“Ekonomik Koordinasyon Kurulu”

Bu satırları yazarken UBP kurultayının sonucu henüz açıklanmamıştı. Ancak, biliyordum ki, sonuç ne çıkarsa çıksın yazıda verilen mesaj ve durumsal gerçeklik değişmeyecekti.
Bu satırları yazarken UBP kurultayının sonucu henüz açıklanmamıştı. Ancak, biliyordum ki, sonuç ne çıkarsa çıksın yazıda verilen mesaj ve durumsal gerçeklik değişmeyecekti. Çünkü, mesele T.C Cumhuriyeti yetkililerinin protokoldan beklentileri ve bizim hükümetin taahhütlerini yerine getirip getirmemesiyle ilgilidir.

Sadece ekonomist ve teknokratlar değil artık toplumun geneli de anlamaya başlamıştır ki; iktidara gelen her siyasi parti geçmişte aksini iddia etse dahi hükümette ekonomik protokolün gereğini er veya geç yerine getirmek zorundadır. Kaldı ki bu tespit bugünkü T.C hükümetiyle daha net olarak ortaya konulmaktadır. Yani KKTC’nin sürdürülemez mali yapısına olan katkı karşılıklı imzalanan protokollerin gereğini usulen değil esasen yapmaya endekslenmiştir. Bu çerçevede, Başbakan Sayın İrsen Küçük gibi Sayın Dr. Ahmet Kaşif de protokolun uygulanması gerektiğine dönük net mesaj vermişlerdir. Bunun yanında, muhalefet partileri protokolü reddetmemekte, revize edilmesi gerektiği gibi ifadelerle patinaj yapmaktadırlar.

Geçtiğimiz hafta açılış münasebetiyle adamızı ziyaret eden Türkiye'nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay KKTC ekonomisi ve protokole ilişkin önemli noktalara değindi. Öncelikle, kurultay sürecinin KKTC ekonomisini olumsuz etkilediğini belirtirken Sayın Başbakan ise Sayın Atalay’a katıldığını ve kurultay sürecinin protokolün uygulanmasını da geciktirdiğini bir nevi itiraf etti. Atalay aynı zamanda protokol gereği yapılması gereken bir icraata önemli ölçüde vurgu yaptı. Bu, “Ekonomik Koordinasyon Kurulu”nun yeniden yapılandırılmasıdır.

“Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı” Matrisine göre yapılacak ilk icraat Şubat 2013 olarak takvimlenen Başbakanlığın sorumluluğunda Ekonomi ile ilgili kararlarda ve uygulamalarda birimler arası koordinasyonu sağlamak üzere “Ekonomi Koordinasyon Kurulu”nun yeniden yapılandırılmasıdır. Esasen bu kurulun yeniden yapılandırılması bir icraat değil protokolün uygulanmasını motive edecek bir araçtır. Bu kurulun yeniden yapılanma gereği mevcut yapısının işlevsel olmayışından kaynaklanmaktadır. Peki bu kurul nasıl yapılanmalıdır? Protokolün uygulanmasını koordine edecek ve motivasyon yaratacak etkin bir kurulun bana göre aşağıdaki özellikleri olmalıdır:

• Öncelikle böylesi bir kurul şeffaf ve belirli dönemlerde basın toplantısı ve izleme raporları ile hesap verebilir olmalıdır.

• Kurulun oluşumu tüm paydaşları içerrmelidir. T.C Elçiliği, Başbakanlık ve Bakanlık Temsilcileri, Sayıştay Başkanlığı, YÖDAK ve Üniversite temsilcileri, Başta Ticaret Odası olmak üzere reel sektör temsilcileri ve trafik konusunda sivil toplum örgütleri gibi ilgili paydaşlar kurulda temsil edilmelidir.

• Yeniden yapılandırılacak kurulun bir öncekinden farkı hem hesap soracakların hem de hesap vereceklerin aynı anda kurulda sorumluluk taşımalarıdır. Program Matrisine göre yapılmayan işlerin neden yapılmadığının hesabı ilgili sorumluya sorulmalı ve nedeni şeffaf bir şekilde bildirilmelidir. Matrise göre yapılmayan işler eğer ilgili kurumun veya ita amirinin sorumsuzluğu şeklinde gerçekleşmiş ise ilgili kurum bunun hesabını vermeli ve gerekirse yetkililer görevden alınmalıdır. Hiç kuşkusuz, ödül ve ceza şeklinde toplumun gözü önünde gerçekleşecek böylesi bir uygulama protokole işlerlik kazandıracak önemli bir baskı aracı olacaktır.
Bu haber 994 defa okunmuştur

:

:

:

: