UBP’de iki olasılık

2012 yılı geride kaldı. İyi hatıralar bıraktı mı? Genel olarak hayır.
2012 yılı geride kaldı.
İyi hatıralar bıraktı mı?
Genel olarak hayır.
Koskoca bir yıl geride kaldı ama Kıbrıs’ın kuzeyinde sıkıntılar aynı yerde.
Sıkıntıların çözülmesinin önündeki en önemli engel sorun çözmesi gerekenlerle sorunları yaşayanlar arasında bir öncelik farkının olmasıdır.
Birileri evine ekmek götürmenin gailesini çekerken birileri koltuk kapmanın gailesini çekiyor.
İnsanların neler yaşadığını anlamaya çalışmak karşıdakinin yerine kendini koymak, empati yapmamak en büyük eksiklik.
2013 yılında bir şey değişir mi?
Yeni yılın ilk günlerinden karamsar olmak istemem ama bu ülkede değişen tek unsur sadece zamandır.
Bu noktalara gelmemizin en büyük sebebi de zamanın bize kaybettirdikleridir.
Siyasetin çöktüğü, devlet adamlığının bittiği, hizmet ve toplumsal çıkardan çok şahsi menfaat ve makam hırsının şekillendirdiği siyasetten nemalanma olayına yeni örnekler eklendi.
Bu saatten sonra kimse etikten, siyasi değerlerden bahsetmesin.
Kimse kendini sütten çıkmış ak kaşık da zannetmesin.
Cumhuriyetçi Türk Partisi, Özgürlük ve Reform Partisini bir gecede kurdurtup seçime dahi girmeden hükümet ortağı yaptığı zaman yine aynı düşüncelerle eleştirilerimi bu köşeden paylaşmıştım.
Karşı duruşum, öncelikle oyu alınan insanlara karşı yapılmış olan bir haksızlık olduğa olan inancımdır.
İradenin çalınması karşıtlığımın merkezidir.
ÖRP ve DGP’nin kapatılıp UBP çatısı altına girmesine değer yargısı açısından elbette karşıyım ama şaşırmadım.
Lütfen şimdi kimse “Halka daha iyi hizmet vermek tek amacımız” demesin.
Kimse temiz siyasetten, etik değerlerden söz etmesin.
Tahsin beyin duruma bana göre biraz daha farklı.
Ama Sayın Avcı ve Sayın Gökmen’in nasıl ki gidişleri etik olmadı, gelişleri de yöntem ve zaman açısından güzel olmadı.
Elli kişilik Meclisimiz de altı siyasi partinin olması ve bu partilerden ikisinin sadece tabela partisi olması yerine bir çatı altında bir araya gelmesi normal şartlarda tercih edilebilir.
Bu noktada her şeyden önce önemli olan niyettir, amaçtır.
Hangi çıkarların örtüşeceği hangi amaç için bir araya gelineceği ve bunların doğuracağı sonuçtur düşünülmesi gereken.
Bu transferlerin amacı ve bedeli nedir?
Bir kere bu yapılan siyaset değil.
Bunun adı çıkar birlikteliğidir.
Bu adımların atılmasının iki sebebi olabilir.

1- Sayın Başbakan ikinci tura gitmemek için Sayın Ahmet Kâşif’i bir bahaneyle disipline verip partiden ihraç edecek ki bu durumda tek aday kendisi kalacağından normal olarak UBP Genel Başkanlığına devam edecek.
Bunun sonucunda parti içinde dokuz vekil ayrılır. Bu ayrılış dokuz vekille olmasa da yedi vekille olacağı kesindir.
Böylesi bir adımda erken seçim gündeme gelecek ve Ulusal Birlik Partisi kendi ayağına kurşun sıkmış olacak. Yani sonuçta UBP kaybedecek.

2- “Deniz ötesi güçler UBP’yi bölmek için son hamleyi de yaptılar” diye bir düşünce olası mı? Kuzey Kıbrıs’ın en köklü en önemli siyasi partilerinden UBP’nin statükosu gücü bölünerek kırılacak.
ÖRP’nin kuruluş sürecinde dönemin UBP Genel Başkanı Sayın Hüseyin Özgürgün’ün şu sözleri oldukça anlamlı;

“Müftü de işin başı... Bu işi yapmışlar. Benim bu değerlendirmem kamuoyunun takdiridir. Siyasetçinin yargı yeri sandıktır. Ama bu, gerçekten siyasi tarihimize kara bir lekedir ve özellikle Türkiye'de hükümet partisinin bu olayların göbeğinde olması siyasi tarihimizde bir ilktir. KKTC demokrasisine, siyasetine ve bu ülkenin köklü partisi UBP’ ye de vurulmuş köklü bir darbedir bu. Ama biz bunu atlatırız. İnşallah ülke demokrasisi bundan çok ciddi yara görmez. UBP dimdik durur da ülke demokrasisi bu açık karışmalardan yara alır... Ki buradaki büyükelçi de çok ciddi şekilde bu olayların içine girmiştir. Bize karşı ciddi olarak suçlamalarını her yerde söylemekten çekinmemektedir. Dolayısıyla çok ciddi siyasi demokratik sıkıntı yaşamaktadır KKTC...”
Sayın Eroğlu’nun karşıtı olan isimler ağırlıklı olarak partide yer alırsa Sayın Cumhurbaşkanı’nın parti içi etkinliği de bitecek.
Bu durumda Sayın Başbakan istediğini almış koltuğunu korumuş olacak.
Bunun karşılığında Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de avantaj yakalayacak.
Partiye yeni katılan üç isimden en az ikisi kabine de yer alacak.
Bu durumda herkes memnun.
Tabi ki memnun olmayanlarda olacak.
Hatta var.
Özellikle Lefkoşa’dan ve İskele’den seçilen vekiller.
Bu badireyi UBP atlatabilir mi?
Görüldüğü gibi tüm örgütler ayakta.
Ve şuan itibarı ile bölünme tam hız devam ediyor.
Peki, zararı kime?
Her iki olasılığı da değerlendirdiğimizde sonuç UBP’nin zararına.
UBP’ ye yeni katılan üç ismin işi zor.
Kendilerini hem UBP tabanına hem de topluma inandırıp, affettirecekler.
Diğer UBP vekillerinden %80 gerideler.
Bu açığı kapatmak için çok çalışmaları gerek.
Gerisi tabana ve topluma kalmış.
Karar yeri sandık karar sahibi halk.
Bu haber 737 defa okunmuştur

:

:

:

: