Tek çözüm erken seçim

İktidar partisinin kurultayı çok uzunca bir süredir ülkeyi meşgul ediyor. Belirli dönemlerde her siyasi parti hatta her sivil toplum örgütü için geçerli olan “İç seçim” UBP için adeta iç hesaplaşmaya dönüştürüldü.
İktidar partisinin kurultayı çok uzunca bir süredir ülkeyi meşgul ediyor.
Belirli dönemlerde her siyasi parti hatta her sivil toplum örgütü için geçerli olan “İç seçim” UBP için adeta iç hesaplaşmaya dönüştürüldü.
Kutuplaşmalar, bölünmeler oldu.
Adeta herkes aynı çatı altında yaşayan yabancılara dönüştü.
Bir futbol takımı içinde de birbirini sevmeyen aynı dili konuşmayan oyuncular vardır.
Ama önemli olan takım oyunudur.
Takım için mücadele etmek ve kazananın en başta takım olması tek amaç olmak zorunda.
Bunun için benden çok biz duygusu profesyonel bir anlayışa dönüşmeli.
Bu durum tüm kolektif çıkar birliktelikleri için geçerlidir.
Bu noktada UBP içinde yaşananlar herkesin ders alması gereken çok kötü bir tecrübe olmuştur.

Ulusal Birlik Partisinin aylardır sonuçlanmayan kurultayından ne UBP hayır gördü ne de toplum.
Şu veya bu şekilde tek başınıza iktidarsınız ve yapmanız gereken sadece icraat.
Kendi kendisi ile didişen bir iktidar partisini bu ülke sanırım bir daha görmeyecek.
Dünkü mahkeme kararı elbette sürpriz değildi.
Bu beklenen, bilinen davayla ilgili daha önceki mahkeme kararlarına göre tahmin edilen bir sonuçtu.
Aslında yapılan sadece zamana oynamaktı.
Bu zaman kazanma manevrasının kimseye bir faydası yok.

Bu artık belirgin bir şekilde ortada.
Hatta 21 Ekim gecesi yaşananlar düşünüldüğünde hemen o gece kurultayın ikinci tura gitmesi ya da bir erken seçim kararının alınması gerekirdi.
Bu hem ülkeyi, hem de partisini seven sorumluluk ve olgunluk sahibi siyasetçilerin yapması gerekendi.
Bunlar yapılmadı.
Hala daha da yapılmıyor.
Kim kazanacak?
Kimse.

Bu inadın, bu yarışın kazananı maalesef olmayacak.
Burada sadece kaybedecek taraflar var.
Taraflardan biri önceliği olmayan toplum, bir diğeri de kendi yöneticilerinin dahi düşünmediği bir araç haline getirilmiş Ulusal Birlik Partisi.
Sayın Başbakanın bu sürece iyi hazırlanmadığı belli.
Fakat bu sürece sadece ekip veya argüman olarak hazırlanılmadı olarak bakmamak lazım.
Sayın Başbakan en başta kurultay sürecine psikolojik olarak hazırlanmadı.
Bu kurultayın böyle geçeceği ve bu sonucun çıkacağı, mahkemenin bu yönde kararlar üreteceği zaten belliydi.
Bu süreci hafife almak, Türkiye’nin müdahalesini yeterli görmek hem yapılan en büyük yanlıştı hem de daha çok tepkinin kurultaya yansımasını sağladı.
Tüm bunları daha çok konuşmanın ve uzatmanın bir getirisi yok.
Önemli olan bundan sonrasında ne olacağıdır?
Konu istinafa taşınacak belli.
Bu adım herhangi bir şeyi değiştirir mi?
Zor.

Yine zaman kazanmadan başka bir getirisi olmayacak gereksiz bir düşünce.
Bu yaklaşık iki ay daha bu ülkenin Başbakansız kalması demektir.
Bu durumun umurunda olduğu bir var mı?
Görünüşe göre yok.
Sırf kendi menfaat ve inatları yüzünden koskoca UBP’nin mahkemelere düşmesini göze alanlar ülkeyi mi düşünecek?
Bir başka düşüncede Sayın Ahmet Kâşif bu süreçten kazanan olarak çıkarsa Türkiye’nin Sayın Kâşif’e randevu bile vermeyeceği.
Bu düşüncenin sebebi nedir anlamış değilim.
Burada bir irade varsa ve bir karar veriyorsa saygı duymak kaçınılmazdır.

Sayın Kâşif hükümet icraatları anlamında daha farklı nasıl bir yol izleyebilir ki?
Mesela ekonomik programı uygulamayacağım diyebilir mi?
Bu halkın gerçek iradesini yansıtmasını sağlayabilir mi?
Elbette hayır.
Bunlar tabi ki sadece öngörü.
UBP kurultay süreci halen devam ediyor ve kazanan henüz belli değil.
En başa dönersek yine her iki adayında şansları eşit.
Sayın Küçük’ün avantajı hükümetin başında olması.
Sayın Kâşif’in avantajı ise UBP’ ye yeni katılan üç ismin parti tabanı tarafından benimsenmemesi ve bunun kurultay da yaratacağı tepki.

Tüm bunlar kurultayın ikinci tura gitmesi halinde ortaya çıkabilecek düşüncelerdir.
Bu düşüncelerin dışında yapılması ihtimal hatta tek yol erken seçimdir.
Hem ülkenin hem de ülke siyasetinin önünü başka bir seçenek açmaz.
İktidarı kilitlenmiş bir ülkede kaos kaçınılmazdır.
Siyasi istikrarın olmadığı bu ülkede ne ekonomik, ne sosyal hiçbir konuda güven ve başarı yakalanamaz.
Ulusal Birlik Partisi 2009 seçimlerindeki iradeyi temsil etmiyor.

Sırf iktidarda kalmak için yapılan vekil transferleri sadece parmak sayısını artırır ki bunun en güzel örneğini yaşıyoruz.
27 milletvekili ile çoğunluğa sahip bir iktidar olumlu hiçbir karar üretemiyor hatta Mecliste nisap bile sağlayamıyor.
Tüm bu kargaşa ortamının güven bunalımının son bulması, yenilenmenin, yeni bir heyecan ve dinamizmin bu ülke insanına kazandırılması için bir fırsat verilmesi şarttır.
Erken seçim en erken zamanda tüm siyasi partilerle sağlanacak ortak bir kararla hayata geçirilmelidir.
Sırf kişisel çıkar ve koltuk için toplumun zamanı ve iradesi daha fazla alıkonmamalıdır.
Kısacası zorlamanın hiçbir anlamı yok.

Daha fazla zorlama ülkenin, toplumun kilitlenmesi demektir.
Daha fazla zorlama UBP’nin daha da kan kaybetmesi demektir.
Daha fazla zorlama en başta kişisel saygının yitirilmesi demektir.
Bu haber 659 defa okunmuştur

:

:

:

: