“Diplomalı İşsiz İsyanı” hangi acı ekonomik gerçeklerin göstergesi?

Ülkemizde yaşanan son gelişmeler -her ne kadar toplum olarak idrak etmiş olmasak dahi- ekonomideki köklü yapısal değişimin gereğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Ülkemizde yaşanan son gelişmeler -her ne kadar toplum olarak idrak etmiş olmasak dahi- ekonomideki köklü yapısal değişimin gereğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ancak, ne acıdır ki 1974 sonrası oluşturulan ve AKP öncesi Türkiye hükümetlerinin ise kurumsallaştırdığı KKTC yapısı hepimizi bireyselci, opportunist, materyalist ve makyawelist hale getirmiştir. Yani bu da ne demek istiyor diye siz sormadan daha net açıklayayım.

KKTC’de kurulan ve maalesef halen daha uygulamada olan üretime, adalete ve verimliliğe dayanmayan kaynak ve servet bölüşümü neredeyse hepimizi kaçınılmaz olarak bu yönde arayış içerisine sokmuş ve çöküşümüzün temel nedenlerinden biri olan hak, adalet ve başarı ile birşeyley elde etmenin mümkün olmadığı inancı kültürel yozlaşma olarak ortaya çıkmıştır.

Mevcut yapı gereği siyasetçimiz ve hatta aydınımız alenen haktan, adaletten ve verimlilikten bahsetmiş olsa da kapalı kapılar ardında kendilerine ve yakınlarına nasıl ayrıcalık istedikleri sonradan ortaya çıkmaktadır. Yani bugun delege adı altında istihdamları haksızlık ve adaletsizlik diye politize edenler iktidarları boyunca sınavlarda sözde birinci gelen yakınları ve peşpeşe devlete giren evlatlarını binlerce yüksek derece ile mezun olan alternatif ülke vatandaşı karşısında başarılı olmuşlar diye bize mi yutturacaklar? Bunları iki yanlış bir doğru eder şeklinde sakın anlamayın. Esasen söylemek istediğim kimsenin kimseyi eleştirmeye pek yüzü olmadığıdır.

Mevcut yozlaşmanın başka bir tezahürü ise “Diplomalı İşsiz İsyanı”dır. Yani, master yapıp istihdam edilmeyen genç ve babasının Meclis önündeki eylemlerinden bahsediyoruz.. Bu vaka birçok açıdan çürümüşlüğümüzü ortaya koymaktadır. Bunları aşağıdaki gibi özetleyelim;

• Üniversite ve yüksek lisans eğitimi yaptıktan sonra işsiz kalmak ülkemizdeki yapısal işsizliğin göstergesidir. Yapısal işsizlik ise kısa vadede değil uzun vadeli ekonomik gelişme ve insan kaynakları planlaması ile azaltılabilir. Yani, kariyer planı yaparken lisans ve yüksek lisans eğitimi aldığınız mesleğin bugününden ve muhtemel geleceğinden emin olmalısınız. Aksi takdirde, ekonomik döngü içerisinde ihtiyaç duyulmayan bir mesleğe sahip olursunuz ve işsizliğinizden başta hükümet olmak üzere başkalarını suçlarsınız. Dolaysıyla, yapısal işsizlikten dolayı işsizlik sadece eylem yapan gencimizin değil üniversite okuyan, master yapan ve/veya yapacak olan binlerce gencimizin kaderi olacaktır.

• Partili olan ve partiye çalışan her işsiz gencin devlette istihdamı kendine hak gördüğü ve bu çarpık zihniyete de maalesef siyasilerin taşeronluk ettiği bu vaka ile gözler önüne serilmektedir.

• Bu vaka ile özel sektörün istihdamda alternatif görülmediği çürümüş statükoyu yaratan devlette istihdamın tek alternatif olduğunun altı bir kez daha çizilmektedir. Şöyle ki, kamunun istihdam açısından cazibesini azaltmak için kamu giriş maaşlarının neredeyse asgari ücrete eşit duruma getirilmesine rağmen devlete istihdama hucum edilmesi herşeye rağmen devlette çalışmanın “KEBAB”, özelde çalışmanın ise tabiri caiz ise “İŞKENCE” anlamına geldiğini göstermektedir.

• Bu vaka ile maalesef özel sektörün halen daha geliştirilemediği ve rekabet gücünün arttırılamadığı ortaya çıkmaktadır. Bunun için, devlette istihdamı ve populizmi esas alan mevcut statükocu anlayışın hem siyasiler hem de toplum tarafından terk edilerek imzalanan protokollerin öngördüğü yapısal önlemlerin geciktirilmeden alınması gerektiği olgusu bir kez daha karşımıza çıkmaktadır.


Bu haber 1215 defa okunmuştur
  •    - 19.02.2013 ISSIZLIGIN BUYUKN NEDENİ emeklilerin,,,,,genclere önlerini kesmeleridir.
  •    - 19.02.2013 EMEKLILER yıne baska iş yerlerinde calısırsa tabii ki genclere iş kalmaz.emekli ol kap çifte parayı.
  • bence cengiz  lefkosa - 19.02.2013 esekler esek olarak kalmali ve esekliklerinden gurur duymalidirlar diploma alip esekligini tescileyip ona buna yalvarmaktan bin kat iyidir...
  • sorun ibo  lefgoşa - 19.02.2013 krala nasıl elbise degil , krallığı lagvetme kralı da sürgüne yollamadır. Eşşeğe altın semer da vursan gene bişey değişmez.
  • KAPLICA ince  NY - 18.02.2013 KAPLICA, Sorun kralin ciplak oldugunu soylemek degil sorun krala nasil bir elbise dikilecegidir. Sende boyle bir krala elbise dikecek bilgi, teknik, sabir, onur ve cesaret var mi kumaslari ziyan etmeden. Bak Ulkenin ana muhalefet partisi bile dikmis oldugu elbiseyi krala gostermekten cekinirken sen nasil o elbiseyi dikeceksin, yada kimin dikmesini beklen?
  • KAPLICA KAPLICA   - 18.02.2013 YAZILARINIZI İLGİ İLE TAKİP EDİYORUM VE ÇOK DOĞRU BULUYORUM. DÜŞÜNÜYORUM BU DEVLET BÜYÜKLERİ ACABA HİÇ YAZILARINIZI OKUMUYORMU NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ PADİŞAH ÇIPLAK HERKES BİLİYOR AMA KİMSE SÖYLEMİYOR ARTIK BİRİLERİ DAHA SÖYLEYE BİLSE BELKİ BİRŞEYLER DÜZELERİR YAZIK BU GÜZELİM VATANIMA

:

:

:

: