Cin şişeden çıktı!

Türkiye eski Başbakanlarından merhum Bülent Ecevit bir seçim dönemi sadece birkaç evin olduğu ve gidilecek yol dahi olmayan ücra bir mahalleye gitmek istemiş.
Türkiye eski Başbakanlarından merhum Bülent Ecevit bir seçim dönemi sadece birkaç evin olduğu ve gidilecek yol dahi olmayan ücra bir mahalleye gitmek istemiş.
Yanındakiler “Aman efendim ne işimiz var zaten orada sadece beş-altı aile yaşıyor” deyince rahmetli Ecevit ceketini omzuna atıp yürümeye ve o mahalleye doğru gitmeye başlamış.
Her eve tek tek girmiş.
Sonuçta kimsenin gitmediği o mahalleden sandığa yansıyan iradeyi tamamen kendi lehine döndürmüş.
Bu ayırım yapmaksızın toplumun genelini sahiplenmekti.
Bu aynı zamanda bireye verilen değerdi.
Ve işin esası;
Özellikle siyasi başarıların kazanıldığı yer sandıktan çok sokaktır.
Sokağı kaybetmiş bir irade sırça köşklerde yaşasa da yalnızdır.
Bugün KKTC sokakları ülkenin nabzının attığı yer.
Ve Lefkoşa’nın nabzı aslında ülkenin nabzı.
Acı gerçek;
Lefkoşa da nabız durdu ve artık yaşam belirtisi yok.
En kötüsü ise bu kimsenin umurunda değil.
Öncelik koltuk ve buna bağlı rant.
Peki, bu noktada hükümetin iyi işler yaptığını söyleyebilir misiniz?
Bu sorunun cevabı elbette hayırdır.
Ama bunun aksini söyleyenler de var.
Bu tabi ki koca bir yalandır.
Gerçek olan;
Sokakta hakkını arayan insanların yüreği ve önemsenmemenin öfkesidir.
Özelleştirmeler ve LTB olayını konuştuğum hükümet üyesi bir bürokrat “Biz başarılıyız” diyor.
Başarının anlamını sorduğum zaman ise aldığım cevap “Biz reform yapıyoruz”.
Reform nedir diye sorduğumda ise cevap veremiyor.
Nedir reform?
İnternet ortamında basit bir araştırma dahi şu sonucu verir;
“Bir sistem kurum veya yapının zor ve tehdit edici yöntemlere başvurulmadan uzlaşıcı yöntemlerle daha iyi ve arzulanır olanın getirilmesi eylemi”.
Zor, tehdit ve uzlaşı.
İlk ikisi bolca var.
Olmayan uzlaşı.
Bu ülkede yapılmak istenenlerin hangisi zorlama ve tehdit olmadan uzlaşı yolu ile hayata geçirilmek istendi.
Özelleştirmeler mi yoksa basiretsizlikten, iradesizlikten, yalandan başka bir adımın atılmadığı belediye mi?
Şahsi kazanç, çıkar, kurultay hesapları uğruna üzerine gidilmeyen yanlışlar ve mahvolan bir şehir, kaosa mahkûm edilen bir memleket.
Ve bunun adı birilerine göre reform.
Suç olayları artıyor.
Olayın her türlüsü fazla fazla yaşanıyor.
Çözüm;
Yeni cezaevi.
Kim yapacak?
Türkiye.
Bu bir reform mu?
Belediye batırıldı.
Çözüm Türkiye’den ki onu da beceremediler.
Buda mı reform?
Lefkoşa Surlariçi rehabilite edilecek.
Kim yapacak?
Türkiye.
Buda elbette reform.
Halkın malı olan kurumlar bilerek batırılıyor.
Daha sonra zarar var denip elden çıkarılmak isteniyor.
Üstelik buda becerilemiyor.
13. maaş ödensin diye Ercan Havaalanı 25 yıllığına kiralandı.
Kime soruldu?
Kimseye.
Buda kesinlikle reform!
Koca koca çeklerle veriliyor para.
Herkes yarışıyor.
Kim 100 milyon Euro’luk çekle resim çektirecek.
Yüzlerde gülücükler.
Nede olsa büyük başarı.
Nede olsa reform.
Sayın Başbakan Türkiye de.
Başbakan Sayın Erdoğan’la görüşmek için.
Konu;
Vekil transferleri, belediye, kurultay sonucu öncesi destek arayışı.
Çünkü Ziraat Bankası “Belediyeye tedbir koyun parayı verelim” dedi.
Sayın Erdoğan’dan görüş alınacak.
Yine rahmetli Ecevit’ten devam edelim;
Yine bir dönem Kıbrıslı Türkler için Türkiye medyası demediğini bırakmamış.
Ecevit çok üzülmüş.
Şu düşüncelerini paylaşmış yanındakilerle;
“Kıbrıs’ta Türkler olmasa ve bu kadar direnmeseler bizi oraya tekrar gidemezdik. Kıbrıs kaybedilmiş olsaydı bugün oraya aktardığımız kaynakların yüz katını kendimizi savunmak için harcayacaktık. Kıbrıs bu sebeple çok önemli”.
Ve bugün, Kıbrıs Türk siyasi hayatı görülmemiş reformlar yaşıyor.
Reform örneklerini çoğaltmaya gerek yok.
Kesinlikle isimlerle, şahıslarla bir derdim de yok.
Kimsenin başarısız olmasını da istemem.
Çünkü başarısızlık demek bu halkın çile çekmesi demektir.
Memleketin hali ortada.
Memnun olan varsa reformlara(!) destek vermeye devam etsin.
Gerçek ve doğru her zaman için tektir.
Bu halkla İngiliz başa çıkamamış, yıllarca süren Rum baskısı bu halkı bitirememiş.
Gidişat iyiye doğru değil.
Artık cin şişeden çıktı.
Grevlerle, eylemlerle, yönetenler ve yönetilenlerin farklı beklentileriyle koskoca bir yıl heba edildi.
Bugün 2012 yılının son günü.
2013 yılının nasıl yaşanacağı, 2012’nin gidişinden belli.
Bu haber 752 defa okunmuştur
  • CEMAL DAĞLIKOCA  GÖNYELİ - 01.01.2013 ELİNE VE AĞZINA SAĞLIK...

:

:

:

: