İstihdamlar ve mağdurlar

İktidar partisinin kurultayı artık ülke sorunu haline geldi. Ve adeta bir vitrinde sergilenir gibi her şey göz önünde.
İktidar partisinin kurultayı artık ülke sorunu haline geldi.
Ve adeta bir vitrinde sergilenir gibi her şey göz önünde.
Yargı taraflı olmakla suçlanacak noktaya gelmişken adaletten söz etmenin anlamı olur mu?
Yargının yanlış ve yanlı olduğunu ülkeyi yönetenler söylüyorsa sıradan vatandaşın haline varın siz düşünün.
Olay vitrinde dedim ya,
Yapılmak istenen sadece zaman kazanmak.
Bu zaman içerisinde de söz verilen, karşı tarafta olup da ikna edilmeye çalışılan delegelerin işleri halledilecek.
Mesela iki yüz istihdam konusu.
Ocak ayının ilk günlerinde yapılan ve hızlandırılan bir süreç.
Kim bu insanlar?
Sıradan ihtiyaçlı ailelerin çocukları mı?
Ya da engelli olup da hayatını idame ettirecek, ülkesinin, devletinin, hükümetinin kazanmaya çalıştığı gençler mi?
Yoksa yurt dışında eğitim görmüş bu ülkeye aklıyla, enerjisiyle katkı koyacak genç beyinler mi?
Hayır, keşke öyle olsa.
Ama hiç biri değil.
Bunlar delege çocukları.
Bugün bu ülkede onlardan daha değerlisi var mı?
Bunlar Başbakanın kim olacağını belirleyecek yüce insanların evlatları, torunları.
Artık kimse Kamu Hizmeti Komisyonunu tartışmasın.
Bu kurum zaten çalıştırılmıyor.
Allah aşkına bu ne yaman bir çelişki.
Bir yanda sınav yapılıp, şaibeliliği tartışılırken, bir diğer yanda da ağızdan çıkan tek kelimeyle yapılan fakat tartışılmayan istihdamlar.
Peki, nerede adalet?
Nerede samimiyet?
Yitirilen bu zamanın hesabını kim verecek?
Durum ortada, iki aday ve sandık.
İki adaydan biri kazanacak.
Kazanacak kazanmasına da aynı yöntemlerle seçim kazanmak ve daha sonra da değişimi savunmak ne kadar gerçekçi?
Bu satırlara hayat verirken “Sayıştay Mağduru” gençler geldi aklıma.
Yasal yollarla, devletin yetkili mercisinden kamuda çalışmak için atanan fakat atanmakla kalan beş genç insan.
Ne oldu bu çocukların durumu?
Daha önce yaptığım önerimi bir kez daha gündeme getirmek istiyorum.
Kamu Hizmeti Komisyonu kapatılsın.
Geçtiğimiz Cuma günü ADA TV’de yayınlanan “Söz Sizde” programında konuktum.
İngiltere’den, Londra’dan bir izleyici telefonla programa bağlanıp “Kırkından sonra işsizlik yüzünden gurbete geldim” diye dert yandı.
Yine bir başka vatandaş “Çocuğum yurt dışında. Okulunu bitirince gelmek istemiyor. Bu memlekette iş bulması zor.”
Diğer taraftan vatandaş yapılan ve aynı anda kamuda istihdam edilen insanlar.
Gerçek anlamda çelişkiler yaşıyoruz.
Çelişkiden öte siyasetin, devlet olanaklarının kişisel kazanım için kullanılmasının çirkinliğine tanık oluyoruz.
Hak ve haksızlığın yanyana olması ve bunun normalleştirilerek, sıradan hale gelmesi, kanıksanması aslında hiçte normal değil.
Daha kötüsü bunların icraat gibi uygulanması.
Parti devleti halinde yönetilen bir ülkede daha farklı icraatlardan söz etmekte olmaz her halde.

Bu haber 938 defa okunmuştur
  • CEMAL DAĞLIKOCA  GÖNYELİ - 11.01.2013 Ağzına sağlık gardaş...
  • Bizide ekleyin ince  NY - 10.01.2013 4 tane diploma ile surgunde.:(((

:

:

:

: