İktidarsan muktedir olacaksın

İktidar şikayet eden değil çözüm üreten makamdır… Bahanelerin arkasına saklanarak sorumluluklarından kaçan bir iktidar günü geldiğinde elindeki gücü kaybetmeye mahkumdur…
İktidar şikayet eden değil çözüm üreten makamdır…
Bahanelerin arkasına saklanarak sorumluluklarından kaçan bir iktidar günü geldiğinde elindeki gücü kaybetmeye mahkumdur…
Kuzey Kıbrıs yönetiminde tek başına bir iktidar vardır…
Meclis’teki 30 milletvekili sayısıyla ülkedeki birçok sorunu çözecek çoğunluğa ve güce sahiptir…
Ama ne hikmetse ülke, son bir yıldır LTB sorunu, kurultay ve parti içi hesaplaşmalar yüzünden hükümetten hak ettiği hizmeti alamıyor…
Hükümet bütün yoğunluğunu bu 3 konuya verdi…
Esnaf, çiftçi, işçi, işadamı ve kamu çalışanı her geçen gün mevcut durumdan olan şikayetlerinin dozunu artırıyor…
Hemen hemen her kesim ‘Bu böyle gidemez’ diyerek sıkıntı ve endişelerini kamuoyuna aktarıyor…
Bu noktada yapılacak tek bir şey vardır…
O da hükümetin kendi parti içi hesaplaşmalarını bir tarafa bırakarak, ülkeye hizmete başlamasıdır…
Bu konuda en büyük görevde Başbakan İrsen Küçük’e düşüyor…
Kurulan iyi ilişkiler sayesinde bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, tarihinde hiç görmediği teşvik ve yardımları alıyor Anavatan Türkiye’den…
Dev bütçeler ayrılarak Kuzey Kıbrıs için projelendirilen yatırımlar sadece bu ülkenin değil bu coğrafyada yaşayan her kesimin geleceğini garanti altına alacak türden…
En somut örnek Türkiye’den getirilecek su projesidir…
KKTC’ye gelecek su demek yıllardır şikayet edilen ambargoların kalkması, tüketen toplumdan üreten topluma geçiş anlamına gelmektedir…
İşte bu noktada Kıbrıs Türk halkının, gelecek suyun kullanımına yönelik projeler hazırlayacak, alt yapısını oluşturacak güçlü bir iktidara ihtiyacı vardır…
Maalesef hükümetin mevcut yapısıyla bu mümkün görünmüyor…
Anamur’dan gelecek su eğer Geçitköy Barajı’nda bekletilecek ve buharlaşacaksa bunun kimseye bir faydası olmaz…
Yargıdaki kurultayın akıbetini bekleyerek ülkedeki tüm yatırımları ve sorunları bir tarafa bırakmak, ötelemek doğru bir yaklaşım değildir…
Ülkedeki hayat bir şekilde devam ediyor…
2013 için planlanan projeler, hükümetin içine düştüğü çıkmaz yüzünden, bürokratların vurdumduymaz tavırları nedeniyle dosyalarında bekliyor…
Bugün ülkede, sorunların çözümüne katkı koyacak komiteler ve ilgili makamlar siyasi hesaplaşma yüzünden toplanamıyor…
Vatandaş ve yatırımcılar bu belirsizlik yüzünden hangi kapıya gitse kovulmaktan beter duruma düşüyor…
Kuzey Kıbrıs’ın kurtuluşu için ‘Amerika’yı’ yeniden keşfetmeye gerek yoktur…
Karşımızda bir Türkiye gerçeği duruyor…
Bundan 12 yıl önce Kuzey Kıbrıs’ın bugünkü yaşadığı benzer sorunlarla boğuşan Türkiye’de, kararlı bir iktidarın yönetime gelmesiyle her alanda reformlar yapılmıştır…
Eğitim, sağlık, hukuk, alt yapı, ekonomi, özgürlükler ve dış politikada atılan istikrarlı adımlar sayesinde Türkiye, dünyadan yardım dilenen ülke imajını silmiş, dünyaya yardım eden bir güce dönüşmüştür…
Kuzey Kıbrıs’ta şu anda; eğitim, sağlık, ekonomi, özgürlükler ve dış politika gibi birçok alandaki verimlilik istenilen düzeyde değildir…
Daha güzel bir gelecek adına bu alanlarda köklü reform yapılması artık kaçınılmazdır…
Ülkenin şu anki yapısıyla gidilecek bir seçimde ortaya çıkacak sonuç, yaşadığımızdan çok da farklı olmayacaktır…
Bu sebepten dolayı reformlar için görev mevcut iktidarın işidir…
İktidar partisi UBP’nin elinde bulundurduğu çoğunluk, güçlü ve kararlı adımların atılmasına yeterlidir…
Artık parti içindeki koltuk kavgası sonlandırılmalıdır…
30 milletvekiliyle Meclis’te temsil edilen çoğunluğun farkına varılmalı ve ülkede oy kullanan her 10 kişiden 6’sının UBP’yi tercih ettiği göz önünde bulundurularak sorumluluk alınmalıdır…
Halkın vekili olarak seçilen ve onlara hizmet yerine kendi ikballeri için uğraşanlar günün sonunda yine kaderlerinin kurulacak sandıklarda belirleneceğini unutmamalı…
UBP içindeki bitmek tükenmek bilmeyen koltuk kavgası biraz daha uzarsa tek kazanan kaostan beslenen odaklar, kaybedense Kuzey Kıbrıs ve UBP olacaktır...

Bu haber 325 defa okunmuştur

:

:

:

: