Hayırlı Bütçeler

Ekonomi, Maliye Bütçe ve Plan Komitesi 24 Kasım da çalışmalarını tamamladı ve KKTC bütçesi 3 milyar 443 milyon 330 bin 348 TL olarak kabul edildi.
Ekonomi, Maliye Bütçe ve Plan Komitesi 24 Kasım da çalışmalarını tamamladı ve KKTC bütçesi 3 milyar 443 milyon 330 bin 348 TL olarak kabul edildi.
Bütçe görüşmeleri 5 Aralık da Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmeye başlandı.
Bütçe maratonu 17 Aralık’ta sona erecek.

Bütçe nedir ve toplum bu olayın neresindedir?
“Bütçe belirli bir döneme ait yapılacak giderleri ve elde edilecek gelirleri tahmini olarak gösterir. Bütçenin dikkatli kullanılması ile milli gelir, gelir dağılımı, ekonomik kalkınma, ekonomik ve sosyal sorunların giderilmesi üzerinde olumlu etkiler görülür. Bütçede önce giderler tespit edilir. Devlet bütçesinde önce giderler tespit edilerek zorunlu ihtiyaçların karşılanması esas alınır. Giderler tespit edildikten sonra bunlara uygun gelir sağlanmaya çalışılır. Eğer giderleri karşılayacak kadar gelir sağlanmazsa bütçe açığı oluşur. Bu durumda ise devlet, bütçe açığını kapatabilmek için farklı yöntemlere başvurur. Örneğin, mevcut olan vergi oranlarını artırır ya da yeni vergiler koyarak bütçe açığını kapatmaya çalışır. Bütçe bir kanundur. Bütçede gelir ve harcamalarla ilgili yer alan bilgilerin mümkün olduğu kadar açık olması, sadece uzmanların değil ilgi duyan vatandaşlarında anlayabileceği şekilde hazırlanması gerekir. Ayrıca herkesin incelenmesine de açık olmalıdır”.
Bütçe ile ilgili okuduğum bir yazının özeti bu şekilde.
Bütçe yıllık olur ve devletin yani hükümetin öngörülen yıl içinde yapacağı harcama ve toplayacağı gelirlerle bunu uyuşturması gerekir.

Hükümet yapacağı harcamaları toplumun refah ve ihtiyaçları için yapar.
Bunun finansmanını da topladığı vergilerle karşılar.
Tüm bunlar Sayıştaylık tarafından kontrol edilmelidir.
KKTC bütçesinin finansmanında vergi ve harçlar yanında Türkiye den aktarılan kaynaklarda önemli bir yere sahip.
Bütçe görüşmeleri Cumhurbaşkanlığı, Cumhuriyet Meclisi ve Sayıştay Başkanlığı bütçeleri ile başladı.
7 Aralık Cuma Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı ve Hukuk Dairesi bütçeleri ile devam edecekti ki hükümet kanadı bölündü.
İktidar partisi yetkili kurulları hemen toplantıya çağrıldı.
Üç isim Sayın Kâşif, Sayın Töre ve Sayın Taçoy bütçe görüşmelerine katılmadıkları gerekçesi ile disipline verilerek partiden ihraç edilmeleri istemi ve erken seçim blöfü ortaya atıldı.
Gerçek şu ki erken seçim UBP içindeki kimsenin işine gelmiyor.
Erken seçimi ne İrsen Küçük tarafı nede Ahmet Kâşif cephesi kabul etmez.
Çünkü bilirler ki bugünkü şartlarda olası bir erken seçimde UBP deyim yerindeyse yerle bir olur.

Bu noktada düşünce şu;
Belediye sorunu halledilip, memura, işçiye biraz artış yapılırsa ve Türkiye ile imzalanan protokole inat yılda değil 300, bin üç yüz istihdam yapılarsa bu şartlarda bir seçime gitmek daha akıllıca olur.
Sonuçta Başbakanlık bütçesi onaylandı.
Daha sonra Sağlık Bakanlığı, Omdusman, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanlığı, Mahkemeler, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, Ekonomi ve Enerji Bakanlığı, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanlığı, Polis Genel Müdürlüğü, Turizm Çevre ve Kültür Bakanlığı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığı ve son olarak da Maliye Bakanlığı ve Gelirler Bütçesi görüşülecek.

Daha sonra bütçe yasası bir bütün olarak oylanacak.
Yeni bütçe 1 Ocak 2013 de yürürlüğe girecek.
Bütçede en fazla gider personel giderlerinde.
Bu rakam 1.120.6 milyon TL.
Bütçenin görüşüleceği Meclis Genel Kurulunda açılış konuşmasını Maliye Bakanı Sayın Ersin Tatar yaptı.
Sayın Tatar “İstikrar ve Gelişim Bütçesi KKTC’ye hizmet edecek” diyor.
Ve devam ediyor;

“En büyük payı yine eğitime ayırıyoruz bu rakam toplam bütçenin %14.20’dir. İkinci büyük payı Çalışma ve Sosyal güvenliğe ayırdık. %12.73 bir artış sağladık. Üçüncü en büyük pay ise sağlığın %11.94 artış sağladık. Tarım alanında da güçlü desteğimiz sürüyor”.
En büyük pay eğitime ayrılmış.
Okullarda aylardır öğretmen olmadığını farkında olan var mı acaba?
Çocuklar bazı derslerden sınav bile olamadılar.
Çünkü öğretmen yok derslere giremediler.
Kamu hizmeti komisyonu atama yapmıyor.
Yüzü kızarmaktan aciz biri yüzünden tüm ülkenin eğitimi bir kaosa teslim edildi.
Öğretmenler isyanda, eylemde, grevde çocuklar haftalardır okula bile gitmiyor.
Eksiklikleri görmeyenler, duymayanlar öğretmenleri hedef gösteriyor.
Öğretmenler genelleştirilerek fişleniyor.
Eylem yaptılar diye dava okunuyor.
Tutuklanıyor.

Bütçede ikinci en büyük pay Çalışma ve Sosyal Güvenliğe ayrılmış.
Sosyal güvencesiz personel çalıştıran devlet kurumlarından kimsenin haberi yok her halde.
Unutulan, önemsenmeyen engelli insanına bu devlet sosyal yönünü ne zaman gösterecek?
Yoksulun, yaşlının, şehit ailesinin, gazinin, işçinin, asgari ücretlinin, elektrik faturasını bile ödeyemeyen dar gelirlinin artırılan bu paydan alacağı nedir?
Üçüncü en büyük pay ise sağlığınmış.
Her gün bozulan sağlığımızın.
Sağlık önce şeffaf olsun.
Hesap versin.
Sel olayında hastanede aynı gün hayatını kaybeden birden fazla insanın ölüm sebebi nedir?
Mağusa Hastanesinde yanlış kan verilen bir hasta vefat etti.
Karpaz da ambulans bozuk diye bir insan hayatını kaybetti.
Yine yanlış anestezi yüzünden kaybedilen bir can var.
Soruşturmalar ne aşamada?
Söylediğim gibi sağlık önce hesap versin.
Ve şunu da belirtmekte fayda var;
Demek ki iş parada değil.

İş;
Şeffaf, hesap verebilir, bedel ödemeyi göze alarak, radikal ve cesur adımları atmakta.
KKTC bütçesinde bir de “Örtülü ödenek” var.
Adı “Hane halkına yapılan transferler”.
Bu ödenek 2013 bütçesi içinde Başbakanlık da 200 bin TL den 700 bin TL’ye çıkarıldı.
Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanlığında da var.
Ve bir ilk;
İçişleri Bakanlığına da bu kalemden harcama ayrıldı.
Bu harcama kalemlerinin topluma ne faydası var?
İsteyen istediği gibi harcayacak.
Esas olan vatandaşın bütçesi.
Ne denklik var ne de örtülü ödenek.

Vatandaşın dilinde hep bildik cümle “Cep delik, cepken delik”.
Bu haber 762 defa okunmuştur

:

:

:

: