Ankara şaşırtır mı?

Artan şekilde sorgu sual yapılıyor. Rum kesiminde 2004 Annan Planı döneminde tek “evet” diyen DİSİ partisinin lideri Nikos Anastasiades cumhurbaşkanı seçildiğine göre Kıbrıs görüşmeleri hemen başlıyor mu? Barış isteyen Anastasiades Rum lideri olduğuna göre kısa zamanda görüşme sürecinde ilerleme sağlanabilinir mi?
Artan şekilde sorgu sual yapılıyor.
Rum kesiminde 2004 Annan Planı döneminde tek “evet” diyen DİSİ partisinin lideri Nikos Anastasiades cumhurbaşkanı seçildiğine göre Kıbrıs görüşmeleri hemen başlıyor mu?
Barış isteyen Anastasiades Rum lideri olduğuna göre kısa zamanda görüşme sürecinde ilerleme sağlanabilinir mi?
Ankara acaba süreci desteklemek için tek taraflı adım atar, yeni Rum liderliğinin adım atabilmesine katkıda bulunabilir mi?
Türkiye Kıbrıs’tan asker çekip sürece ivme kazandırır mı?
Türkiye Maraş konusunda adım atar mı?
Türkiye şunu yapar mı, bunu yapar mı?
Sorgulama uzayıp gidiyor.

Batılısı öyle, doğulusu öyle… Diplomatlarla ister resepsiyonlarda ister yemeklerde ister ikili kahve buluşmalarında ne zaman bir araya gelsem hep aynı sorgulama, hep aynı acullük…
Sanırsın ki dünyanın en fazla çözüm isteyen, en barış talep eden adamı Rum kesimine başkan oldu da Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye onun barışa ulaşmasını engelliyor…
Tabii ki barış talep edilmeli, çözüm için tek saniye bile harcanmamalı.
Bunun birçok sebebi var. Ama Rusya bozgununun nedenini soran Napolyon Bonapart’a generali “Onlarca sebep var… Birincisi barutumuz bitti” deyince “Gerisini saymaya lüzum yok” demesi gibi, çözüm olmaz ise Kıbrıs Türk halkı Türk ulusu çorbası içerisinde mercimek tanesi gibi kaybolacak dersek grisini saymaya gerek kalmaz.

Elbette Türkiye ile kader birliği yapacağız.
Elbette Türkiye anavatanımız ve şükran duyuyoruz.
Elbette Türkiye ve son zamanlarda elde ettiği başarılarla gurur duyuyoruz.
Ama, müstemleke olmayı, o büyük çorbada mercimek gibi yok olmayı istiyor muyuz? Türkiye de bunu istememeli ama neo-Osmanlıcı takıntıdan mıdır nedir mevcut iktidarda bu konuda kafa karışıklığı var; Türkiye’nin orta ve uzun vade çıkarlarını Suriye siyasetinde de acı örnekleri görüldüğü gibi bazı anlık ve geçici kazançlara hatta Pirüs zaferlere tercih edebileceklermiş intibaı var bende…

Doğrusu Anastasiades’in seçilmesi Kıbrıs için bir ümit penceresi açmıştır. En azından uluslararası camiada, Avrupa Birliğinde ve hatta AB ile işbirliği programları Kıbrıs sorunu nedeniyle ciddi sıkıntılara giren NATO’da çözüm için bir beklenti ve dolayısı ile çözüme engel durumdaki Kıbrıs Rumları üzerine bir baskı oluşmuştur.
Bu ivme kaybedilmemelidir. Unutmamak lazım ki ilk birkaç ay çok önemlidir. Mart-Nisan döneminde görüşmeler yeni bir temelde ama bir önceki tur sonuna kadar yapılan görüşme ve varılan uzlaşı noktalarını dikkate alarak başlatılamaz, yılsonundan önce dörtlü veya beşli zirveye bu konu taşınamaz ise, bu pencere de başarısızlık ile kapanacaktır.
Rum tarafının temel pozisyonu 1975’de ne ise, Ulusal Konsey’in “Kıbrıs Rum’dur, Kıbrıs Türkleri 500 yıllık misafirdir; çözüm Kıbrıs milletinin Türk azınlığının millet içine kaynaşmasıyla olacaktır (yani osmosis)” mealindeki kararı ortada durduğu sürece gidenden gelenden fazla ümit beslemek anlamsızdır.
Nitekim o çok barışçıl olduğu iddia edilen Anastasiades’in ilk icraatı güzel bir örnek teşkil etmektedir Rum tarafındaki liderlik değişiminin ne kadar barış istenci yüksek bir lider ve hükümet ortaya çıkarttığına.

İLK İCRAAT
Ne yapmış ilk icraat olarak bu barışsever Anastasiades ve ekibi? Yunan Askeri Mezarlığı ile Hapishanede Gömülü EOKA’cı Mezarlığı’nı ziyaret etmiş ilk icraat olarak Anastasiades ve kabinesi…
Tamam, anladık, DİSİ zaten EOKA’nın partisi… İyi de, DİSİ’nin EOKA ilişkisi bizim UBP’nin TMT’nin partisi oldu kadar ama…
Yani? Eh işte evvel zaman içinde bir hatıra vardı ki hayali dünya değer…
Biz istediğimiz kadar kınarsak kınayalım, EOKA Kıbrıs Rumları açısından öyle tedhiş örgütü, kasaplar güruhu, eşkıyalar çetesi falan değildi… İngilizlere karşı kuruluş dönemi dışarıda bırakılır ise, ki o dönem araştırılmalıdır, Yunanistan tarafından NATO fonları sağ olsun finanse edilip geliştirilen bir paramiliter güç idi EOKA…
TMT ne idi peki? O banka reklamını hatırlayın! “Yok bir birimizden farkımız ama biz falan filan bankasıyız” demiyor muydu?
Yüce asil duygular; hamaset; milli çıkarlar; falan filan ve de filan…
Bırakın bugün Türkiye’de güneydoğuda da zaman zaman örnekleri yaşanan karı kız kavgaları, kişisel husumet hesapları, alacak verecek meselelerinin örgüt faaliyetlerine bulaşmasını kaldı mı bugün o zamanki milli falan duygulardan eser?

YOK BİRBİRİMİZDE FARKIMIZ
Demiş ki o ziyaretlerde Anastasiades kendilerinin özgürce yaşaması için hayatlarını kaybedenlerin önünde saygıyla eğiliyorlarmış. Aynı hamaset değil mi? Bizde de öyle olmuyor mu?
Vatan millet deyince kimse mangalda kül bırakmıyor ama sıra mesela yasama faaliyetlerini adam gibi yapmaya, yapmayanların Cumhuriyet Meclisi’nden defolup gitmesine gelince kimsede ses yok. En basit örneği bu… Öyle delegeyi göreve getirmek, kardeşe, çocuğuna imkân sağlamak, eşe, dosta, komşuya, komşu kızına oğluna gelinine iş aş imkânı sağlamaya falan girmiyorum… Vatandaşlık dağıtmaya da dokunmuyorum.
Ama herkes halk için çalışıyor; halk için özveride bulunuyor.
Hadi bre!
Kuzeyde de nihayet iktidar partisine başkan bulduğumuza ve kavgayı, en azından şimdilik, geride bıraktığımıza göre Kıbrıs Türk halkının temel meselesine odaklanma zamanıdır.
Sağıyla, soluyla, lümpeniyle, çıkarcısıyla Kıbrıs Türkünün artık temel bir uzlaşıya ihtiyacı var. Siyasi hamaset varsın devam etsin ama çözüm istencinde birlik olunmalıdır. Dahası, o çözüm günü geldiğinde Rumla varılacak anlaşma iki gün sonra Kıbrıs Türkünü esir etme imkânı vermemesi için ekonomik eşitlik sağlanmasına önem verilmelidir. Nasıl olacaktır bu? Türkiye’nin dikte ettirdiği ve çok acı önlemler içeren paket muhakkak uygulanmalı, uygulamada taviz verilmemelidir. Kendi ayakları üzerinde duran KKTC hem çözüm için bir ihtiyaç hem de olur ya bir gün böyle şaka devlet olmaktan çıkıp gerçekten bağımsız, uluslar arası toplumla entegre olmuş bir devlet olacak isek de şarttır.
Kısaca ekmek elden su gölden cumhuriyeti anlayışı terk edilmeli, taşın altına herkes elini koymalıdır.

Haa, sahi, başlıkta bir soru sordum cevabını vermedim değil mi?
Sahi vermedim mi?
Peki, tekrar edeyim. Türkiye Kıbrıs konusunda herkesi şaşırtabilir. En azından bir-iki yıl Kıbrıs sorunu dert çıkartmamalı, başka hesaplara engel olmamalıdır. Dolayısıyla “görüşür gibi” görüşmeler yapılması, “çözüm olur gibi” umutlar yaratılması şu andaki “başkanlık” hayallerine; Türkiye’nin çapasıyla ilgili soruların ötelenmesine ve dahası “barışçıl ülke” hesaplarına hizmet ediyor…
Gerisi, bize kalmış. Ya kim ne olacak, olmayacak kavgası verir; yalan yanlış haberlerle, uydurma kampanyalarla bir birimizi avlamaya çalışır ya da “biz bir şey yapmazsak kimse yapmayacak” anlayış birliğine ulaşır bir kez de cebi unutup, ortak geleceğimiz için işbirliğini seçeriz.

Anlaşıldı mı vesselam!
Bu haber 654 defa okunmuştur

:

:

:

: