Dr. Küçük anısına

“Bütün emelim, memleketi sağlam karakterli Türk gençliğine bırakmaktır.” (1942) “Niçin? Diyordum bu öz vatanımı bu küflenmiş ve bilgisiz kafaların tahakküm ve istibdadı altında daha ziyade inletmeye vicdanım razı olsun?
“Bütün emelim, memleketi sağlam karakterli Türk gençliğine bırakmaktır.” (1942)
“Niçin? Diyordum bu öz vatanımı bu küflenmiş ve bilgisiz kafaların tahakküm ve istibdadı altında daha ziyade inletmeye vicdanım razı olsun? Niçin, bu halkın her şeyini kendi hırs ve şerefleri uğrunda feda etmek isteyenlere karşı köşemde hissiz ve duygusuz bir taş parçası gibi hareketsiz kalayım? Bütün bunları anlayan bu memleket gençliği bana destek olmuş bu ilimsiz ve bilgisiz kafalara savaş başlatmıştık. O günden bu güne kadar mücadelemiz hiç de hafiflemeden bütün şiddetiyle devam edip gidiyor.” (1943)

“Bir işçi evladıydım. Bütün çocukluğum ve gençliğim işçiler arasında geçmiştir. Ortaköy’ün tarlalarında yazların sıcağını, çalışan işçilerle paylaştım. Kışları, yağmur ve soğuğun şiddetini azaltacak yıkık duvarlar arasında yakılan odun ve çalı parçalarının verdiği ateş önünde işçiyle yan yana geçirdim. Geceleri halk ve işçi sınıflarının kahvelerinde onların dert ortağı oldum ve olmaktayım. Hayatım ne aristokrat kulüplerinde ve ne de toplumun kanını emmek ve onu istismar etmekle geçmiş değildir. Alın teriyle hayatını kazanan ve fakir sınıfının istisnasız her ferdine insani borcunu ifadan çekinmeyen bir ferdim.” (1944)

“Kıbrıs Türk’ü ergenlik yaşına ulaşmış bir halktır. Vasi altında daha fazla yaşamaya tahammülü kalmış değildir. Artık medeni insanlar sırasında kendimizi görmeyi ve bizi alakadar eden meselelerimizi kendimiz halletmesini özlüyoruz.” (1951)

“Bugün bizi içinde bulunduğumuz müşkül duruma sokan nemelazımcılık artık bir tarafa atılmalı ve birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için ilkesini kabul etmeliyiz.”(1952)

“Allah’ımızı, Peygamber’imizi, dinimizi, milliyetimizi çoktan öğrenmiş onları hazmetmiş, onları iliklerimize kadar gömmüş kimseleriz. Müslümanlığımızı muhafaza eder, onu kimsenin incitmesine rıza göstermezken bunun yanında Türk dünyasının kurtarıcısı ve hamisi Atatürk’ün manevi varlığına da kimsenin dil uzatmasına tahammül gösteremeyiz. Kalbimizin en derinliklerine gömdüğümüz büyük Ata’nın sevgisini, ona bağlılığımızı hiçbir yobaz, hiçbir softa, hiçbir sahtekâr ne unutturabilir ve ne de söküp atabilir.” (1968)

“Kıbrıs Türkü dünyanın en medeni milletleri arasında yer alan münevver, olup bitenleri günü gününe takip etmesini bilen, toplum yararına çalışanları takdir edebilecek kadar yüksek seviyede bir halktır. Kimseden ne millet, vatan, bayrak dersi almaya ihtiyacı vardır ne de haksızı müdafaa edebilecek kadar şuurdan mahrumdur. O daima haklının yanında yerini almış, hiçbir zaman haksızın tarafına geçerek hakikatleri örtbas etmek yolunu tutmamıştır.” (1974)

“Atatürk dinle siyaseti ayırmıştır. Allah ile kul arasına kimsenin giremeyeceğini ve hurafelerin Müslümanlığa hizmet değil zarar getirdiğini biliyordu. Kıbrıs Türkü o günden itibaren hurafelerden silkinip onların yerin dibine gömerken temiz dinine olan bağlılığını daha da kuvvetlendirmiş, Müslüman olmanın gururunu daima duymuş, dinimizi hiçbir kimsenin ne incitmesine müsaade etmiş ne de aramızda tek bir kişi başka dini kabul etmiş değildir.” (1977)

“Atatürk’ü yakından gören, o devri yaşayan bir kişi olarak okullarımıza din derslerinin sokulmasına şiddetle muhalif bir kimseyim. Bir toplum yolunu şaşırır, dine olan sevgisini kaybeder, din değiştirme olayları birbirini kovalar, Allah ve Peygamber’i inkâr etme gibi gaflet ve delalet içine girilecek olursa o zaman gençlik kontrol altına alınır. Yetişen neslin iman gücünü kaybetmemesine hükümetler sorumluluk alır, her türlü tedbire başvurur. Ne dün ne de bugün, be gibi en ufak üzücü bir olaya şahit olunmuş değildir. Olmayınca de telaşa düşmeye neden var mı bilemiyorum… Bırakalım çocuk, dinini aile ocağında öğrensin.” (1976)

“Her şeyden evvel şu kadarını belirtmek isterim ki bugün elde ettiğim mevkiye torpille gelmiş değilim ve bu mevkiyi yaşadığım sürece tutmak gibi bir niyetim de yoktur. Mert bir kimse olarak açık alınla çalışmanın semeresini bana bahşeden halkım, pekâlâ biliyor ki hayatım boyunca kimseyi arkadan vurmadım. Hiçbir kimsenin hususi hayatına karışmadım. Yalan, iftira, tezvirle namuskâr kimseleri kirletmedim. Ahlak, şeref, namusa en büyük saygı ve hürmeti gösterdim. Siyasi yatırım peşinde koşmadım. Mevki içi her denileni göze alacak kadar alçalmadım.” (1966)


(Kaynak; Demiray Doğasal'ın 'Dr. Fazıl Küçük'ten Satır Araları' kitabı)



Kıbrıs Türk Halkının bugünlere gelmesinde büyük emeği olan lider DR. Fazıl Küçük’ü aramızdan ayrılışının 29. Yılında kendi sözleriyle saygıyla anıyorum.


Bu bağlamda bir dostumun arşivinden çok özel bir Dr. Küçük fotoğrafını da bu köşede paylaşıyorum. Fotoğrafta 23 Nisan 1966 tarihinde Atatürk büstü önünde yapılan bir törenin görüntüsü var. İlkokullar arası yapılan sınavda Köşklüçiftlik İlkokulu IV B sınıfı öğrencilerinden Yılmaz Sarper birinci de gelmiş ve bir günlüğüne temsili Cumhurbaşkanı olmuştu.

Bu haber 649 defa okunmuştur
  • CEMAL DAĞLIKOCA  GÖNYELİ - 16.01.2013 Ağzına sağlık gardaş, liderimiz için çok güzel yazdın, ellerine sağlık...

:

:

:

: