Sistem kurucusunu bitiriyor

Şöyle bir hikâye vardır. Kahramanlar, bir büyücü ve çırağı. Büyücü çırağına, suları, nehirleri bir sözle durmaksızın akıtmayı öğretmiş. Fakat akan nehir ve suların nasıl durdurulacağını öğretmemiş.
Şöyle bir hikâye vardır.
Kahramanlar, bir büyücü ve çırağı.
Büyücü çırağına, suları, nehirleri bir sözle durmaksızın akıtmayı öğretmiş.
Fakat akan nehir ve suların nasıl durdurulacağını öğretmemiş.
Gün gelmiş çırak, öğrendiği sözü kullanarak suları, nehirleri akıtmaya başlamış.
Gelin görün ki akıntıları durduracak büyüyü bilmediğinden akıntılara kapılanlarla beraber kendisi de uçsuz bucaksız yerlere sürüklenmiş kaybolmuş.
Hesapsız, kitapsız işlerin ve şahsi çıkarların her şeyin önünde olduğu bu ülkede bu durumu yaratan zihniyet bugün için bir canavar oldu ve artık kendini yaratanları bitiriyor.
Yıllarca bu sistemi kuranlar, büyütenler, bundan beslenenler bugün birbirlerine düştüler.
Ve beraberce başkalarına karşı tepe tepe kullandıkları yöntemleri şimdilerde kendilerine karşı kullanıyorlar.

Yarının ne olacağını düşünmeden, benden sonrası tufan anlayışı ile insanlar ayrıştırılıyor, ötekileştiriliyor, kutuplaştırılıyor.
Bunun adı da vatana millete hizmet oluyor.
Ülkenin içinde bulunduğu durum tam anlamıyla içler acısıdır.
Mutlaka ki bu durumdan memnun olan kesimlerde vardır.
Ama ülke insanı genel anlamda umutsuzdur.
Ülkeyi yönetenler sadece kendi pencerelerinden kendi sırça köşklerinden göründüğü şekliyle görüyorlar memleketi.
Sadece kendi sorunlarının ötesi yok onlar için.
Öyle bir hırs ki sanırsınız Ortadoğu’yu yeniden şekillendirecekler.
Evet, bu yapı değişmelidir.
Ama bu yapıyı değiştirmek için yapının kendisini kullanmak ne kadar doğrudur?
Kıbrıs’ın kuzeyinde bugün tıkanan yapıyı Ulusal Birlik Partisi kurdu.
Diğer siyasi renkler bu yapıyı değiştirmek yerine işin kolayına kaçtılar.
Bedel ödemek yerine, sistemden faydalanmayı seçtiler.
Bunun yanında tabanlarının ve destekçilerinin bu yöndeki talebi de önemli rol oynadı.
Türkiye hükümetleri de burayı anlamak yerine sadece kendilerine anlatılan kısımlarla yetindiler.
İçinde bulunulan süreçte birbirini anlamayan adeta birbirini tanımayan bir ilişki sürdürülüyor.
Yani değişen bir şey yok.

Yanlışa devam ediliyor.
İktidar partisinin bu hafta sonu kurultayı var.
Aylardır bitmeyen yılan hikâyesine dönen kurultay.
Bu kurultay için milat tanımlaması yapılıyor.
Bir dönemi bitireceği iddia ediliyor.
Elbette bir dönem bitecek zaten bitmesi de gerekli.
Önemli olan başlayacak yeni dönem ne getirecek.
Sadece isimler değişecekse ki icraatlardan o anlaşılıyor ne anlamı var?
Yenilenme için öncelikle eskilerin terk edilmesi gerek.
Bu gereksiz ve faydasız kavganın sebebini “Kavganın tarafları ve esası” başlıklı yazımda yazmıştım.
Şimdi bu yazımdan bir kısımla bitirelim;
“Ulusal Birlik Partisi içinde yaşananların adı şudur;
Kuzey Kıbrıs siyasi hayatının lokomotif partisine hükmetmek.
Bu hükmetme Sayın İrsen Küçük ve Sayın Ahmet Kâşif arasında olacak değil.
Sayın İrsen Küçük ve Sayın Derviş Eroğlu arasında yaşanan bir güç kavgası da değildir yaşananlar.
Yaşanan, Ulusal Birlik Partisi Sayın Eroğlu’nun etkisinde kalmaya devam mı edecek yoksa Türkiye iktidar partisi AKP’nin etkisinde mi olacak.

Son 30 yıl da yani Sayın Eroğlu’nun yönetimindeki UBP’yi tecrübe ettik.
Yorum sizin.
Son üç yıldır da AKP etkisindeki UBP’yi tecrübe ediyoruz.
Bunun yorumu da sizin”.
Bu haber 709 defa okunmuştur

:

:

:

: