Hayat acımasızda Kuzey Kıbrıs ne kadar merhametli?

Haberi yoldayken aldım. Bir telefon mesajıyla. “Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın torunu, rahmetli Raif Denktaş’ın oğlu Can Denktaş babasının mezarı başında kendini vurdu”. Çok üzüldüm.
Haberi yoldayken aldım.
Bir telefon mesajıyla.
“Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın torunu, rahmetli Raif Denktaş’ın oğlu Can Denktaş babasının mezarı başında kendini vurdu”.
Çok üzüldüm.

İlk aklımdan geçen “bu ailenin başına gelmedik kalmadı” düşüncesi oldu.
Evlat acısı, torun acısı, bir soy isimin yarattığı olumsuzluklar ve daha neler.
“İnşallah kötü bir durum yaşanmaz” dedim kendi kendime.
Sonrası malum Can Denktaş kurtarılamadı.
Bu ülkede soy ismi ağır birinin yakınıysanız işiniz zor.
Hiçbir şeye hakkınız yok.
Kendi çabalarınızla elde ettikleriniz bile sorgulanır.
Altında her daim bir şeyler aranır.
Aslında bunun haksız bedelidir ödenen.
Star Kıbrıs olayı manşetten verdi.
Haberi sevgili Suna Erden yaptı.
Haberle paylaşılan resimde Can Denktaş küçük oğluyla çok mutluydu.
Resmi gördükçe içim daha da burkuldu.
Sonra genel bir görüntü geçti gözümün önünden.
Bu kaçıncı bildik sebeplerden CAN kaybedişimiz diye.
İnsanı her türlü önceliğin en önünde tutan bir düzen neden kurulamadı bu ülkede?
Ve vakit artık çok mu geçtir?
Güney Kıbrıs’ta yaşanan ekonomik kriz ve buna bağlı olumsuzluklardan söylem anlamında yararlanacağımıza kendimize pay çıkarsak daha iyi olmaz mı?
Onlarda yaşananlar şu an için bizde olmayabilir.

Peki, bu bizim başarımız mı?
Elbette hayır.
İçten içe yaşanan bir çöküntü var bu ülkede.
Piyasada yaprak bile oynamıyor.
Devlet maaşları zar zor ödüyor.
Hayvancı, çiftçi, öğrenci, belediye çalışanı alacaklarını alamamaktan yakınıyor.
Küçük esnaf, orta direk bitmiş.
İnsanlar arasında uçurumun günden güne büyüdüğü sınıflar oluşmuş.
Çok yakın gelecekte yine yeniden gündeme gelecek mazbata sorunu köşede bekliyor.
Bunların hiçbiri gökten zembille gelmedi.
Ve hiçbiri çözümsüz değil.
En başta bunların varlığı kabul etmek gerek.
Kandırmak, sözlerle, rakamlarla aksini iddia etmek kolay ve bir yere kadardır.
İnsanlar artık çaresiz.
Kendi adıma bu duyarsızlığı, bu vurdumduymazlığı anlayamıyorum.
Daha ne bekleniyor?
Kısa bir zaman dilimi içinde onlarca insanımızı aynı sebepten ötürü kaybetmedik mi?
Bu ülkede ne seçim biter, ne iktidar kavgası.
Bitip tükenense, günden güne insan sevgisi.
Hayatı kolaylaştıracak erki elinde tutanların öncelikleri başka olunca çaresiz insanımız farklı çözümler buluyor.
Olanlarsa geride kalanlara oluyor.
Babasızlığın ne demek olduğunu iyi bilirim.
Babacığım 1994 yılının 30 Mayısında gitti bizden.
Kırk yaşındaydı.
Hayatının en güzel en verimli döneminde aniden yaşam denen mücadeleye yenildi.
Geride 37 yaşında genç bir kadın ve üç çocuk kaldı.
Ben lise son, kardeşlerimden biri lise diğeri ilkokul birinci sınıftaydı.
Dile kolay yirminci yıla doğru akan bir zamanı yaşıyoruz.
Hayat gerçek anlamda acımasız.
Hayat acımasızda kuzey Kıbrıs ne kadar merhametli?
Bu haber 655 defa okunmuştur

:

:

:

: