“Anastasiadis bile istifa edebilir”

Kıbrıs’ın güneyindeki ekonomik kriz durumu kuzey Kıbrıs’ta da özgüven ve hamaset nutuklarına yansıdı.
Kıbrıs’ın güneyindeki ekonomik kriz durumu kuzey Kıbrıs’ta da özgüven ve hamaset nutuklarına yansıdı.
Kendi halimizi bıraktık sağa sola akıl veriyoruz.
Unuttuğumuz ve görmezden geldiğimiz ise taşıma suyuyla değirmen çevirmeye çalıştığımız gerçeği.
İddia ediyorum ki güney Kıbrıs bu ekonomik çöküntüden beş yıl içinde kurtulacak.
Ama biz olduğumuz yerde saymaya, hatta daha da geriye gitmeye devam edeceğiz.
Güney de şubat ayında maliye bakanlığı görevine getirilen Mihalis Sarris bu görevinden geçtiğimiz günlerde istifa etti.
Kısa bir süre önce atanmış maliye bakanı görevini bıraktı.
Güneydeki ekonomik olumsuzluğun araştırılması için bir komisyon kurulacak.
Sarris “soruşturma komisyonunun işini kolaylaştırmak için istifa ettim” şeklinde bir açıklama yaptı.
Sarris aynı zamanda güneydeki krizin önemli aktörlerinden LAİKİ BANK’ın yöneticiliğini de yapmıştı.
Bizler böylesi bir duruma malum alışkın değiliz.
Bu istifanın ardından kuzey Kıbrıs yöneticilerinden de çeşitli yorumlar geldi.
Maliye bakanımız Sayın Tatar “güneyin içinde bulunduğu durum ortada bu istifalar sürebilir. Hatta Anastesiadis bile istifa edebilir” şeklinde bir görüş seslendirdi.
Güneyde yaşanan istifa beceriksizliğin sonucu değildir.
İstifa aynı zamanda bir sorumluluğu alma, kabullenme biçimidir.
Kıbrıs’ın kuzey topraklarında böyle bir alışkanlık olmadığından bu beceriksizlik veya acizlik olarak algılanabilir.
Bilindiği gibi güneyin içinde bulunduğu ekonomik kriz bizde hiçbir sorun yokmuş gibi bir övgü malzemesi.
Önceleri saymayalım dün bir vatandaş daha borçları yüzünden canına kıymak istedi.
Bu olayların artması bile bizim durumumuzun bir göstergesidir.
Bunları seslendirirken anlatmak istediğim esas nokta aynı ülkenin iki farklı bölgesinde iki farklı siyaset ve yöneticilik şeklini ortaya koymaktır.
Türkiye’den maddi destek gelmese kuzeyin de güneyden pek farkı yok aslında.
Güneyde yaşanan maliye bakanı istifasının bizde beceriksizlik ve iflasın sonucu olduğunu düşünmek “istifa” erdeminden haberdar olmamaktır.
Bizim yönetici konumunda olanlarımızın lugatın da böyle bir kelime ne anlam ne de düşünce olarak yoktur.
Demokratik ortamlarda özellikle yönetici konumunda olanlar birebir olsun veya olmasın her türlü olumsuzluğun, söylemin bir şekilde tarafıdırlar.
Bu sorumluluk anlamındadır.
Bu ülkede sorumluluk alan var mı?
Ya da nedir sorumluluk?
'Bireyin uyum sağlaması, üzerine düşen görevleri yerine getirmesi ve kendine ait bir olayın başkaları üzerindeki etkilerinin sonuçlarını üstlenmesi, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve kendi davranışının sonuçlarına sahip çıkabilmesi'.
Sorumluluk kısaca bu.
Bir daha altını çizelim;
“Hatalarının etkilerini üstlenmek ve başkalarının haklarına saygı göstermek”.
İnsan odaklı düşünceden uzak bu yapının yabancı olduğu çok kısa bir cümledir bu yaklaşım.
Herkes her işi yapacak diye bir kural yok.
Bir dülgerden ameliyat yapmasını bekleyemezsiniz.
Ama bunu bilmek ve en azından yapabileceklerine odaklanmak her anlamda başarının yarısıdır.
Peki, bizim ülkemizde pek rastlanılmayan “istifa” olayının esası nedir?
İstifa sorumluluğun ta kendisidir.
İstifa temsil edilen görevin önünü açmak, güven sağlamaktır.
Beceriksizlik, acizlik belki istifa sebebi olabilir ama işin esası onu kabullenmektir.
Çok uzağa gitmeye gerek yok son birkaç yılda istifa etmeyi gerektirecek neler olmadı ki bu ülkede.
Zamlardan, özelleştirmelerden, vatandaşlıklardan, istihdamlardan, ihalelerden, partizanlıktan, devlet olanaklarını şahsi çıkarı için kullanmaktan her türlüsü var.
Sadece sorumluluk alıp istifa eden yok.
Bunun en büyük sorumlusu yine toplumdur.
Çünkü bizler toplum olarak unutuyoruz.
Balık hafızalı derler ya.
İşte biz aynen öyleyiz.
Günlük yaşıyor ve tartışıyoruz.
Bunu bilenlere de istedikleri fırsatı veriyoruz.
Bu haber 726 defa okunmuştur

:

:

:

: