Arif Hoca desem…

Arif Hasan Tahsin yani Arif hoca, Kıbrıs Türk insanı için her anlamda önemli bir isim. Önemli bir düşüncenin, bir ideolojinin kilometre taşı.
Arif Hasan Tahsin yani Arif hoca, Kıbrıs Türk insanı için her anlamda önemli bir isim.
Önemli bir düşüncenin, bir ideolojinin kilometre taşı.
1936 yılında doğdu.
Dillirga Ayatotoro da.
Ailesi Lino-Bambagi diye bilinen bir topluma mensuptu.

“Ana dilim Kıbrıs Rumcasıdır” diyordu.
Türkçeyi okulda ve arkadaşlarından öğrenmişti.
Kıbrıs ve Kıbrıs mücadelesi için bir yaşamı şekillendirmişti.
İlkokul öğretmeni, sendikacı, mücahit, milletvekili ve yazardı.
Düşünceleri ve ideolojisi ne olursa olsun herkesin sevdiği ve de mücadelesine saygı duyduğu bir aydındı.
Kurucu meclis üyeliği yaptı.
Meclise kravatla gitmeyi hiç sevmedi.
İki yıl kadar yurt dışında yaşadı.
Yanılmıyorsam Avustralya da.
Çizgisini hiç değiştirmedi.
Kıbrıs’ın hem kuzeyinde hem de güneyinde barış ve çözümün en önemli sembollerinden biriydi.
Yaşım itibarı ile önce kitaplarından tanıdım Arif hocayı.

Daha sonraları sadece birkaç defa konuşma fırsatım oldu.
Bunu kendi adıma bir eksiklik olarak görüyorum.
“Yakın Geçmişimizin Bir Özeti” isimli kitabının önsözünde şunları söylüyor Arif hoca;
“Sevgili okuyucu;
Bilhassa geleceği yaşamak durumunda olan gençler.
İnsanlık tarihini ana hatlarıyla olsun bilmelisiniz.
Amerika’nın keşfinden önceki ve Amerika’nın keşfinden sonraki Avrupa’yı bileceksiniz.
İngiliz İhtilallerini, Amerikan ve Fransız İhtilallerini sonuçlarıyla bileceksiniz.
O zaman yaşadığınız bu dünyanın adaletsiz, rezil düzenini kavrama olanağı bulacaksınız.
Sanayi devrimini, milli devleti, milliyetçiliği, ırkçılığı, kapitalizmi ve emperyalizmi böyle bileceksiniz.

Ve sosyalizmi ve komünizmi…
Marksizmi bilmeden ne yaşadığınızı dünyanın nasıl bir dünya olduğunu anlayabilirsiniz ne de karşılaştığınız sorunların doğru analizini yapabilirsiniz.
Milliyetçilik, ırkçılık, dincilik, mandıraya adam kapatıp soyma araçlarıdır.
Bildiğiniz devlet modeli sermaye sınıflarının halkı sömürmek için kullandıkları en büyük araçtır.
Topuyla, tüfeğiyle, tankıyla, uçağıyla, atomuyla, mandıraya kapattığı ve kapatamadığı kendinden güçsüzlerin mandıralarından da pay almaktadır askeri gücü yüksek devletler.
Velhasıl üzerinde yaşadığınız dünyayı tekin sanma yanlışına düşmeyin.

Oluşturulan bu rezil dünya düzeni nasıl yıkılır diye sorarsanız bilemem…”
Arif hoca hem kalp hem de kanser ile ilgili sağlık sorunları yaşıyordu.
Kanser ki 1993 yılında yüz olan hasta sayısı bugün yedi bin civarında.
Bu adanın acı bir gerçeği.
Ve Arif hoca.
Onu çok özel bir tarih olarak gösterilen 12-12-12 tarihinde kaybettik.
Her canlının kaçınılmaz sonu gibi bir son bu.
Önemli olan geride bırakılan isim.
Önemli olan verilen mücadelenin sağlamlığı, kutsallığı.

Bu şekilde hatırlanacak, yaşatılacak bir ismi yaratmak ve inanç uğrunda yılmamak kolay değil.
Hele de bugün bu ülkede “Her şeyi halk için yapıyoruz, kendimiz için bir şey istiyorsak namerdiz” diyenleri gördükçe bu mücadeleye olan saygının kat ve kat artmaması mümkün mü?
Arif hoca için dün KTÖS önünde tören düzenlendi.
Saygı duruşunda bulunuldu.
Naşı omuzlarda taşındı.
Kıbrıs adasının her iki tarafından da insanlar vardı.

Gözyaşları aktı, en sevdiği şarkı olan “Gesi Bağları” çalındı.
Vasiyetine uygun olarak devlet ve dini tören yapılamadan Lefkoşa da defnedildi.
Kıbrıs Türkünün geçmişle bugünleri arasında en önemli köprülerden olan ve aslında geçmişin tanıklığını yapan bir neslin son temsilcilerinden birini kaybettik.
Bu köşenin yazarı olarak en başta ailesine ve tüm ülke insanına baş sağlığı diliyorum.
Yattığı yer nur mekânı cennet olsun.
Bu haber 824 defa okunmuştur

:

:

:

: