Acaba ne olacak?

Güney Kıbrıs yeni devlet başkanını belirlemek üzere sandık başına gidiyor. Tarih 17 Şubat 2013 Pazar. Adaylar belirlendi sayı 11.
Güney Kıbrıs yeni devlet başkanını belirlemek üzere sandık başına gidiyor.
Tarih 17 Şubat 2013 Pazar.
Adaylar belirlendi sayı 11.
AKEL’den Stavros Malas, DİSİ’den Nikos Anastasiadis, Birleşik Demokratlar Partisi (EDİ) den Praksula Andoniadu, Ulusal Halk Cephesi (ELAM) dan Yorgos Haralambus, bağımsız adaylar Yorgos Lilikas, Makaria Andri Stilianu, Lakis Yoannu, Kostas Kiriaku, Andreas Evstratiu, Lukas Stavru ve Solan Grigori.
Adaylardan ön plana çıkan ve favori olarak gösterilen DİSİ adayı Nikos Anastasiadis seçilmesi halinde öncelik vereceği konuları “ilk yüz günde yapacaklarım” diye birkaç madde ile açıkladı.
Anastasiadis Başkan seçilmesi durumunda yeni hükümetin devleti hangi durumda teslim aldığının tespiti için sayım yaptıracağını, kurumsal değişiklikler yaparak devletin yeniden yapılandırılması ve seçim öncesi verdiği vaatleri yerine getirmek için tedbir alıp istihdam artırıcı önlemler yaratacağını. Ulusal Konseyi toplayarak Kıbrıs sorunu ile doğalgaz konusunun politika anlamında hangi noktada olduğunun tespit edilmesinin öncelikleri olduğunu açıkladı.
Nikos Anastasiadis Başkan seçilmesi durumunda icraatlarının önceliklerini böyle sıralıyor.
Kıbrıs sorunu en son öncelik.
Doğalgaz konusu da önemli tabi ki.
Bir beklenmedik bir çıkış da Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos tarafından geldi.
Başpiskopos çıkacak olan doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya satılmasına “milli ve ekonomik çıkarların korunması halinde” karşı çıkmadığını açıkladı.
Kıbrıs’ın önemi büyük.
Stratejik konumu Akdeniz de bir uçak gemisi durumunda olması önemini her daim canlı tutuyor.
Öyle ki İngilizler bile yıllardır bir şekilde içinde olalım diyor.
Ve “çıkar” öyle bir silah ki tüm düşünceleri, yıllar yılı sürdürülen politikaları değiştirebiliyor.
Bu zamanda ekonomik ve milli çıkarlar her şeyin üstünde.
Kıbrıs’ın kuzeyinde bugün için Kıbrıs sorununun önceliği hangi sırada?
Veya ekonomik ve milli çıkarlar her türlü kazancın üstünde mi?
Bunları sorgulatan bir dönem yaşıyoruz.
Ne milli ne ekonomik ne de bu ülkenin esas sorunu olan tanınmamışlık ve buna bağlı olan hukuksuzluk hiç de öncelikli değil bu topraklarda.
Eleştirdiğimiz sürekli gündeme getirmeye çalıştığımız bu.
Bu ülkede istikrarlı bir yönetim için artık daha dazla zaman kaybedilmemeli.
Kaldı ki istikrarlı bir yönetimin oluşması da artık zor ve bunun için zaman da yok.
Yaşadığımız coğrafyada kimin iktidar partisine Başkan olacağı, kimin tanınmayan bir devlete Başbakan veya Cumhurbaşkanı olacağı, kimin kime din dersi vereceği, kimin bu ülkeyi daha çok sevdiği, kimin kuntakinte’nin torunu olduğu, kimin Rumcu, dinsiz, çapulcu olduğu, kimin nereden ve niye anons yaptığı, kimin bundan rant elde ettiği, kimin kimleri neden devlet işine aldığı, kimin buna seyirci kaldığı, kimlerin milletin meclisini sirke çevirdiği, kimlerin vatandaşlık dağıttığı sadece gündemi yormak ve oyalamak üzerine boşa zaman harcamadır.
Kıbrıs yani kendi ülkemiz üzerinde herkes söz sahibi ama bir bizden çıt yok.
Bugün hükümetin Cumhurbaşkanı ile Anastasiadis’in, Malas’ın, Haralambus’un, Andoniadu’nun, Lilikas’ın, Stillanu’nun, Yoannu’nun, Kiriaku’nun, Evstratiu’nun, Stavru’nun, Grigoriu’nun planlarını, projelerini, Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili düşüncelerini tartışıp bunlarla ilgili toplantılarda olması gerekirdi.
Ve şimdi şuanda Başpiskopos’un söylediklerini Türkiye yetkilileri ile değerlendirmesi gerekirdi.
Böyle bir hükümet stratejisi bu ülkeyi ileri götürebilir.
Bir kırk yıl daha bu şekilde gitmeyeceği aşikâr.
Ama bekleyelim birileri bize her konuda akıl versin, kendine göre yönetsin.
Bunu da övünç kaynağı yapalım.
En iyi emri ben alır ve uygularım diye bir devlet politikası geliştirip kendimizin, yapabileceklerimizin, ülkemizin konumunun değerini bilmeyelim.
Bunları yapmak, hedef olarak taşımak bu ülkeyi yönettiğini zannedenler için oldukça büyük.
Biz dönelim sığ tartışmalarımıza.
Ülkenin tek sorunu olan UBP kurultayının sonucunu televizyon dizisi gibi merak edelim.
Aylardır büyük finalin fragmanını izliyoruz da sonuç için ipucu yok.
Acaba ne olacak?
Bu haber 764 defa okunmuştur

:

:

:

: