“Sayın Ertuğ düşüncelerini kendine saklasın”

Dış dünyayı tamamen unuttuk. Hatta içinde bulunduğumuz coğrafyayı bile. Birbirimizi hırpalamak üzerine kurduğumuz, kendi küçük sorunları büyük dar dünyamızda adeta boğuşuyoruz.
Dış dünyayı tamamen unuttuk.
Hatta içinde bulunduğumuz coğrafyayı bile.
Birbirimizi hırpalamak üzerine kurduğumuz, kendi küçük sorunları büyük dar dünyamızda adeta boğuşuyoruz.
Gerçek şu ki;
Bizim dışımızda da dönen bir dünya ve devam eden bir hayat var.
Dünyadan uzak ve geri kalmış olmamız yetmiyormuş gibi bir de yaşadığımız sorunları sanki sadece biz yaşıyoruz.
Sanki sadece bizim sıkıntılarımız var.
Sorunlar elbette olacak.
Önemli olan irade ortaya koyarak, bedel ödemeyi göze alarak sıkıntıların kaynağını belirlemek ve sorunları kökünden çözmektir.
Bu ülkenin en büyük sorunu elbette Kıbrıs adasındaki siyasi çözümsüzlük ve bunun bize yüklediği olumsuzluklardır.
Öyle bir noktadayız ki Kıbrıs sorunu bitsinde sorun nasıl çözülürse çözülsün.
Ve bunda belirleyici olacak irade de maalesef bizde yok.
Uzunca bir süredir Kıbrıs sorunu müzakere süreci sürüncemede.
Kıbrıs’ın iki tarafında da içsel sorunlar öncelikli.
Güney Kıbrıs bir yandan da yeni Devlet Başkanını seçmenin telaşını yaşıyor.
Yeni bir isim, yeni beklentiler ve umutları beraberinde getirecek.
Yeni yönetimle beraber Kıbrıs sorununda izlenecek yol haritası kuzey Kıbrıs’ta da merakla bekleniyor.
Peki, biz ne yapıyoruz?
Biz 84 gündür KKTC’nin Başbakanı kim olacak diye kafa patlatıyoruz.
Sanki bu çarpık yapı bizi kırk sene daha sırtlayabilirmiş gibi yükünü hafifleteceğimize daha da yüklüyoruz.
İleriye baktığı zaman sadece emekliliğini gören yöneticilerden ülkenin faydasına işler yapmasını bekliyoruz.
Kıbrıs’ta bulunacak çözümün adı ne olursa önemli olan Kıbrıslı Türklerin uluslar arası hukuk içerisinde yer alması ve derebeylik, ağalık düzeninin sona ermesidir.
Bir usta bir memleket, ben bilirim ben yaparım anlayışı her daim mutlu edilen ayrıcalıklı bir zümre yarattı.
Dünyanın hangi yerinde seçilmek ve makam sahibi olmak sınırsızdır?
Bunun adı demokrasi olamaz.
Yeni ve yaşayabilir bir yapı için cesaretle atılacak adımlar kaçınılmaz ve mecburidir.
Atılacak her adım önyargıdan uzak düşüncelerle desteklenmeli.
Bu anlamda kendi adıma Kıbrıs’ın iki bölgesinde faaliyet gösteren futbol federasyonlarının başlattığı işbirliği görüşmelerini destekliyorum.
Böylesi adımlardan korkulmamalı.
Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) ile Güney Kıbrıs Futbol Federasyonu(KOP) 11 Aralık’ta resmi görüşmelere başladı.
Bu görüşmeler UEFA ve FIFA tarafından da takip ediliyor.
Öncelikle iki Federasyon Başkanı Sayın Hasan Sertoğlu ve KostasKutsokumnis’i kutlamak gerek.
Atılan adım birçok korkunun ve tabunun yıkılması anlamını taşıyor.
İki görüşme yapıldı ve yeni randevu Mart ayı içinde İsviçre’nin Zürih şehrinde.
Sonuç ne olur bilemem ama ortak kazanımlar sağlayacak bir sonuç çıkmasından kimsenin korkmaması gerek.
Konuyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Sayın Osman Ertuğ bazı açıklamalar yaptı.
Sayın Ertuğ’un açıklamalarını basından takip ettim.

Osman Ertuğ şunları söylüyor;

“ Anlaşma doğrultusunda gidiyor gibi görünüyor. Ama bir kere, buna çok daha geniş bir perspektifte bakmak lazım.
Sadece bir futbol olayı değil. Bunun ötesine çıkan bir olay. Rum Futbol Federasyonu Başkanı, ‘Bu sadece futbol işidir. Biz siyasetle ilgilenmeyiz’ diyor.
Bu açıklaması bile siyasettir. Çünkü bu süreç siyasi sonuçlar ortaya çıkaracak bir şeydir. Her ülkenin bir spor politikası vardır. O spor politikası genel dış politikası ile ters düşemez. O doğrultuda olması lazım. Biz elimizde olanlara bakarak söyleyebiliriz.
Tabi yapacağımız bir takım uyarılar vardır. O da şudur; eğer bu bizi KOP’un sorumluluğuna, üyeliğine ya da onun altında bir yapılaşmaya götürecekse bu yanlıştır. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Çünkü böyle bir durum, milli Kıbrıs politikamıza ve milli spor politikamıza aykırıdır. İkisi uyum içinde olması lazım.”

Artık yersiz bazı korkuların bırakılması gerek.
Sonra bizim sporumuzla ilgili yerel veya milli bir politikamız mı var?
Özelde futbolun genelde sporun dışa açılması kime zarar verebilir ki?
İstediğimiz ve de hakkımız olan esasında budur.
Kırk yıl daha Türkiye spor kulüplerinin kuzey de tatil bile yapmazken güney Kıbrıs’ta maç yapmasının kırıklığını ve tartışmasını mı yapacağız.
Bu yönde atılan adımların kesinlikle önyargısız desteklenmesi şart.
İki Federasyon arasındaki görüşme süreci ve Sayın Osman Ertuğ’un açıklamalarıyla ilgili olarak KTFF Başkanı Sayın Hasan Sertoğlu’na düşüncelerini sordum.
Aldığım cevap kısa ve net oldu.

KTFF Başkanı Sertoğlu sade ve açık konuştu;

“Biz siyaset yapmıyoruz. Herhangi bir birleşmede yok. Kuzeyde otorite yine biz olacağız. Ülkemize hizmet etmek en büyük gayemiz. Sayın Osman Ertuğ kendi kişisel düşüncelerini paylaşmıştır. Benim söyleyeceğim kendi düşüncelerini kendine saklasın. Ben Sayın Cumhurbaşkanı ile görüştüm. Cumhurbaşkanımızın bu açıklamalardan haberi yok. Bu düşüncelerde olanlarla işimiz olmaz. Biz yolumuza devam edeceğiz.”

Altını çizerek bir kez daha söyleyeyim;
Bu girişimi sonuna kadar destekliyorum.
Her iki tarafta da sıkıntılar olacaktır.
Bunu aşmak için çalışanları alkışlamak lazım.
Her şeyi birilerinden bekleyerek geldiğimiz nokta ortada.


Bu haber 717 defa okunmuştur
  • Agustos ayinda zarrago  manchester - 21.01.2013 olimpiyatlara alinmayinca ' spora poletika bulastirdilar spora poletika bulastirilmasin' diye bonurenlerden biri, simdi cikip 'milli spor poletikasindan ' bahseder. Peki siz FIFA UEFA yetkilisi olsaniz boyle adamlari ciddiye alip karsiniza oturtur musunuz ? BUYUKSUN ARIF HOCA ALLAH RAHMET EYLESIN :)

:

:

:

: