Nisap ile hesap

Bu ülkenin sorunları var mı? Var hem de çok. Sorunu olmayan ülke var mı? Mümkün değil.
Bu ülkenin sorunları var mı?
Var hem de çok.
Sorunu olmayan ülke var mı?
Mümkün değil.
Neden bizim sorunlarımız gün ve gün azalacağına tam tersi çoğalıyor.
Çünkü sorunları zamanı ve yeri geldiğinde çözmüyoruz.
Kendimize has bir “sorun çözme yeteneği” geliştirdik.
“Sorunla beraber yaşamak”.
İşte bizim geliştirdiğimiz yöntemin adı bu.
Sorunları bir sitem, bir düzen içinde ve daha da zorlaşmadan çözmemek.
Sorunları görmezden gelmek.
Sorumluluk almaktan kaçmak.

Karar verirken bedel ödemeyi göze alamamak.
Yanlışa dokunma cesaretini gösterememek.
Bedel ödemeyi göze alamayanlar bir belediyenin sonu hazırladılar.
Ve başka başka ülkelerde, başka basın organlarına marifetmiş gibi de açıklamalar yaptılar.
Üstelik belediye başkanının da hiçbir yetkisinin kalmayacağını söylediler.
Demokrasinin ve seçilmişlik haklarının savunuculuğunu yapanlar bununla övünüyor.
Ne acıdır ki kendisine bu rol biçilen belediye başkanı da hala daha ben başarılıyım diyebiliyor.
KKTC’de sorun çözecek iradeye sahip hiçbir yönetici yoktur.
Bu yönleri gelişmemiştir.

Neden?
Çünkü her daim korundular.
Her zaman “seni haylaz, tembel çocuk” diyen birileri oldu.
Yaptıkları, yedikleri ve içtikleri her zaman örtbas edildi.
Arkalarında dayanabilecekleri bir dağ hep vardı.
Kendi başlarının çaresine bakmayı öğrenemediler.
Kurumlarının sorunlarını, devlet işleyişinin sıkıntılarını hatta kendi siyasi yelpazelerinin sorunlarını bile çözmekten aciz kaldılar.
Para yetmedi, para verdiler.
Destek bitti, destek verdiler.
En başta yönettiklerini zannettikleri halkları olmak üzere kendileriyle bile yüzleşip, hesaplaşamadılar.
Yaptıkları hataların ceremesini çekmediler.
Bedel hep çalışanlardan, emeklilerden, hastalardan, öğrencilerden, engellilerden, asgari ücretliden ve bir şansa daha diye diye böldükleri, ayrıştırdıkları ülke insanından talep edildi.

“Çalışmayana para yok”.
Çok doğru çalışmayana elbette para yok.
Doğrudur yasal değildir.
Peki, angarya çalışmak yasal mıdır?
Hakkını alamamak yasal mıdır?
Yasaklamak, ötelemek, 16 delege için koskoca bir şehri kaybetmek çözüm müdür?
Şunu yapabilir misiniz?
Meclis çalışmıyor.
Yasalar bekliyor.
Nisap yok ama hesap var.
Vekiller işlerini tam olarak yapmıyor, toplanamıyorlar.
Yani çalışmadan para alıyorlar.

Bu yasal mı?
Tekrardan altını çizerek söyleyeyim de iyice anlaşılsın.
Çalışmadan maaş almak hak değilse ki değildir, çalıştığı halde maaş almamak ve angarya çalıştırılmakta hak edilen değildir.
Yasalar uygulanacaksa herkese ve her koşulda uygulanacak.
Kimsenin işine geldiği gibi değil.
Şu “SEL” konusu.
Neden son yıllarda aşırı yağışlardan bu olaylar yaşanıyor.
Daha önce bu ülkede hiç normalinden fazla yağış olmadı mı?
Oldu.
Yanılmıyorsam yıl 1993’tü.
Bilenler anımsayacak.
Yine çok yağmurlu günler yaşanmış ve bugün şahit olduğumuz tabloların aynısı o günlerde de ortaya çıkmıştı.
Aşırı yağışlar, yollarda mahsur kalan insanlar, telef olan hayvanlar.
Yaklaşık yirmi yıl öncesini hatırlatan bir süreçten bahsediyorum.
Ve yıl 2012 yine aynı yerde aynı manzara.
Bundan ne çıkarabiliriz?
Geride kalan yirmi yıl da biz ne yaptık?
Evet, bahsettiğim bölgede yeni ve çift şerit yollar, köprüler yapıldı.
Yapıldı yapılmasına da mevcudu ileriye taşıyacak hiçbir şeyi sanki de yapılmadı.
Sorun aynı yerde duruyor.

Dere yataklarına evler, konutlar yapıldı.
Dağlar oyuldu.
Her yeri para hırsı sardı.
Dağı taşı inletenler suçlu da bunlara izin verenler suçsuz mu?
İlgili Bakan son yağmur olayından zarar gören Girne-Lefkoşa yolunu ekibiyle incelemiş!
Şöyle diyor Sayın Bakan;
“Ülkede son 30 yılda böyle bir yağış görülmedi, ama bu bizim hazırlıklarımızın olmamasını gerektirmiyor. Bu bir doğadır ve önünde kimse duramaz. Hiç gelmeyen sel ve kar yağışı düşebilir. Biz tedbirimizi her an her şey olacakmış gibi almak zorundayız. Önümüzdeki günlerde yapacağımız değerlendirme ve projelendirmelerle bölgeye rahatlama gelecek”.
Bunları sorun çözmesi gereken değil, sorunları çözülmeyen vatandaş söylemeli.
Tabi ki hazırlıklı olacağız.

Hazırlığımız olmadığından bu hallerdeyiz.
İddia ediyorum bir yenisi olana kadar bunlarda unutulacak.
Yine icraat değil, lafla karnımız doyacak.
Her sırası geldiğinde söylerim ya bir daha söyleyeyim;
“Balık hafızalıyız, unutuyoruz”.
Bu özelliğimizi de birileri çok iyi biliyor ve kullanıyor.
Yaşanan sorunları araştırmıyor, sebeplerini sorgulamıyor sadece günü kurtaracak çözümlerle erteliyoruz.

Sorunları daha da büyüterek içselleştiriyor, onlarla beraber yaşamayı kabulleniyor ve büyütülmeyecek kadar basit olayları bile başkasına havale ediyoruz.
Sorunlar artık kriz noktasında.

Ve çözüm sadece siyasetle, müzakere ile mümkünken, anlamsız bir inatla, en doğrusunu ben bilirim ben çözerim mantığıyla kendi başımıza didiniyoruz.
Bu haber 672 defa okunmuştur

:

:

:

: