“ETİ Baddı”

“1974 öncesi dağınık bir yaşam söz konusuydu. Ekonomik işlevler daha çok tarım ve ticaretti. Elbette bu faaliyetler küçük çapta sayılabilecek durumdaydı.
“1974 öncesi dağınık bir yaşam söz konusuydu. Ekonomik işlevler daha çok tarım ve ticaretti. Elbette bu faaliyetler küçük çapta sayılabilecek durumdaydı.
1975 sonrası, Rumlardan kalan sanayi ve turistik tesisler vardı. Yine 1975 yılında ekonomiyi yönlendirmek için KİT’ler kuruldu. Kıbrıs Türk Sanayi Holding İşletmeleri. Sanayi üretimi yapılıyordu. Kıbrıs Türk Meyve, Sebze işletmecilik Şirketi. Yani CYPRUVEX. Meyve, sebze ihracatı yapılıyordu.
Ve Kıbrıs Türk Hava yolları. KKTC’nin milli hava yolu. Hava taşımacılığı yapılıyordu. Yerinde yeller esiyor. Yenisinin kurulacağı gündeme geldi. Aylar geçti. Bugün için ise söylenen “Böyle bir gündem maddemiz yok”.

ETİ, yani Endüstri Ticaret ve İşletmecilik Şirketi özelleştiriliyor. Önemli kitlerden biriydi. Toptan ticaret yapılıyordu. Personel sayısı 350-400’e kadar yükselmişti. Şimdi 20’si emekli olup da halen çalışanlarla beraber 63 personeli var.
ETİ daha önceleri Renault markasının da bayisiydi. Ecza deposu, İngiltere ve Türkiye de şubeleri, gemileri birçok markanın bayiliği vardı. Şimdi maddi değer açısından Gönyeli’deki garajlardan başka pek bir şey yok. Bu kurumu kim alıp ne yapacak? “Her giden müdür bir bayiliğimizi aldı. Şimdi amaç Gönyeli’deki garajları birilerine vermek” diyor bir çalışan.”
Evet, konu ETİ’nin özelleştirilmesi.
Yazımın girişinde okuduğunuz bölümü, konuyla ilgili olarak kaleme aldığım ve 27 Nisan 2012 tarihinde “Amaç ETİ’nin Garajları” başlığıyla yayınlanan yazımdan bir kez daha aktardım.
Bu yazının üzerinden yaklaşık bir yıl geçti.
ETİ şimdi yeni sürecine doğru gün sayıyor.
Kurumun maddi olarak değerli çok da bir varlığı yok.
Ama yaşanan “özelleştirme” süreci toplumda genel olarak algılanıyor.
Yani bu işin sadece bir kurumla bitmeyeceği, bu düşüncenin yalnızca zararda olan kurumlar için düşünülmediği ve bu devletin elinde olan tüm varlıkları aynı sonun beklediği kanısı var ve bu açık seçik de ortada.

ETİ’nin özelleştirilmesi için maliye bakanlığı kendi internet sitesinden şöyle bir duyuru yaptı;

“İhale No: 018/2013
Kurum: Para Kambiyo ve İnkişaf San. İşleri D Müd.
İşin Konusu: Eti Teşebbüsleri Ltd.’deki, TCM Konsolide Fonu İnkişaf Sandığı’na ait, %98.94 oranındaki, 22,156,733,863 adet hissenin satışı için teklif kabul edilir.
Kapanış Tarihi: 20/03/2013 10:00
Şartname Bedeli: 500.-TL+KDV

Not:

1- İhaleye teklif verenler şartnameye göre istenen belgeleri eksiksiz olarak teklifleri ile birlikte verecektir.
2 - Geçici teminat miktarı ihale teklif bedelinin %5’dir. Teminatsız teklifler dikkate alınmayacaktır.
3- Geçici teminat olarak; - 41/2001 sayılı Merkez Bankası Yasası altında kurulmuş olan bankaların verecekleri en az 90 (doksan) takvim günü vadeli Banka Teminat Mektubu , - KKTC Maliye Bakanlığı Gelirler veznesine teminatın nakit olarak yatırıldığını gösteren makbuz, geçerli olacaktır.
4- Geçici teminat süresi en az 90 (doksan) takvim günü olacaktır. (İhalenin kapandığı tarihten itibaren)
5-Verilecek teklifler, şartnamede belirtilen para cinsi üzerinden olacaktır

Şartname İrtibat Numarası: 22 83 116
Şartname Temin Edilebilecek Kurum:
Para Kambiyo ve İnkişaf San. İşleri D Müd.”

Kurumun malı-mülkü ortada, bunlar için bir değer biçildi mi?
İkinci maddeden anladığımız böyle bir çalışma yok.
Varlık değeri yapılmadan satış hangi kriterlere göre yapılacak?
En yüksek teklifi veren mal sahibi mi olacak?
Yoksa karar vericilerin insafı mı ihaleyi sonuçlandıracak?
Bu ülke çok küçük.
Ve bu ülke sadece alan olarak değil, her anlamdaki hareket merkezleri ile küçük.
Ekonomik hareketler kısıtlı.
Zararda olan kurumlar olabilir.
Bu kurumları ekonomide işlevsel hale getirmek imkânsız da olabilir.
Ama bir karar alınmışsa en başta olması gereken “şeffaflıktır”.
Bugün için inandırıcılık ve güven ülkeyi yöneten erkin en önemli sorunudur.
Geçtiğimiz Çarşamba günü Lefkoşa’nın işlek yerlerinde üzerlerinde yazılarla mesaj vermeye çalışan kadınlar vardı.

Yazılardan aklımda kalan;
“Sanayi Holding Baddı”.
“KTHY Baddı”.
“ETİ Baddı”.
“Hesap verecek yok mu?”
Elbette en önemli mesaj;
“Hesap verecek yok mu?”
İşte en önemli mesele bu.
Yaşatmak işin kolayına kaçıp kurtulmaktan zordur.
Battı kelimesi tek başına bir anlam ifade etmiyor.
Batırıldı kelimesi ise sonuna kadar gidilip, sonuçlandırılması ve hesap verecek olanların deşifresine kadar sorgulanmalıdır.
Bu haber 619 defa okunmuştur

:

:

:

: