Uzun bir ardan sonra yine Star’da kendi evimde yazıyorum

Ülkemiz KKTC yangın yerine döndü bir tarafta siyasi konular ile mahkemeler koridorlarında koşuşturma diğer tarafta sendikaların değişime karşı duruşları ama değişen dünya koşullarına da ayak uydurmak için de dönüşüm zamanı.
Ülkemiz KKTC yangın yerine döndü bir tarafta siyasi konular ile mahkemeler koridorlarında koşuşturma diğer tarafta sendikaların değişime karşı duruşları ama değişen dünya koşullarına da ayak uydurmak için de dönüşüm zamanı.
Yani çerçeve çok geniş RUM tarafı doğal gaz ve petrolü tamamı ile kendi malı gibi pazarlama için çalışmaları devam ettiriyor bizden ise ses yok nerde bu hükümet CB ve meclis. Gelecek nesillerin de hakkı olan bu doğal zenginliği gerçekte hediye mi edeceğiz yoksa TÜRKİYE ile işbirliği halinde haklarımıza ciddi şekilde sahip mi çıkacağız. Sahip çıkacak isek siyasetimiz ne olmalı ve ne yapıyoruz beni ilgilendiren bu niye mi gelecek nesilleri de düşünerek bu düşüncelerimi paylaşıyorum, hakkımızı niye aramayalım yıllarca pasif kaldık RUM tarafı üzerimizden siyasetler ile DÜNYA’YI kandırdı ve kandırmaya da devam ediyor.
Bu hafta insan hakları haftası KKTC halkının hakları on yıllardır çiğneniyor başta BM buna seyirci AB nin sözleri yerine gelmedi bizler ise beklenti içinde devam ediyoruz. Artık bu ezberin bozulma zamanı geldi de geçti bile, kimse bize hak ettiğimizi gelip de sunmaz çalışır da başarırsak o zaman elde ederiz.
Ancak iç politikada ki gelişmelere dikkat edersek bu direnişi gösterecek güçlü bir siyasi yapı göremiyorum varsa da ben göremiyorum hiç önemli değil yeter ki varlığı olsun. Parti içlerindeki kavgalar seçim tartışmaları bizim siyasi temsilcilerimizin zamanını öyle bir alıyor ki bahsettiğim konulara zaman kalmıyor çünkü herkes kendi derdinde. Beklide kişilerin de burada çok kusuru yok sistemsel bir çarpıklıktan ya da eksiklikten kaynaklanan bir durum bu, sistemi konuşabilsek belki birçok şeyi daha iyi yorumlayabiliriz.
Sistemler tıkanır işte o zaman her şey tıkanır bizler KKTC de bunu yaşıyoruz, ben ekonomik paketi bura da tartışmaya çalışmayacağım ancak bu şekilde de devam edemeyiz. tıkanmış birçok ekonomik kuruluşun doğru şekilde ekonomik kurallara uygun ve özelleştirme de dahil gelişimlerini sağlamaları için adımlar atacağız, yada yok oluşlarına gözlemci kalacağız.
Değişen ekonomik koşullarda bizde ülkemizde zora girmemek için gerekli önlemleri almak zorundayız bazı kuruluşların iç yapılarını çok çok iyi bilmekteyim ancak herhangi bir yorum yapmaktan kaçınacağım hassas bir dönemden geçiyoruz yönetenler kararlı olma durumunda RUM tarafı buna benzer önlemleri zamanın da almadığı için şimdi ekonomik yönden çökmüş durum da ve AB ‘NİN mali desteğine muhtaç oldu TROYKA diye isimlendirilen DÜNYA BANKASI, AB GURUBU VE AB MERKEZ BANKASI’NIN tamamı ile kontrolüne girdiler ve borç alıp kullanacaklar ve neticede de ödeyecekler RUM halkını zor dönemler beklemekte kendileri söylüyor.
Bize ise uygulayacağımız bu ekonomik pakette TÜRKİYE tarafından verilecek 3.300 milyon TL tamamı ile yardımdan ibarettir diğerleri gibi bunu da geri ödemesi yoktur, memleket de satılmıyor değişen DÜNYA, AB ve çevresel ekonomik faktörler ile kendimizi yani KKTC yi adapte edeceğiz. AB standartlarını savunanlar AB koşullarından kormamalılar.
Bu haber 396 defa okunmuştur

:

:

:

: