Tepki sadece siyasetçiye mi?

Dünyanın her yerinde, eleştiri ve önyargıdan nasibini en çok alan kesim siyasetçilerdir. Siyaset acımasız ve aslında nankördür. Bir gün omuzlarda ve gündemde iken bir başka gün adınız bile anılmaz.
Dünyanın her yerinde, eleştiri ve önyargıdan nasibini en çok alan kesim siyasetçilerdir.
Siyaset acımasız ve aslında nankördür.
Bir gün omuzlarda ve gündemde iken bir başka gün adınız bile anılmaz.
Ve çok kolaydır siyasetçiyi eleştirmek hatta yerden yere vurmak.
Üstelik siyasetçi söz konusu olduğu zaman hiç tanımadan, hiç konuşmadan, sırf bir hareket veya sözünden ötürü acımasız ve önyargı sahibi olunabiliniyor.
Tabi ki işin birde siyasetçi tarafı var.
Siyasetçi içinde en kolay ve en acımasız olan yöntem her daim birilerini suçlamaktır.
Bu yöntem kendini rahatlatmanın, sorumluluğu bir başka tarafa atmanın, kendini aklamaya çalışmanın ve aslında sadece kendini kandırmanın en ilkel yöntemidir.
“Aynası iştir kişinin” diye mutlaka ki boşuna söylemediler.
Ama bizim topraklarda öyle değil.
En kolay iş eleştirmek.
Ama sırf eleştirmek.
Siyasi yönetimler hata yapınca hemen topu başkasına atmanın en kolay yolunu seçerler.
Bir önceki yönetimi suçlamak en basit kuraldır.
Bir önceki yönetim, şimdiki yönetimi eleştirince ilk tepki şudur;
“Ama siz de böyle yapmıştınız”.
Evet, onlarda böyle yapmıştı ve bu yüzdendir ki insanlar onların yerine sizi seçti.
Sizi seçerken de hatalardan dönülmesi beklendi.
Hataların devamını değil.
Her yerde her konuda konuşmak ya da hiçbir yerde hiç konuşmamak.
İkisinin ortası bulunmalı.
Etliye sütlüye karışmadan ne şişi, ne de kebabı yakmadan başarılı olunamayacağı gibi gerekli gereksiz ve ulu orta konuşmakta bir başarı veya kazanç sağlamaz.
14 Mart Tıp bayramı.
Ve KKTC Tabipler Birliğinde düzenlenen tören.
Konuşmalar yapıldı.
Sağlık bakanımızda bir konuşma yaptı.
Ve muhalefette iken söylenenlerin, iktidar olunca farklı olabileceğini anlatmak için çok tuhaf bir olay anlattı.
Tabi ki sonrasında olan oldu.
Konu, gece kulüpleri.
Buralarda neler döndüğünü bilmeyen yok.
Devletin bu yerlerden kazanç sağladığı, buraların resmi olarak bir “Pazar yeri ve beden sömürüsü” olarak kullanıldığı ortada.
Bu ülkenin genelinin bundan utanç duyduğu da biliniyor.
Sayın bakanın sözlerini tekrardan bu köşede paylaşmak ve irdelemek istemem.
Ama bu sözlerin başka anlamları daha var.
Birincisi burada gizlenmeye ve aslında görmezlikten gelinmeye çalışılan o malum suçun işlendiğinin itirafı var.
İkincisi birilerini suçlamak, olayları hafife almak ve aslında 'muhalefetken her şeyi söyleyebilirsiniz' şeklinde bir siyaset tarzının deşifresi ortaya çıktı.
Bir diğer noktada bakış açısındaki duygusuzluk.
Düşününüz ki gece kulüpleri birer fabrikaya benzetiliyor.
Asker ve öğrenciler potansiyel cinsel açlar.
Bu konuşma için “ne gereği vardı?” sorusu ilk tepkim oldu.
Şimdi bu olay bir başka ülkede olsaydı diye bir cümle kurmak istemem çünkü değişen bir şey olmayacak.
Son derece talisiz, gereksiz, boşuna ve çirkin bir konuşma oldu.
Tepkilerde elbette haklıdır.
Peki, bunları söyleyen bir siyasetçi veya bakan olmasaydı yine bu derece tepki olur muydu?
Bence olmazdı.
Örneğin kadın haklarını savunan, bunun için örgütler kuran, sosyal alanlarda aktif görev üstlenen örgüt ve bireyler bu sözlere gösterdikleri tepkiyi neden daha geçtiğimiz hafta cinsel şiddete ve istismara uğrayan engelli kadın için ortaya koymadılar?
Neden bu engelli kadını şimdi kimse hatırlamıyor?
Bazı siyasetçilerin fabrikaya benzettikleri yerler çalışmaya devam edecek, beden işçileri görevlerini yapmaya devam edecek, Sayın bakan görevine devam edecek ama cinsel mağduriyet yaşayan engelli kadının hayatı hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak.


Bu haber 610 defa okunmuştur

:

:

:

: