“Bodrum “; gelen de gelmeyen de pişman

TATİL durağım Bodrum’dayım..Hava sıcak mı sıcak.. Basra sıcakları denen, klimaları eskiten, deniz suyunu hamam suyuna çeviren, birazcık rüzgara hasret bir havada yazımı yazmaya çalışıyorum..
TATİL durağım Bodrum’dayım..Hava sıcak mı sıcak..
Basra sıcakları denen, klimaları eskiten, deniz suyunu hamam suyuna çeviren, birazcık rüzgara hasret bir havada yazımı yazmaya çalışıyorum..
Allahtan kent merkezine uzakta, mitolojik çağda “Rüzgar üfüren dağ” diye adlandırılan, türkülere konu olan Aspat tepesinin eteğindeyiz..
Zaman zaman dağdan esen serinlikle, geceleri baygın da olsa uyuyabiliyoruz..
Bodrum bize, biz Bodrum’a iyice alıştık..
Artık turist değil, yerlisi gibi olduğum Bodrum, her yıl bir eskiyi arattırıyor..
Bu sene , diğer senelere göre daha sakin, daha gösterişsiz.. Meşhur barlar sokağının müşteri profili değişmiş, görmeye alışık olduğumuz meşhurlar, adeta başka köşelere çekilmiş..
Zaten gündüz saatinde Bodrum merkezine inmek için mutlaka çok önemli nedenlerinizin olması lazım..
Görülmek ve görmek isteyenlerin gittiği Türkbükü, bu sene de “İn” yerlerden.. Yaş ortalaması, geçen sene olduğu gibi yine 20’li ..İsimlerini sosyete dergilerinde, dedikodu sütunlarında okuduğunuz Beach’lerin fiyatları el yakmaya devam ediyor..
Hele akşam müzikli bir eğlence yerine gidiyorsanız, vay halinize.. Bu plajlar, geceleri konserlerin verildiği eğlence yerlerine kolayca dönüşüyor.. Fiyatları öğrenmeden, siz siz olun, sakın ola gitmeyin.. Sonunda rehin kalmak da var..
Bir kişiden , birkaç kadeh içki, çerez, meyve karşılığında alınan ücret 300 YTL .. Karşılığında dinlediğiniz kişi ise TV’lerde bol bol izlediğiniz isimler.. Ünlülerin konserleri de neredeyse bu fiyata.. Londra’da bile en çok 60 sterline izlenen isimleri, Kale veya Antik Tiyatro’da iyi yerde dinlemek istiyorsanız adam başı 200 YTL’ye yakın parayı gözden çıkarmanız şart..
Plajlar halka açık deniyorsa da, siz inanmayın.. Belediye plajlarında bile şezlong, duş için para ödemek zorundasınız..
Tabi parayı veren, düdüğü çalar örneği, burada da geçerli.. Özel iskeleli plajlarda harcanan paraların haddi hesabı yok.. Burası daha çok yaşları 16 ile 20 arası yeni yetişmelerin piyasa yaptığı mekanlar..
Konserler, bale festivali, Bodrum’un değişmez etkinliklerinden.. Işıl ışıl, ünlü Halikarnas Kalesine bakan konser alanında veya kenti kuş bakışı gören Antik Tiyatronun sıcacık taşlarında oturup sevdiğiniz sanatçıları izlemek, dinlemek ayrı bir keyif..
Kıbrıs Türk Hava Yolları, Londra’dan ve Ercan’dan karşılıklı , Bodrum aktarmalı seferler başlattı..Londra’dan, Bodrum’a İstanbul üzerinden aktarmalı gelenler için bulunmaz nimet.. Gerçi İngiltere’nin çeşitli yerlerinden Bodrum’a charter’lar kalkıyor , kalkmasına..Hem de 4 saat sonra Bodrum-Milas alanına iniyorsunuz..
Ancak, bunların çoğu, Gatwick gibi Kuzey Londra’ya çok uzak alanlardan...
KTHY’nın bu yeni seferinin çok uzun sürmesini diliyorum..
Bodrum, ne Ege, ne de Akdeniz kıyısındaki hiçbir tatil beldesine benzemeyen bir yarım ada..
Her köşesi ayrı renkte, kokuda.. Güvercinlikle başlayan Bodrum sahilinin, kuzeyi ve güneyi de farklı.. Torba, Gündoğan , Türkbükü, Yalıkavak, Gümüşlük çok daha yeşili bol , doğası cömert yerlerken, Turgutreis, Akyarlar, Bağla, Ortakent, Yahşi,Gümbet biraz daha kıraç görünüşlü.. Geçen yıl orman yangınlarından etkilenen yerler, hala ağaçsız duruyor..
Turizmde patlamanın yaşandığı, 5 yıldızlı otellerin bolca açıldığı yarımadada gezilip, görülecek, herkese, her keseye, her zevke hitap edecek yüzlerce kalacak yer, restoran, eğlence yeri mevcut..
İngiliz, Rus, Alman, Doğu Avrupa ülkelerinden akın akın turistlerin geldiği Bodrum, pahalılığı ile yerli turistleri ürkütüyor..Gerçi bizim ünlü meyve-sebze, çaput pazarlarımızda fiyatlar geçen yıllardan daha fazla değil.. Bir iki pazarlıkla, fiyatları da hemen kırmaya hazır satıcılar..Ancak, Bodrum denince, herkesin aklına pahalılık, fahiş fiyatlar geliyor..

Küresel ekonomik kriz, buraya da yansımış.. Bölgede onbinlerce konutun satılık olduğu söyleniyor.. Her yer , Türkçe, İngilizce, Almanca, Rusça satılık ilanlarıyla dolu..
Dağı taşı evle dolu yarımadada, toprak, doğa, adeta böyle intikamını alıyor..
Bodrum’a gelirseniz, bir iki geleneksel yeri görmeden gitmeyin..
Barlar sokağı, demodeliğine rağmen, yine de görülmesi gerek yerlerden.. Bodrum Kalesi, meşhur mozeleum, Yalıkavak veya Turgutreis’de gün batımını izlemek, meşhur Penguen pastanesinde oturup, sakızlı muhallebiyle karadut dondurması yemek,
Veya orjinal Bitez dondurmacısında aklınıza gelebilecek her çeşit dondurmayı tatmak artık klasik Bodrum rituel’lerinden..
Balık yemek isterseniz, Yalıkavak’ı tavsiye ederim.. Marina’dan sonraki deniz sahilindeki estoranların hepsi birbirinden leziz..
Görmeyenleriniz merak etti biliyorum..
Bodrum, insanda alışkanlık yaratan bir yer.. Bir gelen, bir de gelmeyen pişman..
Bu haber 199 defa okunmuştur

:

:

:

: