Bir bildikleri vardır…

Bir ülkede başıboşluk varsa o ülkede her türlü olay yaşanır. Ve bunları da kimse önleyemez. Bir ülke ekonomik, kültürel ve güvenlik anlamında kötüyse ve önlem alması gerekenler başka âlemlerde, başka dertlerde zaman harcıyorsa o ülkede önce asayiş bozulur.
Bir ülkede başıboşluk varsa o ülkede her türlü olay yaşanır.
Ve bunları da kimse önleyemez.
Bir ülke ekonomik, kültürel ve güvenlik anlamında kötüyse ve önlem alması gerekenler başka âlemlerde, başka dertlerde zaman harcıyorsa o ülkede önce asayiş bozulur.
Aynen ülkemizde olduğu gibi.
Uzlaşı kültürümüz erozyona uğrayan ve bir yara haline gelen en sorunlu yanımız oldu.
Kimse kimseye tahammül edemiyor.
Artık yaşananlar sıradan olaylar olmaktan çıktı.
Sıradan olmaktan çıkan olaylar, hayatımızın sıradan yaşanmışları olmaya başladı.
Yani alışıyoruz.
Artık bir cinayet, gasp, hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu, taciz olayına tanık olduğumuz zaman şaşırmıyoruz.

Bunları normalleştirdik.
Şiddet de artık kabullenilen bir gerçek oldu.
Ve bu şiddet sadece evde, sadece eşler arasında yaşanmıyor.
Şiddet çocuklara, şiddet kadına hatta ve hatta şiddetin artık yasal mekânlarda da olduğu ortaya çıktı.
“Buna kısaca toplumsal travma yaşıyoruz” denebilir.
Bu durumun sebebi de herkese göre değişebilir.
En önemli iki sebep ekonomik durumun günden güne kötüleşmesi ve kültürel erozyondur her halde.
Bunun yanında artan boşanma davalarının da en önemli etkenlerinden biri şüphesiz şiddettir.
Şiddet sadece kişiler arasında mı?
KKTC’de polisin şiddet uyguladığı konusunda Meclis’te komite oluşturuldu.
Bu konuda bulgulara ulaşıldı.
Fakat henüz bir adım yok.
Toplumsal travma yaşadığımızı söylemiştim.
İçinde bulunduğumuz süreçte bu olumsuz durumun düzelmeyeceği kesin.
Çünkü bugün için toplumun içinde olduğu hiçbir sorun hükümet tarafından öncelikli değil.
Toplum artık önceliklerini duyurmak için eylemlerde çare arıyor.
Öğrenciler, öğretmenler, emekliler, hemşireler, kıb-tek çalışanları toplumun geniş bir kesimi sesini duyurmaya çalışıyor.
KKTC tarihinin belki de en çok eyleme ve greve sebep olan hükümeti, bugünkü hükümettir.
Tüm kesimlerden uzak.
Sadece kendi içindeki sorunlara ve kavgalara odaklanmış bir irade.
Hak arayan insanların hak ettiğini kazanmasını sağlayacak adımlar atacağına, çalışanları, işçileri terörist olmakla suçlayan bir anlayış.
Her eylemin, her grevin taşla sopayla, cop ve tutuklamayla sonlanmasına da alıştık.
Elektrik faturasını ödeyemediği için elektriği kesilen, sosyal yardım maaşıyla geçinen 65 yaşındaki insanı koruyamayan ama yıllardır elektriğini ödemeyen devlet dairelerini polis gücüyle koruyan bir devlet.

Ve bu devlet yapılan eylemlerin sebebini anlamaya çalışıp, her kesimden gelen feryatlara kulak vereceğine, kendince önlem almanın yöntemini buldu.
Hükümetimiz bir TOMAK (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı) alıyor.
Gereği var mı?
Nerede ne amaçla kullanılacak?
Şimdi gündeme gelmesindeki düşünce nedir?
Kurultay sonrasında yeni gelişmelere hazırlık mı var?
Yangın helikopterine, Karpaz’da sağlık ocağına veya ambulansa daha az mı ihtiyaç var?
Bu ülkenin itfaiyesinin olmadığı ilçesi var.
Yoksa yeni gerilimlere mi hazırlanıyoruz.
Bu araçların özellikleri;
Camlar korumalı, kurşungeçirmez, kabin korumalı, arka kamera sistemi, sirenle anons sistemi, kamera kaydı, su topu kamerası, gaz sisleme monitörü.
Türkiye, Mısır, Yunanistan, Şili gibi ülkelerde sıkça kullanılıyor.
Görünen o ki hükümet ve devlet bir şeylerin önlemini önceden almaya gerek duymuş.
Bu noktada mutlaka bir bildikleri vardır.


Bu haber 794 defa okunmuştur

:

:

:

: