Sonucun muhasebesi

Lefkoşa Türk Belediyesinin seçim sonuçlarını herkes kendine göre yorumluyor. Başbakan Sayın İrsen Küçük'ün seçim sonuçlarıyla ilgili olarak 'gerekli mesajı aldık' açıklamasının ardından “20 bin oyla bir değerlendirme yapıp toplum iradesi olarak yansıtmak doğru değil” diye bir yaklaşımı oldu.
Lefkoşa Türk Belediyesinin seçim sonuçlarını herkes kendine göre yorumluyor.
Başbakan Sayın İrsen Küçük'ün seçim sonuçlarıyla ilgili olarak 'gerekli mesajı aldık' açıklamasının ardından “20 bin oyla bir değerlendirme yapıp toplum iradesi olarak yansıtmak doğru değil” diye bir yaklaşımı oldu.
Toplumcu Demokrasi Partisi Genel Başkanı Sayın Mehmet Çakıcı;
“Başkent halkının yeni bir partiyi ve başkan adayını destekleyeceğini umuyorduk. Ama seçimi yine denenmiş bir parti kazandı. Önemli olan bundan sonraki seçimlerde sandığa gitmeye tepki gösteren vatandaşları sandığa yönlendirecek politikalar geliştirmektir. Seçim sonuçları yeni bir hükümet krizine dönüşebilir” şeklinde bir düşünceyi seslendirdi.
Seçimin galibi Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sayın Özkan Yorgancıoğlu ise seçim sonuçlarının belirginleşmeye başlamasının hemen ardından;
“Bu seçimlerde iktidar partisi yüzde 25 oy aldı. Bu Lefkoşa gibi ülke genelini de yönetemediğini gösteriyor. Ülkede erken genel seçim yapılması gerek” sözleriyle erken seçim çağrısı yaptı.
Demokrat Parti Genel Başkanı Sayın Serdar Denktaş ise Mustafa Arabacıoğlu’na teşekkür ederek;
“böyle bir sonuç beklemiyorduk” diyerek konuyla ilgili yorumunu paylaştı.
Lefkoşa’nın seçimi bitti.
Sandıklardan çıkan sonuçların muhasebesi bundan sonraki süreç adına yol belirleyecek.
Şimdi sıra seçim sonuçlarını değerlendirip eksik veya hatalı tarafları bulmakta.
Lefkoşa seçimindeki katılım oranını ülkenin geneliyle eşleştirmek mümkün müdür?
Aslında pek de değildir.
Fakat iktidarda olup da Başkent Belediyesinin yönetimini kaybetmek, yeniden alamamak iktidar için önemli bir kayıptır.
Bunun en önemli sebebi her ne kadar UBP yönetimi sorumluluk almayıp eksikliği seçime katılım oranında görmeye çalışsa da belediyedeki krizi yönetememenin ve ülkedeki kötü yönetimin faturasıdır ödenen.
UBP yönetimi iddia edildiği gibi ülkede sayısal olarak yeterli, icraat olarak güçlü bir siyasi iktidara sahipse bu oy kaybının nedenlerini en azından kendi tabanına anlatmalı.
Seçime katılıp da gerçek “kamuoyu yoklamasıyla” karşı karşıya gelen siyasi partiler çok iyi düşünmeli ve bugünden itibaren atılacak adımları iyi hesaplamalı.
Mesela;
Ulusal Birlik Partisi bu seçim sonucunu her şeyden önce gerçekçi bir yaklaşımla sorgulamalı ve en başta kendi iç dengelerinin bu sonuçta ne kadar etkili olduğunu ortaya çıkarmalıdır.
UBP'de sorulacak iki soru vardır;
Parti bu seçimde tam anlamıyla bütünlüğü sağladı mı?
Hükümet icraatları seçim sonuçlarında etkili oldu mu?
Kurultay sürecinin devam ettirdiği bazı düşüncelerle Sayın İrsen Küçük’ün seçimlerden yenilgiyle çıkarak zora girmesi düşüncesi de UBP içinde tartışılması gereken bir başka konu.
Cumhuriyetçi Türk Partisi de bu aşamada şunu değerlendirmeli.
Bu seçimle elde edilen kazanım UBP’nin başarısızlığı ve aldığı tepki mi, yoksa parti politikalarının kazandırdığı bir artı mı?
Yani CTP, UBP'nin alternatifi olmadığını görüş ve uygulama anlamında farklılıkları olduğunu ortaya koymalı.
Yönetimsel zayıflık, kendine aşırı güven, her yaptığını en doğrusu zannetme, toplumdan kopuk siyaset yapma bu iki partiyi bir terazinin iki ucunda tutuyor sürekli olarak.
Terazinin iki ucu zamana göre, dönemin rüzgarına göre hep bir tarafı daha ağır gösteriyor.
Sandığa veya seçmene küsmeye de hiçbir siyasi partinin lüksü yok.
Her siyaset savunucusu bir gün iktidar veya muhalefet olacağını kabullenmeli.
İktidar hep iktidar, muhalefet hep muhalefet kalmayacak.
Pazar günü yapılan seçimi göz önüne alırsak;
UBP'nin oyları düşüş gösterdi, CTP oylarını korudu.
Oylarını artıran iki parti var.
Demokrat Parti ile Toplumcu Demokrasi Partisi.
Yapılacak ilk seçimde bugünkü tablo değişecek mi?
Rüzgar nereden ve kimin için esecek.
Bunları da yaşayarak göreceğiz.
Bu haber 695 defa okunmuştur

:

:

:

: