Ağlayanlar ve gülenler

Acaba memleket mi çok küçük, yoksa siyaset mi çok büyük? Bu ülkede adına siyaset denilen çıkarlar çatışması ne bitmek tükenmek bilmeyen enerjiye sahipmiş.
Acaba memleket mi çok küçük, yoksa siyaset mi çok büyük?
Bu ülkede adına siyaset denilen çıkarlar çatışması ne bitmek tükenmek bilmeyen enerjiye sahipmiş.
Memlekette hayatı kilitlediler.
Her yer de ilk sırada onlar.
Haberin en kalabalığı, konuşmanın en fiyakalısı, sorunların en sorumsuzu, çıkmazların en masumu.
Ülke bataklıkta, gündem bir paket, bir erken seçim, bir de kurultay kavgası arasında gidip geliyor.
KKTC’nin kendinden bile gizleyerek hazırladığı “Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı 2013-2015” geçen hafta görücüye çıktı.
Ekonomi uzmanı değilim.
Yaklaşık bir haftalık süreçte özellikle ekonomist arkadaşların değerlendirmelerini izlemeyi tercih ettim.
Görebildiğim kadarıyla hem işin uzmanları, hem sivil toplum örgütleri ve de toplumun geneli olumsuz düşünenler çoğunlukta olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.
Paketi faydalı bulan da var, içi boş diyen de var.
Yöneticilerimizin ön plana çıkardığı tek nokta ise;
Daha önce 2 milyar 584 milyon TL olan maddi kaynağın 3 milyar TL’ye çıkarılması.
Ve bunun yanında 300 milyonluk bir miktarın da kamu bankalarının reforme edilmesi için ek bir katkı olarak verilecek olması.
Çünkü amaç anlayışı ve genel içeriği gizlemek.
Gelecek para miktarı artıyorsa paket başarılı demektir.
İş dünyasından da olumlu ve olumsuz bakanlar var.
Aslında tablonun bütünü sadece yapılmak istenenlerin yazıda kalmamasıyla görünür olabilir.
“Yazılanlar çok güzel, ülkemize uygun destekliyoruz”.
Peki, bitti mi?
Hani uygulama?
Bu tür anlaşmaları imzalandıktan sonra değil, bitiş tarihinde değerlendirmek lazım.
Söylenenler, yazılanlar nelerdi?
Uygulamada yapılanlar neler?
“İstikrar var, bunu kişisel kavgalarla bozmayın” diyen paketin diğer imza sahibi yetkililer, KKTC hükümetlerine o kadar güvenmiyorlar ki KKTC teknik heyetinden her ay program izleme ve her üç ayda bir de kapsamlı uygulama sonuç raporu hazırlamasını istiyorlar.
Bu raporlar değerlendirilecek ve bu değerlendirme sonucunda kredi ve hibeler KKTC’ye aktarılacak.
Üç yıllık yeni paket KKTC de yapılacak seçimlerde hangi hükümet işbaşı yaparsa yapsın yol haritası olacak.
Yani KKTC’deki hükümetin pek bir önemi yok.
“Reel sektörün desteklenmesi ödeneğinin projelendirilmesinde KKTC’de oluşturulacak Reel Sektör Danışma kurulunun değerlendirmeleri dikkate alınacak”.
Yani KKTC bir “Reel Sektör Danışma Kurulu” oluşturacak.
Umarım yapılır.
Ve umarım yine popülist ve taraflı kararlara kurban edilmez.
Rakamlarla boğulmak veya neyin-nasıl yapılacağının çok net anlatılmadığı maddeleri tartışmak istemem ama atılan her adımın karşılığı olumlu veya olumsuz olsun en büyük tehlikesi önyargıdır.
Bu önyargıda bugün için kesinlikle haklı bir yaklaşımdır.
Çünkü her işin ilk başlangıç noktası “Güvendir”.
Ekonomik protokole imza koyan KKTC hükümetine kamuoyunun güveni var mı?
Yok.
Kıbrıs’ın kuzeyinde hangi sektör halinden memnun, ekonomik sıkıntı sebebiyle canına kıyan insanları hangi dönemde bu kadar şahit olduk?
Kaldı ki iktidar partisi iki ayrılmış ve bir yarının bir diğer yarısına itimadı yok.
Hatta iş o noktaya geldi ki kendi iç sorunlarından dolayı erken seçimi bile gündeme getirdiler.
Bu ortamda bu protokole imza koymak ne kadar doğru?
Ekonomik protokolü hazırlayanlar KKTC teknik ekipleriyse Elektrik Kurumu, KOOP ve Telefon Dairesinin özelleştirilmesini pakete KKTC ekletti demektir.
Bu ülkede bu gibi kurumların yabancı sermayenin kontrolüne geçmesinin yaratacağı sıkıntıları bu ülke yıllarca atlatamaz.
Bunu yapabilecek bir siyasi iradenin var olduğuna inanmamakla beraber bunda ısrarcı olmak siyasi hayatını bizzat sonlandırmak demektir.
Aynı günlerde güney Kıbrıs’ta bir ekonomik anlaşma imzaladı.
Avrupa Komisyonu, Merkez Bankası ve Uluslar arası Para Fonu yani Troyka ile.
Anlaşma gereği yeni vergiler, özelleştirme, maaş kesintileri, sigaraya, alkollü içkilere, akaryakıta zam yanında kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarının da azaltılması gerekiyor.
Uygulamalarımız hemen hemen benziyor.
Benzemeyen sadece imzayı atanlar.
Bir yanda gülücük dağıtıp, ev ödevini halkından gizleyerek yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşayanlar.
Bir yanda samimidir veya değildir ağlayan bir Cumhurbaşkanı.
Ortak noktaları ise ülkelerinin bu durumlara düşmesinde hiçbir sorumluluk hissetmemeleri
Bu haber 598 defa okunmuştur
  • Serkan    - 10.12.2012 Bende iddia ediyorum ki bu milletvekillerinin çoğu kazanmayacak. zaten bu sebeplerdir ki erken seçim istemezler. Benim iddiam bu UBP bu seçim en fazla 18 kişi çıkaracak.
  • mustafa yetişkin  hisarköy - 10.12.2012 GERÇEKTEN HALK BİTTİ. ADAMLARIN UMURUNDA BİLE DEĞİL. AMA ONLARIN SUÇU YOK. SUÇ BİZDE BU ADAMLARI HALA DAHA SEÇİYORUZ. VE İDDİA EDİYORUM Kİ BU SEÇİMLERDE BU ADAMLARIN ÇOĞU GENE KAZANACAK.
  • kemal  lefgoşa - 10.12.2012 onu bunu bılmem halk gan aglar gannnn... bunlardan ancak bu gadar

:

:

:

: