul akışması
meşru buluşmalarda

aşkım öldü o gülyangınında…
(Ruhumsan Korkarım, s. 31)

Feriha Altıok, bizi biraz bekletir. Aslında kitap çıkarmanın zorluklarını yaşarız, her dönemde, biz sanatçılar… Gelirimiz belli, giderimiz belli… Öğretmen maaşıyla, devletten ya da bir özel kuruluştan destek görmedikçe yeni bir kitap zor çıkar… Küçük bir ülkede fazla alıcı da bulamayız. Şiiri sevdirmek kolay değildir aslında…

2004’te ASIL- MAYA AY yayınlanır. Kitap yine bölümlerden oluşur. İlginç olanı, GÜZ DÖKÜNTÜLERİ bölümüdür. Şair buradaki 18 şiirini, isimlendirmemiş, sadece Romen rakamı ile numaralandırmıştır.

ASILAMAYA AY İSTERİM

Bir nisan daha
geçti yüzüme bir fiske daha
bu kaçıncı bahar sezmediğim
yüzünün ayazımda

Kanlı bir camekandır gün
patlatır ölücanlarımı dizerim
katıp geceyi önüme –kaçıncı tövbeye mahçup-
kaçıncı umuda girerim

Ey gece göğüsleme beni
bir sevda ölüsü daha uzatayım
musalla taşına
lanetli iğnelerini bir bir söküp başımdan
sabaha gülrevan çıkarım arkakapından…
(Asılmaya Ay,s. 22)

ÇİÇEKLERİMİN SULAMA ZAMANI, Kıbrıs Türk Sanatçı ve Yazarlar Birliği tarafından çıkarılır. Kitapta önsöz yerine ünlü düşünür TAGORE’un bir sözü yer alır.

“ Sana evime gel demiyorum
Benim uçsuz bucaksız yalnızlığıma gel…” TAGORE


Kitap öncekilerden çok farklı, cep kitabı özelliğini taşır. Arka kapağında şu dizeler yazılı.

“ akşam oldu
çiçeklerimin sulama zamanıdır
ey gözbebeğimden
sakınarak indirdiğim çocuk… “ der.

İçindeki şiirlerin bazılarına isim de koymamıştır şair.

“ Bir şiir en çok hüzün kanar
ve hiçbir şey değildir bir şiir
hüzün kadar… “

Hani hüznün yanında şiirin lafı mı olur, der gibidir. Ya da şiirle hüzün kol kola yürür, gibi bir şey sanki…
Aylar, hele de eylül, hüzün ayıdır.

“ az önce senden gelen
bu eylül
gelip bastı bağrıma
dokunacak ille dokunacak
saçlarıma…

Kim kazar bu kuyuyu
her gece
her gece yastığımın altına

Çaresiz kalkar uçurum sürerim
Yaralarıma…

yorgun bir yılkıya döndümse
çoktan saldım içimdeki
azgın tayı dağlara… “
(Çiçeklerimin Sulama Zamanı,s.53)

Sevgili Feriha Altıok’a gönlünce şiirlerle bezeli bir yaşam diliyorum: Huzur ve mutluluk dolu…
Bu haber 368 defa okunmuştur

:

:

:

: