Kıbrıs Türk Edebiyatından…

Bekir Kara, 1945 yılında BAF’ın Bağrıkara köyünde dünyaya gelir. İlkokul ‘u Limasol’unPiskobu köyünde okur. Ardından orta ve lise öğrenimini Limasol 19 Mayıs Lisesinde tamamlar. Daha sonra Bursa Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümünden 1970 yılında mezun olur.
Bekir Kara

Bekir Kara, 1945 yılında BAF’ın Bağrıkara köyünde dünyaya gelir. İlkokul ‘u Limasol’unPiskobu köyünde okur. Ardından orta ve lise öğrenimini Limasol 19 Mayıs Lisesinde tamamlar. Daha sonra Bursa Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümünden 1970 yılında mezun olur.
Kara, önceleri ilkokullarda daha sonra ortaokul ve liselerde öğretmenlik yapar. Müdür muaviniyken de emekliye ayrılır.
Yazın yaşamına lise yıllarında, tiyatro ve küçük öykü denemeleriyle başlar. Öyküleri çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanır. Yarışmalarda öykü, roman ve tiyatro ödülleri alır. Ardından romana da adım atar.
Yazar, halk müziği dalında da çalışmaları yapmaktadır. Otuza yakın türkü- derleme ve düzenlemesi vardır. Beş tane türküsü, TRT radyolarında yayınlanma izni almıştır.

TOPLU OYUNLAR 1:
1994 yılında yayınlanır. Yazarın ilk eseridir. Bu eserinde 2 perdelik üç tane oyunu yer alır. DELİ HASAN, İSTEN PASADEMBO ve DOMUZUN KUYRUĞU…
Her oyunun başında, olayların hangi yıllarda geçtiği, zaman tasvirleri ve mekanlar çok ayrıntılı bir biçimde verilir. Öyle ki, radyoyu karıştırırken gelen seslerin bile özellikleri, söyledikleri tek tek anlatılır. Kıbrıs ağzının en özgün şekli konuşmalarda aktarılmıştır. Kitabın sonunda sahnelenmiş oyunlardan fotoğraflar bile eklenmiştir.

SIRLAR ÖLÜMSÜZDÜR:
Yazarın ilk öykülerinin yer aldığı kitap 1995’te yayınlanır. Bu kitabın ilk sayfasında yazar, önsöz yerine:
“ İnsanlar zaman zaman kendi kendilerini sorgulamalı ve arkasından uzun uzun düşünmelidir.” diye yazmıştır.
Kitapta: Aha Böyle, Sırlar Ölümsüzdür, Bilgilerini Sırtına Yükledi, Emin Dayı, Kuruntu, Bebek Ağlayınca, Tombul Osman öyküleri yer alır. Anlatıldıkları dönemi ayrıntılarla çok güzel anlatan, Kıbrıs ağzını en doğru biçimde veren bir dil kullanır, yazar… Betimlemeler (kişi ve yer) özellikle güzeldir. Bence coğrafya öğretmeni olmasının bu konudaki avantajını çok iyi kullanır. Bu açıdan onda tam bir coğrafyacı titizliğini yakalayabilirsiniz.

BELLEKTEKİ İZLER 1 :
Belgesel romandır. 1996’da yayınlanır. 348 sayfalık, kapsamlı bir eserdir. Kıbrıs Türkünün çektiği acıları ve çileleri, abartısız ama tüm gerçekliğiyle yansıtır.
Bu eserinde anlatımı daha olgunlaşır yazarın. Kitabın arka sayfasında romandan alınmış, çarpıcı bölümler yer alır.
“ Kadının doğum çığlığı; dağlara, ovalara çarpa çarpa yankılanıyordu. Topal, doğum anındaki kadını, sırtlanıp götürmeyi tasarlıyordu.
Bir tüfek patladı o an. Dışarı fırladı. Selim vurulmuştu ve yerde kıvranıyordu. Yanına koştu.
Gözleri açıktı Selim’in; fakat yuvalarında bilyeden farksızdılar.”

***

“ Bir köpek koşar taa uzaklardan. Milyonlarca yıldır uluyan ve leş yiyen köpek; keskin dişleirle ve acımasızca, bedenini parçalıyordu. Hayret! Hiç acı duymuyor; fakat bedeninin parçalanışına çok üzülüyordu köpeği izlerken.”

***

“ Sen onu, o seni derken iş büyüyecek Selim! Vurup öldürmenin sonu yoktur.
Ben de biliyorum Tahir yeğen, biliyorum da…”
Dikkatimi çeken en önemli şey, yazarın kurgulamadaki başarısı… Herhalde gerçeklerden yola çıkarak yazdığı için olmalı diye de düşünüyorum.

ÇALKANTI:
2000 yılında KKTC Kültür Bakanlığı yayınlarından çıkar. O yıllarda Milli Eğitim Bakanı Mehmet ALTINAY’dır.
Kitabın giriş bölümündeki yazısını Sayın Altınay, şöyle bitirir:
“ Tarihi yaratan insan, kendini tarih içinde yazıyla “kitap”la var etmiştir.. Bugün basılan her kitabın yarına eşsiz birer belge olarak kalacağı inancındayım.”

Bekir KARA da :
“ Yurt edinmek kolay değildir. Fakat şu da bir gerçektir ki; yurdu elde ettikten sonra, onu korumak daha da zordur. Hele o yurt, tarih sürecinde, ilgisi olsun veya olmasın, birçok devletin çıkarları ile yakından ilgiliyse; o zorluk kat kat artmaktadır.” der.
Hangi zaman diliminde olursak olalım insana yabancı olmayan doğru bir düşünce tarzı gerçekten…
Yazar, ayrıca KIBRIS ADAsının önemini (coğrafi, tarihi ve stratejik açıdan)vurgulayan ciddi görüşlerine de önsöz bölümünde yer verir.
Eser, 11 öyküden oluşan 234 sayfalık bir öykü kitabıdır. Cümleler daha sağlam, kurgulamalar ilk öykülerine göre daha oturmuş görünür.


KAVUNİ:
2001 yılında yayınlanan roman, yazarın tüm eserlerini gölgede bırakacak kadar mükemmeldir. Kavuni, Hasan Bulliler’in kardeşidir. Bana Yaşar KEMAL’in İNCE MEMED romanını çağrıştırmıştı. Uzun zaman etkisinden kurtulamadığım, en beğendiğim romanlar arasındadır. Hatta o yıllarda Azerbaycan’daki edebiyat buluşmasında onun hakkında bildiri sunmayı tasarlamıştım. Ama kısmet olmadı, ne yazık ki!
Bu nedenle Şefler Pastanesinde bir görüşmemiz olmuştu Bekir Kara ile… Yıl 2001… Kendisi bana tüm eserlerinden (elinde az olduğu halde) birer tane imzalama inceliğinde bulunmuştu.
Tanıdığım kadarıyla sayın Kara eleştiriye açık bir insan. Söylediklerinize gücenmiyor, dikkatlice dinleyip neler yapabileceğini konuşabiliyor. İnanıyorum ki, bizler, sanatçılar, hatta tüm insanlar, başkalarının görüşlerine saygılı oldukça, daha iyi ve güzel eserler ortaya koyarız.
Biliyorsunuz Hasan Bulliler’i belgesel niteliğinde araştırmalarla tanıtan HaridFEDAİ’nin son eseri de bu yıl yayınlandı.
Romanlar, yazarın düş gücünü gerçeklerle örtüştürerek yazdıkları eserlerdir. Bu nedenle de doğru- yanlış tartışması olmadan okunmalıdırlar. Bekir Kara, bu konuda gerçekten olağanüstü bir eser ortaya koymuştur bana göre… Hani her şair, bir şiiriyle ; her romancı bir romanıyla belleklerde iz bırakır; bilinir ya… Bana göre de Bekir Kara denince akla Kavuni gelir.
Hasan Bulliler olayı 1887 yılında başlayan ve 1896 yılında sona eren, iki büyük olaydan oluşmaktadır. Birinci olay: 1887 yılında işlediği bir suçtan sonra dağa çıkan Hasan Ahmet Bulli olayıdır. Bu olay, Hasan Bulli’nin 1888 yılında hapsedilmesiyle sonuçlanmıştır.
İkinci olay ise, 1894 yılında Hasan Bulli’nin küçük kardeşi, Hüseyin Ahmet Kavuni’nin bir Rum’u bıçaklayarak öldürmesi üzerine, ağası Ahmet Bulli ile birlikte dağa çıkmasıyla başlamış ve 1896 yılına dek sürmüştür.
Böyle olaylar, doğaldır ki Kıbrıs gibi küçük bir adada, efsane haline dönüşür. Eser, 357 sayfadır ama o kadar sürükleyicidir ki, elinizden bırakamaz, bir solukta okursunuz.

AŞKLAR- ACILAR- ÇOCUKLAR ve TORUNLAR:
Yazar, hayli kapsamlı, bana biraz da dağınık gelen romanında fazla ayrıntılara girmiş gibi görünüyor. Bende, aceleye getirilmiş gibi bir izlenim bırakan eser, 424 sayfadan oluşuyor. İkinci baskısı yapılırsa düzeltilmesi gereken yazım hataları da ele alınmalı. Matbaa hatalarından oluşan düzensizlik de okurken sizi duraklatıyor.
Bu tarz romanlar daha dikkat ister. Kişiler ve olaylar arttıkça gözden kaçan kısımlar olur çünkü… Sevgili Bekir KARA ile romanı tartıştığımızda haklı olduğumu sanatçı duyarlılığı ile ve alçakgönüllülükle kabullenmesi beni çok mutlu etti. Olgunluğuna teşekkür etmeliyim. Bizde editörlük, henüz emekleme devresinde çünkü…

Kitabın arka sayfasında, şu notlar var:

“ Sevmek insan özgü. Sevilmek de…
Bir zamanlar sevmek suçtu, sevilmek de
Ahmet yakışıklı bir oğlandı.
Çevresindeki tüm kızlar ona aşıktı
Ama o, gönlünü
Dertli Salih’in kızı Ayşe’ye kaptırmıştı.
Ayşe de bilmeden
Ahmet’i gönlünün en güzel yerine oturtmuş, bekliyordu.
Ne Ayşe biliyordu sevildiğini, ne de Ahmet
Buluşmak, sevişmek yasaktı bir zamanlar.
Duyulsa, öğrenilse sonu ölümdü mutlaka. “

Romanlar, aslında bize okuma zevki aşılayan özgün eserlerdir. Onlara yaşamın her boyutunu yakalamak, her duyguyu bulmak olasıdır. En önemlisi de kendi toplumumuzun tarihsel süreç içinde nerden nereye geldiğinin göstergesidir.

AŞKA DAİR:
2006 yılında, Kara’nın yayınladığı öykü kitabıdır. Kitap 10 öyküden oluşmaktadır. Yazarın dilinin zenginleştiği, betimlemelerde daha başarılı ve renkli olduğu bir kitaptır.
İçinde: Kırmızı Meşin Çanta, İki Sevda, Döl,Yalnız Ağaç, Gülten, Kıskançlık, Kıyamete Giden Adım Adım, Ninem, Luro, Dağdan İndim…isimli öyküler yer alıyor.

KIRMIZI MEŞİN ÇANTA:
Havalanındaki bir rastlantı, unutulan kırmızı çanta… Hasan ile Neriman’ın yakınlaşması, yaşanan aşk sonucu beraberliğe atılan adımlar… İki taraf da mutluluğu yakalar. Ankara- Kıbrıs yolculuğu şans getirir.

DÖL:
Yine rastlantıların insan hayatına kattığı ilginç tuzaklar, beklenmeyen sonlar… Geride kalan soru işaretleri… Tamer, beş günlük evlidir. Annesinin hastalığı nedeniyle balayından birkaç günlüğüne döner. İşleri bitip geri dönerken uçakta tanıştığı Melek’le birlikte olur. Zengin ve şımarık kadının tek arzusu, beğendiği, yakışıklı ve genç adamdan döl almaktır. İsteğini elde eder, izini kaybettirir. Tamer, bir ömür sürecek vicdan azabıyla baş başa kalır.
Öyküler daha güncel, daha bilindik… Geçmişten uzak bugüne yakın… Adı gibi hemen tümünde AŞK var. Kitabın arkasında şunlar yazılı:
“ Aşk, doğanın insana verdiği bir ödül ya da bir ceza. Yaşayan her insanın yakalandığı bir hastalık veya şifa. Ne denirse densin, ne yazılırsa yazılsın, insanoğlu varolalı beri kaçması mümkün olmayan bir duygu seli aslında; soluk almak, yemek, içmek gibi insanoğlunun vazgeçilmezidir.”

UNUTMA BELLEKTEKİ İZLER:
Yazarın birkaç ay öncesinde çıkardığı son kitabıdır. Bellekteki İzler romanını, sayın KARA, titiz bir çalışmayla tekrar ele alıp bazı çıkarma ve eklemelerle ve düzeltmelerle 600 sayfaya yakın olarak tekrar hazırlamıştır. Kendisine Kıbrıs Türk Edebiyatına olan katkılarından ötürü teşekkür eder, yazın hayatında başarılar dilerim.
Bu haber 336 defa okunmuştur

:

:

:

: