Şifre mi acaba?

Tarih 21 Ekim 2012 idi. İktidar partisinin kurultayı vardı. Kurultayda iki aday yarışıyordu fakat ikiden fazla taraf vardı.
Tarih 21 Ekim 2012 idi.
İktidar partisinin kurultayı vardı.
Kurultayda iki aday yarışıyordu fakat ikiden fazla taraf vardı.
Adaylardan kurultaya UBP Genel Başkanı ve KKTC Başbakanı olarak giren Sayın İrsen Küçük 704, kabinede Sağlık Bakanı olarak yer alan Sayın Ahmet Kaşif’de 690 oy almıştı.
Kurultayın yapıldığı 21 Ekim gecesi açıklanan sonuca göre Sayın Küçük 14 oyluk bir farkla Sayın Kâşif’in önünde üstünlük sağlamıştı.
Parti tüzüğünün ilgili maddesi gündeme geldi ve ilgili taraflarca bu madde farklı yorumlandı.
Sayın Küçük ve ekibi kurultayın sonuçlandığını ve Genel Başkanlığının devam ettiğini iddia ederken, Sayın Kâşif ve ekibi de parti tüzüğüne uygun olmayan bir sonucun divan tarafından ilan edildiğini savundu.

Sonuçta parti içinde bir kavgaya dönüştürülen Genel Başkanlık için mahkeme süreci ve de Ulusal Birlik Partisinin mahkeme koridorlarında ki serüveni başlamış oldu.
Peki, ne diyor UBP parti tüzüğünün 28. Maddesi;
“Parti Genel Başkanının gizli oyla ve üye tamsayısının (yani 1427 sayısının) salt çoğunluğu (yani 714) ile seçilir. İlk turda salt çoğunluk sağlanmazsa seçim en çok oy alan iki aday arasında bir hafta sonra yinelenir ve ikinci tur oylamaya gidilir. En çok oy alan aday parti Genel Başkanı seçilir.”
Evet, UBP parti tüzüğünün ilgili 28. maddesi bu şekilde.
Ve Sayın Kâşif’in itiraz noktası da bu maddeden beslendi.
24 Ekim 2012 günü Ahmet Kâşif ara emri ve divan kararının iptali için mahkemeye başvurdu.
14 Kasım 2012’de Sayın Kâşif’in itirazı haklı bulundu. Mahkeme ara emri kararı verdi ve divan kararını iptal etti. Sayın Küçük’ün Genel Başkanlık yetkilerini kullanması engellendi.
Bu kararlarla ilgili olarak 27 Kasım’da Sayın Küçük istinafa başvurdu.
21 Aralık’ta Yüksek Mahkeme istinaf davasını reddetti.
3 Ocak 2013 günü davanın esasına ilişkin karar açıklandı. Divan kararı iptal edildi.
8 Ocak 2013’de mahkeme kararı Sayın Küçük tarafından bir kez daha istinafa taşındı.
23 Ocak’ta yüksek mahkeme son sözü söyledi.

Karar metni özetle şöyle;

1- 21 Ekim 2012 tarihinde toplanan UBP Kurultayında, davalı No:2’nin Genel Başkan seçildiği yolunda alınan ve/veya ilan edilen kararın parti tüzüğüne aykırı olduğuna,
2- 21 Ekim 2012 tarihinde toplanan UBP kurultayında davalı No:2’nin Genel Başkan seçildiği doğrultusundaki kararın iptaline,
3- 21 Ekim 2012 tarihinde yapılan UBP kurultayında ilk turda iki adaydan herhangi birisi UBP parti tüzüğünün 28. Maddesinin öngördüğü kurultay üye tamsayısının salt çoğunluğuna ulaşmadığından 2. Tur oylamaya tüzükte belirtilen süre zarfında gidilmesi için ilgili tüzüğün aynı maddesi hükümlerinin parti yetkili organları tarafından uygulanması gerektiğine Emir ve Hüküm verir.
Karar bu yönde.

Tarafların açıklamalarına bakalım;
Sayın Kâşif’in Avukatı Sayın Fuat Veziroğlu karar sonrası şunları söyledi.
“İrsen beyin Genel Başkan seçildiği karar tüzüğe aykırıdır. Hatalıdır ve iptal edilmiştir. UBP’ de şuan Genel Başkan yoktur.

Mahkeme kararına göre kimse 2. Turdan kaçamaz. Yüksek mahkeme 2. Turun 7 gün içinde yapılacağını da söylemiştir. Parti tüzüğü 2. Tur için 7 gün süre vermiştir.
Yargı son sözü söylemiştir. Bundan sonra gidilecek makam yoktur. Parti teknik olarak bu davada davalı olarak bulunmaktaydı. Bu karar İrsen beye mükellefiyet yüklemektedir.
“Ben artık Genel Başkan değilim” gerçeğini kabullenmesi gerekir.
Dava bitmiştir. Artık UBP üyeleri ve delegeleri son sözü söyleyecektir.
Alt mahkeme 10 gün demişti üst mahkeme tüzüğün uygulanmasına ve 7 gün içinde 2. Tur yapılamasına karar verdi. Parti meclisi tarih yer ve saat belirleyecek.”
Sayın İrsen Küçük ise şöyle bir değerlendirme yaptı;
“Yüksek Mahkeme kararı partinin yetkili organlarında değerlendirilecek. 2 tur yapılana kadar UBP Genel Başkansız değil.

Lefkoşa kaza mahkemesinin 2.tur 10 gün içinde yapılmalı kararı yüksek mahkeme tarafından bozuldu. İkinci bir kurultaya gidilmesi halinde kurultay tarih, yer ve saatinin parti yetkili kurullarınca belirleneceği bu kararda açıkça vardır.
İkinci tur olması halinde o günkü delege yapısı ve divana gidilmesi kararı da yüksek mahkeme tarafından bozulmuştur. Kurultaya gidilecekse yeni bir divan oluşacak ve son delege yapısına göre kurultay toplanacak.”
Sayın Kaşif’de yaptığı açıklamada 2.turun yapılacağı tarihin bir an önce belirlenmesi çağrısını yaptı ve bu hafta sonu bile olabilir dedi.
Öncelikle şunu söyleyeyim daha önceki mahkeme kararlarını değerlendirdiğimiz de bu karar bekleniyordu.

Zaten bunu hemen herkes dile getirdi.
Bir ülkede iktidarda olan, görev başında bulunan idarelerin öncelikle istikrarlı, uyumlu ve birbirini tamamlayıcı bir düzende çalışması gerekir.
KKTC’de iktidar olan UBP’nin 87 gündür Genel Başkanı yoktur.
Ve her şey sadece parti tüzüğünün bir maddesine itirazla başlamadı.
Bu süreçte verilen tutulmayan sözler, imzalanan, garanti verilen belgeler, geçici süreliğine üstlenilmek istenen fakat bunu bir fırsata dönüştürme düşüncesi ve bu uğurda ikna edilen adaylıktan vazgeçirtilen insanların olduğu ve bu insanlardan ayrılmak, onları engel olmaktan çıkartmak başka merkezlerleri işin içine çekip kendi parti ve partilisini karşısına almaya kadar varan, birçok sebebin körüklediği olumsuzluklar yaşandı.

Bu olumsuzluklar hükümetin başarısız ve kötü yönetimi ile de hala yaşanıyor.
Bu düşünceler kimsenin ayrıcalıklı olması için seslendirilmemiştir.
Bunlar doğruya doğru gerçeklerdir.
Bunlar Kıbrıs’ın kuzeyinde kırk yıldır kurulan düzenin acemice deşifresidir.
Toplumun kaybetmiş oldukları ise kimsenin aklının bir köşesinde yok.
UBP parti tüzüğünün 28. Maddesini yazımın başlarında paylaştım.

Madde açık.
Ki bunu ilk gündendir yazıyor ve söylüyoruz.
Bu işin tek çözümü ikinci turdur.
Süre konusu da gayet açıktır.
Yedi gün içinde ikinci tur yapılamalıdır.
Bunun aksi durumunda yine bir parti tüzüğünü ihlal durumu yaşanabilir.
Zaten Sayın Başbakan bu süre içinde delegelerini devlet olanaklarından faydalandırarak avantaj elde etmiş durumdadır.
Ülke kilitlenmiş ve her alanda her anlamıyla kaos yaşanmaktadır.
Artık bir son verilmek zorunda.
Bu noktada kendi kendime acaba ne olacak sorusunu sormaktan da edemiyorum.

Sebep;

Sayın Başbakanın mahkeme kararını değerlendirirken sık sık “İkinci bir kurultaya gidilmesi halinde veya bir kez daha kurultaya gidilecekse” sözlerini tekrarlaması.
Bu sözlerin altında başka düşüncelere yönelik bazı şifreler olabilir mi acaba?

Bu haber 664 defa okunmuştur

:

:

:

: