‘Bir sağlığım vardı onuda kaybettim’

Normal bir ülkede, normal bir hayat yaşamadığımız kesin. Yaşadığımız coğrafyanın konumundan ve elimizde olmayan sebeplerden dolayı sıkıntılarımız çok. Bu anlamda maruz kaldığımız uluslar arası olumsuzluklar da mutlaka ki hayatımızı önemli ölçüde zorlaştırıyor.
Normal bir ülkede, normal bir hayat yaşamadığımız kesin.
Yaşadığımız coğrafyanın konumundan ve elimizde olmayan sebeplerden dolayı sıkıntılarımız çok.
Bu anlamda maruz kaldığımız uluslar arası olumsuzluklar da mutlaka ki hayatımızı önemli ölçüde zorlaştırıyor.
Peki, biz ne yapıyoruz?
Neden kendi içimizde hepimizin yaşadığı bu hayatı zorlaştırmak için tüm enerjimizi kötülüklere, didişmeye harcıyoruz.
Yarım yamalak bu adanın kuzeyini, insanımızı böldükçe böldük.
“Kazanma” denen hırsın sonu yok.
İnsan hayatından daha önemli bir şey olabilir mi?
Elbette olamaz.
İnsan hayatı her türlü kazanımın önündedir.
Eski bir dostumla karşılaştık dün.
Çok uzun zamandır görüşmemiştik.
Adeta perişandı.
Üzgün ve mutsuzdu.
Anlaşılan yolunda gitmeyen bir şeyler vardı.
Boşanmayla sonuçlanan bir evlilik yapmıştı.
On yaşında bir evlat’tı arada kalan.
Yıllarca çalıştığı işinden olmuştu.
Yani hayatın tüm zorlukları adeta sınıyor, sabrını deniyordu.
Son yaşadığı hayatını altüst etti.
Hastaydı.
O kötü dediğimiz hastalık tehlikesi varmış.
Hani bu ülke insanının öğrenilmiş çaresizliği olan hastalık.
Yani kanser.
Sonuç bugün belli olacak.
“Bir sağlığım vardı. Onu da kaybettim” dedi.
Üzüldüm.
Düşündüm, bir kez daha sorguladım.
Sadece son birkaç yıl içinde yaşadıklarımızı, tanık olduğumuz olayları anımsadım.
Sonuç açık ve seçik ortada;
Bu illeti tetikleyen en önemli etken “Mutsuzluk”.
1993 yılında yüz olan hasta sayısı bugün yedi bin civarında.
İnanılmaz bir artış var.
En çok hasta Güzelyurt’tanmış.
Mutlaka bölgesel araştırmalar ve istatistikî veriler oluşturulması lazım.
Geçtiğimiz Aralık ayında Kanser Hatalarına Yardım Derneği Başkanı Sayın Raziye Kocaismail ile bir söyleşi yapmıştık.
O söyleşiden konuyla ilgili kısa bir paragrafı yeri gelmişken bir kez daha paylaşıyorum;
“İki aylık bebeğimiz bile var. Beyin tümörü ve karnı kitlelerle dolu bebeklerimiz bile var. Okullardan gelen pırıl pırıl çocuklarımız var. Ve bir istatistiğimiz yok. Güney Kıbrıs’ta aynı durumda. Her gün iki-üç artıyor. En çok Güzelyurt’ta. Bölgelere dayalı istatistikî bilgi eksikliği var. İlk zamanlardan daha iyi noktadayız. Tedavisini güneyde yaptırmak isteyenler de var. Ve bu hizmet bedava. Dernek olarak sadece getirip-götürme hizmetini verebiliyoruz.”
Kanser konusunda erken teşhis başta olmak üzere her konuda ilk günlerden daha iyi noktalarda olunduğu kesin.
Ama kesin olan bir şey daha var ki hasta sayısı da ilk zamanki gibi değil.
Okur mektubu;
Sayın Ahmet Kâşif yaptığı açıklamada, hane halkı yardım kaleminden UBP delegelerine para dağıtıldığını duyumu aldığını ve Sayıştay’ın bunu denetlemesi gerektiğini söyledi. Bunu söyleyen bir vekil.
Başbakan Küçük'ün her şekilde arkasında durduğunu artık belli eden bağımsız dediğimiz Sayıştay acaba bu denetimi gerçekleştirecek mi sizce?
Ben söyleyeyim. Hayır!
Bu haber 689 defa okunmuştur

:

:

:

: